1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Reelpolitisizmin sefaleti! (2)
Reelpolitisizmin sefaleti! (2)

Reelpolitisizmin sefaleti! (2)

Neden Mavi Marmara platformu, Akdeniz'de dökülen kan ile Türkiye-İsrail ilişkilerinin normalleşmesinin ne alakası olduğunu haykırmıyor? Başta iktidar olmak üzere bu ilişkiyi kuranlara küçücü

A+A-

Neden Mavi Marmara platformu, Akdeniz'de dökülen kan ile Türkiye-İsrail ilişkilerinin normalleşmesinin ne alakası olduğunu haykırmıyor? Başta iktidar olmak üzere bu ilişkiyi kuranlara küçücük bir eleştirileri bile yok?

Köşeye kıstırılıp üzerine mermi yağdırılan körpecik Furkan'ın babasına “kuru özür”, “sadaka gibi tazminat” tartışmasına girmek yakışıyor mu? İsrail yangınına gönderilen uçakların Mavi Marmara için neden gönderilmediğini sorduktan sonra siyasetin ve bürokrasinin duygularla hareket etmeyeceğini belirtip olayı anlayışla karşılamak bir yüreğe nasıl dayatılabilir? Mavi Marmara'da kocası katledilirken kılını kıpırdatmayan, ama askeri tesislerin bulunduğu bölgelerdeki yangına anında yetişen iktidara ürkek ve çekingen lisanla, dilinin ucuyla sitem eden hanımefendi, bunun hemen arkasından adeta hatasını telafi etme telaşıyla Başbakan'a ve Dışişleri Bakanı'na teşekkür ve minnetini ardarda sıralıyorsa bu durumu tarif edecek esaslı bir izaha ihtiyacımız vardır.

İktidarda muhafazakar toplumun içinden gelmemiş başkaları olsaydı onları masanın karşı tarafına oturtup hesap soracakları yüzdeyüz kesin olan bu insanlar, sırf iktidardakiler kendi aralarından çıktı diye nasıl bu kadar anlayışlı, hoşgörülü, özenli ve dikkatli olabiliyorlar?

Bunlar mümkün olabiliyor, çünkü devlet aygıtının kullanabileceği araçlardan reelpolitik, muhafazakar iktidar zamanlarında reelpolitisizm cereyanına dönüşüp muhafazakar toplumun hayat tarzı ve düşünme biçimi olmuştur.

Devlet aygıtının dışpolitika aklı için seferber olanların yolaçtığı sonuç, Gazze yolunda verilen canların iktidarın dışpolitikasının basit birer enstrümanı olması ve manevra zayiatı sayılmasıdır.

Yıllardır söyleriz: İslami kesimin STK'larının tamamına yakını iç ve dış politikanın enstrümanı, devlet aygıtının departmanı olarak çalışmaktadırlar ve iktidarın sivil toplumu olmuşlardır. Halkın dertlerinin devlet katında takipçisi olacaklarına binbir gerekçe ve meşrulaştırma ile devlet katına eklenip halkın dertlerine yabancılaşmışlardır. O yüzden asla iktidarla karşı karşıya gelemezler, iktidarı eleştiremezler. Talepte bile bulunamazlar. Otorite kaşını çattığında köşelerine çekilirler. Erbakan'ın söylediği gibi, 'demokraturg'un, yani halkın yönetime alet edilmesinin taşıyıcı aktörleri haline gelmiş durumdadırlar.

Muhafazakar iktidar zamanlarındayız dostlar, iktidar uğruna "yeni NATO"ya asker yazılmaya âmâde, sırasını bekleyenlerden müteşekkil yeni dindarlık zamanları bunlar. Reelpolitisizme kapılmış, ruhu savrulmuş, vicdanen doğrulara karşı kılıç doğrultmuş dindarlığın zamanları!

Şükür ki iktidarın da, onun sivil toplumunun da dışında kalmayı başarabilmiş devrimci dindarlık da var, vahyin arı duru bedenine sahip çıkan. Hakikati maslahata kurban vermemeye azmetmiş devrimci dindarlar, binlerce yıllık insanlık çağrısını şaibeye bulaştırmadan yükseltmeye gayret gösteriyorlar.

Maslahatçılığın dindarlığı köhne, eski, yozlaşmış ve tabela inmesin diye bin kılığa girebilen güruhlara kalsın, biz soylu itizalin insanlarıyız. Özgürlük ve adalet davasının insanı, iktidardan da, onun sivil toplumu muhafazakarlıktan da sıyrılmış pâk mümindir. Yeni sözü işte bu mümin söyleyecek.

Muhafazakarlığın iktidarından da, sivil toplumundan da hicret etmiş özgürlük ve adalet devrimcisi eleştirel ruhu yeniden inşa edecek. Dostlar, muhafazakar iktidar zamanlarında zemini ıslak olmayan hiçbir dükkan yok. Eleştiri yok, çünkü kimse kimseye söz söyleyecek halde değil! O sebeple özgürlük ve adalet davasının devrimcileri işe iktidardan ve onun sivil toplumundan hicretle başlamalılar; Ebuzer gibi tek başlarına kalma pahasına ve Mevlana'ya kulak vererek: "Her iki cihanı da bırak, yalnız kal, yalnız yaşa / Mülk ve melekut derler oraya, yalnızlığın mübarek olsun"

Özgürlük ve adalet davasının devrimcisi, (eski İslamcı tekkelerin de dahil olduğu) muhafazakar sivil toplumda kaldığı sürece varoluşunun anlamını yitirecektir.

Muhafazakar toplumdan müşteki, bağımsızlığından zinhar vazgeçmeyen, eleştirel aklı en değerli hazine bilen ve sözümüze kıymet takdir eden özgürlük ve adalet devrimcilerine sözümüz şudur: Reelpolitisizmin kirleticiliğine karşı tetikte durun, eleştirel akıl kılıcını asla kınına sokmayın, muhalifliğinizi korkak alıştırmayın, vicdanen doğruyu hiçbir bedele değişmeyin, ne politik iktidardan korkun ne de muhafazakar baskıdan, ne devlet aygıtına muhtaç hissedin ne de muhafazakar nema havuzuna, mülk(iyet), ne hüküm(ranlık) reddiyesini bastırın sinenize ve en yüksek burca dikin sancağı: Mülk(iyet) ve hüküm(ranlık) Allah'ındır!

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.