1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Rektör seçiminde son durum
Rektör seçiminde son durum

Rektör seçiminde son durum

Kocaeli Üniversitesi Türkiye’nin en büyük üniversitelerinden biri hâline geldi. İlimizin gözbebeği. Bu nedenle üniversitenin rektörünün kim olacağı kent kamuoyu tarafından yakından takip edi

A+A-

Kocaeli Üniversitesi Türkiye’nin en büyük üniversitelerinden biri hâline geldi. İlimizin gözbebeği. Bu nedenle üniversitenin rektörünün kim olacağı kent kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.

Üniversitedeki 800 civarında öğretim üyesinin yaptığı seçimden Prof. Sezer Komsuoğlu açık farkla birinci çıkmıştı. Seçimden kısa süre önce Prof. Faik Budak ile ittifak yapan Prof. Nurettin Abut çok geride kalmasına rağmen YÖK’teki değerlendirmede sıralamanın değişeceği umudunu koruyordu. Abut’un beklentisi gerçekleşti. YÖK köşke yolladığı listede Sezer Komsuoğlu’nu ikinci sıraya indirdi. Son kararı Cumhurbaşkanı Abdullah Gül verecek.

Abdullah Gül rektör atamalarında çoğunlukla YÖK’ten gelen listeye göre hareket ediyor. Bu nedenle Prof. Nurettin Abut’u rektörlüğe çok yakın görenler var. Üniversitede şimdiden kelle alma listeleri yapılıyormuş. Öncelikle Sezer Hoca’yı hafife almamak lazım. Rektör Komsuoğlu iktidarın doğrudan hedef aldığı bir isim değil. Seçimden büyük oy farkıyla birinci çıkmış. Üstelik arkasında Türkiye’de çok etkili olduğu bilinen “Trabzon lobisi” nin desteği var. Cumhurbaşkanı Gül’ün son kararı bazılarını şaşırtabilir.

Rektör seçiminin sonucu ne olursa olsun Üniversitemizin kurumsal kimliğinin yıpratılmamasına özen gösterilmeli. Öğretim üyelerini “O’nun adamı”, “Şunun işbirlikçisi” şeklinde sınıflandırmak yerine bilimsel yetenekleri ölçüsünde değerlendirmemiz gerektiğini unutmamalıyız...

Avrupa Birliği'nin son raporu

Türkiye'nin geleceğinin Avrupa Birliği'nde olmadığına inananlardanım. Avrupa Birliği 50 yıldan beri bizi oyalıyor. Belli ki istemiyorlar. Bazı ülkelerin liderleri bunu açık açık söylerken, bazıları Türkiye'nin yüzüne gülüp, arkasından vuruyor.

AB ile ciddi sorunlarımız var. Güven bunalımı var. Türkiye'ye yapılan haksızlıkları kabullenme zorluğu var. Bunlara rağmen AB'nin zaman zaman titiz çalışmalarla hazırladığı Türkiye raporlarını dikkate almak gerekiyor.

Avrupa Birliği Komisyonu, her yılın sonlarında Türkiye ile ilgili kapsamlı bir rapor hazırlıyor. 2010 yılı için hazırlanan rapor henüz resmen açıklanmadı. Ama her zaman olduğu gibi yine Türkiye raporunun ana hatları basına sızdı.

AB'nin Türkiye Raporunda, 12 Eylül'deki referandumla onaylanan Anayasa değişikliklerinden övgü ile söz ediliyor. Anayasa'nın bu değişikliklerle Avrupa Standartlarına yaklaştığı vurgulanıyor.

Ama raporda Türkiye'de yolsuzlukların hâlâ devam ettiği vurgulanıyor. Basın özgürlüğünün giderek azaldığına dikkat çekiliyor. Basın kuruluşları ve gazeteciler üzerindeki baskıların giderek arttığı gazeteciler hakkında 4 binden fazla dava açıldığı belirtiliyor.

Türkiye her ne kadar AB ile ilişkilerinde karşı tarafı çok fazla ciddiye almak zorunda değilse de, bu basın özgürlüğünün azalması ve yolsuzlukların devam ediyor olması ile ilgili dostça uyarıları da dikkate almalıdır.

Bülent Ecevit özel bir insandı...

Önceki gün Türkiye'nin eski Başbakanlarından Bülent Ecevit'in ölümünün dördüncü yıldönümüydü. DSP'de, CHP'de anma törenleri yapıldı.

Aslında Ecevit'in “Türkiye demokrasisinin saygın ismi” olarak devlet törenleriyle anılması, örnek gösterilmesi gerekirdi diye düşünüyorum.

Bülent Ecevit son Başbakanlığı döneminde başarılı olamadı. Başında bulunduğu koalisyon hükümeti döneminde Türkiye hortumlandı. Ecevit çok yaşlı, çok hastaydı. Koalisyon dengelerini korumak adına pek çok konuda sessiz ve etkisiz kalıyordu. Çok güvendiği Hüsamettin Özkan'a pek çok yetkisini devrederken, bir bakıma “Kediye ciğeri emanet etmişti”

Son Başbakanlığı başarısızdı ama Bülent Ecevit, Türkiye siyasetinde önemli ve değerli bir örnek olarak kaldı.

CHP ve daha sonra farklı sol partilerin lideri olduğu için, Ecevit'e hayatı boyunca hiç oy vermemiş, hatta siyaseten kızmış çok insan var. Ama onlar bile Ecevit'in dürüstlüğünü takdir ediyorlar.

Bülent Ecevit, siyasette hem parti içinde, hem partiler arasında mücadelenin en sertini, en dirençlisini göstermiştir. Ama hep nazik kalmıştır. Ecevit'in üslubu, dünya siyasetine örnek olacak üsluptur.

Muhataplarına her zaman “Sayın” demiştir. Hep nazik olmuştur. Her ortamda eşi ile birlikte bulunmuş, hatta eşinin partisinde etkili olmasını sağlamıştır.

Bülent Ecevit'in maddi konulardaki dürüstlüğünden de kimse kuşku duyamaz. Türkiye'nin gördüğü en mütevazı siyasi liderdir.

Türkiye'de özgürlüklerin gelişmesi, özellikle çalışan emekçi kesimin haklarının ilerlemiş olması, Ecevit sayesindedir.

Türkiye siyaset tarihinde artıları eksilerinden çok daha fazla olan az sayıdaki liderden biri Bülent Ecevit'tir. Üstelik Türkiye siyasetinde bir sol partiyi seçimde birinci yapmış, iktidar yapmış son liderdir. Manevi huzurunda saygıyla eğilenlerdenim. Keşke Ecevit'i daha görkemli devlet törenleri ile ansak. O'nu tanımamış gençlere “Türkiye siyasetinden işte böyle bir lider de geçti” diye öğretebilsek.

Bu haber toplam 925 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.