1. YAZARLAR

  2. İlksen ÇAĞLAYAN

  3. Renklerin Gücü
İlksen ÇAĞLAYAN

İlksen ÇAĞLAYAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Renklerin Gücü

A+A-

Bir rivayete göre dünyanın bütün renkleri bir gün  bir araya toplanmışlar ve hangi rengin en önemli , en özel olduğunu tartışmaya başlamışlar:

YEŞİL demiş ki: "Elbette en önemli renk benim.. Ben hayatın ve umudun rengiyim.. Çimenler, ağaçlar, yapraklar için seçilmişim.. Şöyle  bir yeryüzüne bakın, her taraf benim rengimle kaplı..."
MAVİ hemen atılmış: "Sen sadece yeryüzünün rengisin.. ya ben? Ben hem gökyüzünün hem denizin rengiyim. Gökyüzünün mavisi insanlara huzur verir, ve huzur olmadan siz hiçbir ise yaramazsınız""
SARI söz almış: "Siz dalga mı geçiyorsunuz? Ben bu dünyaya sıcaklık veren rengim.. Güneşin rengiyim.. Ben olmazsam soğuktan donarsınız hepiniz"
TURUNCU onun sözünü kesmiş: "Ya ben? Ben sağlık ve direncin rengiyim.. İnsan yaşamı için gerekli vitaminler hep benim rengimde bulunur.. Portakalı, havucu düşünün.. Ben  pek ortalarda görünen bir renk olmayabilirim ama güneş doğarken ve batarken gökyüzüne o güzel rengi veren de benim unutmayın"
KIRMIZI daha fazla dayanamamış: "Ben hepinizden üstünüm!Ben kan rengiyim! Kan olmadan hayat olur mu!Ben tehlike ve cesaretin rengiyim! Savaşın ve ateşin rengiyim! Aşkın ve tutkunun rengiyim!!! Bensiz bu dünya bomboş olurdu!!!"
MOR ayağa kalkmış: "Hepinizden üstün benim.. Ben asalet ve gücün rengiyim. Bütün krallar, liderler beni seçmişlerdir.. Ben otorite ve bilgeliğin rengiyim, insanlar beni sorgulamaz..dinler ve itaat ederler"
ve bütün renkler hep bir ağızdan kavgaya tutuşmuşlar... her biri diğerini itip kakıyor "en büyük benim" diyormuş... 

Derken bir anda şimşekler  çakmış, ve yağmur damlacıkları gökten düşmeye başlamış.Bütün  renkler neye uğradıklarını şaşırmış, korkuyla birbirlerine sarılmışlar. Yağmurun  sesi duyulmuş..."Ah renkler.. Bu kavganızın anlamı ne, bu üstünlük çabanız neden? Siz bilmiyor musunuz ki her biriniz farklı bir görev için yaratıldınız, birbirinizden farklısınız ve her biriniz kendinize özelsiniz... Şimdi elele tutuşun ve bana gelin"Renkler bunun üzerine kendilerinden çok utanmışlar. El ele tutuşup birlikte gökyüzüne havalanmışlar ve bir yay şeklini almışlar. Yağmur onlara : “Bundan  böyle her  yağmur yağdığında siz birleşip bir renk cümbüşü halinde gökyüzünden yeryüzüne uzanacaksınız, ve insanlar sizi gördükçe huzur duyacaklar, güç bulacaklar,insanlara yarınlar için umut olacaksınız, gökyüzünü bir kuşak gibi saracaksınız ve size GÖKKUŞAĞI diyecekler.. anlaştık mı?"
Bu yüzden ne zaman dünyamız yağmurla yıkansa, ardından gökyüzünde GÖKKUŞAĞI belirir olmuş.

Çok doğru değil mi ? Hepimiz farklıyız ama aslında  biriz, hele ki bir aradayken, hele ki yan yanayken. Farklılıklarımız , bizi ne üstün, ne de daha aşağıda kılıyor aslında. Çoğu zaman bu gerçeği ardımızda bırakarak yaşıyoruz . Ne garip.. Unutuyoruz, insanlığımızı, kimliğimizi ,benliğimizi. Çoğu zaman ruhumuzu da.. İstemiyoruz bir başkasının daha fazla iyiliğini, ya da daha fazla mutluluğunu, ya da bir başarısını.. Dedim ya bir de aslında unutuyoruz hayat koşturmacasında.. Hatırlamak ve hatırlatmak gerek halbuki. Her zaman ama her zaman.. Zalimliği değil iyiliği seçmek için. Her defasında daha fazla yenilenmek, her defasında daha fazla hızlanmak  için. Bir de her defasında daha iyi olmak için.. Her bir farklılığı , her bir özelliği avantaj görüp ona göre hareket etmek , ona göre fark etmek için.  Hikayedeki yağmur gibi bizi bir arada tutan bir çok şey gibi, kendi kendimize yapmalıyız bu iyiliği, bu çabayı.. Haydi.. 


“Yalan söyleyenler doğru söyleyenlere inanmazlar.” Konfüçyüs

t5-005.jpg


 

Bu yazı toplam 1316 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.