1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Restleşme nereye kadar?
Restleşme nereye kadar?

Restleşme nereye kadar?

Geçen hafta yazmış olduğum ucuz kahramanlık yapmak olmaz dış politikada akılcı politikalar üretmek gerekir. Özellikle dış işleri bürokratlarının bu konulardaki  deneyimleri çok önemlidir diye farklı aç

A+A-

Geçen hafta yazmış olduğum ucuz kahramanlık yapmak olmaz dış politikada akılcı politikalar üretmek gerekir. Özellikle dış işleri bürokratlarının bu konulardaki  deneyimleri çok önemlidir diye farklı açılardan  İsrail krizindeki noktalara değinmiştim.

Ama görünen o ki iktidar ateşten gömleği giymeyi sürdürmek istiyor. Hatta restleşme noktasına kadar olayı götürmek dünya kamuoyu önünde inadına  bir şeyleri ispat etmek çabasını sürdürüyor. Bakın bu yazılarımız da  İsrail in mavi Marmara olayındaki saldırganlığını ve insanları öldürmesini haklı gösterecek hiçbir şey ima etmiyoruz.

Ama birileri Devlet yönetmek adına koskoca bir ulusun geleceği ile ilgili riskler almayı göze alıyorsa işte buna duyarlı  bir vatandaş olarak ben itiraz ederim. Böyle acemilikler yapan siyasilere ağır olun molla desinler diye tarihe not düşmek adına tavrımı  ortaya koyarım.

Geçen hafta yazımda belirttiğim gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Büyük insan Mustafa Kemal Atatürk  ne demişti  “Yurtta sulh cihanda sulh “ şimdi böyle düşünüp bunu tüm dünyaya söyleyen büyük önderin ülkesinde iktidar olan bir partinin lideri efelenerek tüm diplomatik kuralları ters yüz ederek ülke yönetmeye kalkıyor.

Oldu mu şimdi AKP li dostlar her şeyi bilen  dediğiniz,söylediği her şeyi doğru kabul ettiğiniz adeta biat ettiğiniz liderinizin şu İsrail krizindeki tutum ve davranışları sizce  yakışık alıyor mu?  Üstelik  bunu Devlet yöneterek yapıyor. Ben size oy vermedim sizin politikalarınızı tasvip etmiyorum. Ama sizin lideriniz benim de Başbakanım, ben sizin liderinizden bir vatandaş olarak doğru  bildiğim bir konuda  Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının soğukkanlılığını duruşunu beklerim. Dış politika santranç oynamaya benzer. Sonunda şah mat olmak ta var. İşte bu yüzden birey olarak bu düşünceyi savunuyorum.

Şimdi krize neden olan Mavi Marmara gemisi yüzünden Devletler arası sorun çıkarmak ülkemiz adına haklılığımızı ortaya koymaz. Nedenine gelince bu gemi devlet kontrolunda ve izni ile uluslar arası sularda seyretmedi. O günleri anımsayın, ortada ciddi anlam da çelişkiler var. Şimdi bu olaya uluslararası arenada tansiyon yükselterek yüksek perdeden politikalar tavırlar ortaya koyuyorsak adama sormazlar  mı bu gemi yola çıkarken önlemlerinizi neden almadınız? Hükümet olarak bu gemiye neden yola çıkmasına göz yumdunuz? İnsanlık adına yapılanlar gerçekten tasvip edilmez. Ama bu konuda Devlet politikası oluşturup uluslar arası arenada farklı duruş ,içine girmekte Devlet ciddiyeti ile bağdaşmaz.

Ben hala Dış işlerinin deneyimli bürokratlarının bu krizde sus pus olmalarını anlamış değilim? Yargıda , orduda olduğu gibi sizce Dışişleri demi hizaya sokuldu?  İnanın ülkemizde çok garip şeyler oluyor. Akıl tutulması yaşıyoruz. Umarım siyasi iktidar bir çılgınlık yapmaz. Bu krizde  içinde bulunduğumuz coğrafya ateş çemberinde büyük kaoslara sürüklenir. Artık ondan sonra olacakları ülke olarak yaşanacakları düşünmek bile istemiyorum.

BIKKINLIK DİZ BOYU

İnsan normal yaşantısı içinde görmüş olduğu olumsuzluklar da üstelik kendisinin oy verdiği siyasetçilerin yönettiği bir ortamda  akıldışı üstelik enayi yerine konmuşluğunu gördükçe bıkkınlıkta duyguları düşünceleri tavan yapıyor.

Zaten çok okuyan ve çok düşünen bir toplum değiliz. Abuk sabuk takım tutar gibi lider ve parti tutuyoruz. Heler o partilerdeki siyasi figürler işin bir ucunda uzak veya yakın bir çıkar ilişkisi içinde o bireye temas ediyorsa konuşacak söz hele muhalefet etme olasılığınız hiç olmaz. Sus pus olur oturursunuz.

Neden bunları yazma gereği duydum, derseniz bu kentte has bel kader siyasilere papatya falı açarak bugün eleştireyim diye yazı yazan kalem erbabı dostlar var. Onların yazdığı yazıların tozu yere düşmeden bir iki paragrafta ben yazayım dedim .

Nede olsa bu köşe sürekli muhalif olan bir köşe, kim iktidara gelirse gelsin, biz gördüklerimizi vatandaşın bize ilettikleri ile sizlere ulaşmaya yorumlarımızla düşüncemizi paylaşmaya uğraş veririz. Sevmeyen insanların fazla olduğunu da bilirim. Ama işin doğruları yanlışlıkları örtmüyor. Balık hafızalı olmak bizlerin kaderinde yazılıymış. Gerçekten yerel seçimlerde Kocaeli’de atıp tutan renkli broşürlerle meydanlarda esip gürleyen belediye başkanları koltuklarına oturduklarında ne güzel oldu.

Ohh… beeee seçimi kazandık nasıl olsa beş yıl sonrasına Allah kerim dediklerine göre biz kalem erbabı olanların yerel yöneticileri ateş çemberi içinde tutmamız boynumuzun borcu olmalı derim. Çünkü vatandaş ne yapsın onlarda bıkkınlık diz boyu .

Kırk yılda bir rast gelirse başkana sitem edecek. Veya seçimden seçime elini sıkan bir Başkana sizce nasıl hesap sorabilir ki?   Evet aralarında sevdiğimiz isimler de olsa  Kocaeli’nin belediye Başkanları o anlı şanlı projelerinizi hayata geçirmek için zamanınız tükeniyor. Bizden söylemesi ona göre, ne yapıp edin bunları kamu oyuna anlatmaya çalışın.

Bu haber toplam 957 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.