Sizden 15 gün izin istemiştim.
Tatil bitti, işimizin başına döndük.
Yazmak için birkaç gün bekledim.
Çünkü tatilimin bir bölümünde il dışındaydım. İzmit’te olduğum zamanlarda da çok sık şehir dışına çıktım.
Dolayısıyla gündemi takip etme şansım olmadı. Biraz da bilerek ve isteyerek yerel gündemin dışında kaldım.
Geldiğimde, geriye dönük bir arşiv taraması yaptım.
Çok fazla bir şey kaçırmadığımı gördüm.
Çünkü ülke gündemi ne kadar hareketliyse, kentin gündemi de o kadar sakin ve durağanmış.
Alınmış ama okunmamış bir sürü kitap, izlenmemiş bir sürü film vardı….
Bol bol okudum, bol bol film izledim.
İl dışında ihmal ettiğim arkadaşları, dostları ziyaret ettim.
15 gün bünyeyi dinlendirdim, kalemi biledim.
Şimdi, yeniden merhaba diyorum.
Bu köşenin takipçileri, bu sütunlarda yine bol bol eleştiri bulacaktır.
Birilerinin övüldüğüne çok az tanık olacaksınız.
Bu sütunların kişisel menfaatlere alet edildiğine asla tanık olamayacaksınız.
Çünkü bizim işimiz, eleştirmek, doğru zamanda, doğru soruları sormaktır.
Bize bu saatten sonra bol bol birilerini öv, gazetecilik değil, biraz da “halkla ilişkiler” yap desen, beceremeyiz, yapamayız.
Alışkanlıklar da kolay terk edilmiyor çünkü…
Tıpkı şu fıkradaki gibi;
“Adam sürekli çapkınlık yapıyor ve karısına yakalanıyormuş. Karısı defalarca uyarmış.
Adam, ‘Artık son vereceğim, bırakıyorum aşkım’ demiş. Eşini bir kez daha yakalayan kadın, bu kez şok geçirmiş.
Çünkü çapkın kocası, bu kez 1. 20 boyunda bir kadınla berabermiş.
Hiç istifini bozmayan çapkın, ‘Karıcığım, azalta azalta bırakıyorum bu işleri’ demiş.”
Görüyorsunuz, huylu huyundan vazgeçmiyor.
Hoş bulduk efendim…
----------------------------------------------------
Bari siz yapmayın liseliler!
Liseli Genç Umut, geçtiğimiz günlerde İzmit sokaklarındaydı.
Yürüyüş yaptılar, slogan attılar, basın açıklaması yaptılar.
Liseli arkadaşlar, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Dindar gençlik yetiştireceğiz” açıklamasını eleştirdiler.
Başbakan bu sözleri söyleyeli, neredeyse bir ay olacak.
Arkadaşlar yeni yanıt veriyorlar. Olsun efendim, geç olsun güç olmasın.
Liseli arkadaşlar, “Gericilerin, cemaatçilerin gençliği olmayacağız” diyorlar.
Eyvallah.
Sonunda kadar destekliyorum. İyi ederler.
Ben de olmadım. Ben de özgür bir birey olmayı tercih ettim.
O yüzden bu arkadaşları tebrik ediyorum.
Liseliler, “Onların gençliği olmayacağız” derken bir tercih ortaya koyuyorlar.
Ancak konuşmaların sonunda diyorlar ki;“Gericileri, cemaatçileri okullarımızdan ve bu ülkeden kovacağız”.
İşte, burada yanlış yapıyorlar.
Benimle aynı şeyleri düşünmeyen, aynı şeylere inanmayan bu ülkeden gitsin mantığının esiri oluyorlar.
Farkında olmadan “Ya sev, ya terk et” diyorlar.
Yanlış yapıyorsunuz arkadaşlar!
Sizin birilerini “kovmayı” bırakıp, özgür, demokratik bir ülkede, “birlikte yaşamayı” savunmamız gerekiyor.
“Kimse kimseye bir yaşam tarzı dayatmasında bulunmamalı. Dindar dinsize, milliyetçi solcuya, solcu cemaat mensuplarına bir şeyler dayatmamalı. Herkes birbirine saygı göstermeli. Türkiye farklı inançlara, farklı düşüncelere saygılı, demokratik bir ülke olmak zorundadır. Bizim ‘ileri demokrasiye’ değil gerçek demokrasiye ihtiyacımız var” demeniz gerekiyor.
Elbette çıkın, konuşun, yürüyün, basın açıklaması yapın arkadaşlar.
Ama kimseyi bu ülkeden kovacağız demeyin.
Çünkü birilerini kovmaya çalışarak değil, farklılıklara saygı göstererek, daha yaşanabilir bir Türkiye kurabiliriz…
Bakın her gün eleştirilen, yerden yere vurulan Sabri Yalım eylemcileri bile her hafta farklı bir abukluğa imza atıyor ama…
“Atatürkçüleri, laikleri ya da solcuları bu ülkeden kovacağız” demiyorlar.
Bu adamlar bile, o mantığı aştı.
Siz de yapmayın lütfen.
-------------------------------------------------------
“Yorum”suz yasak!
Grup Yorum, 26 Şubat’ta ilimizde konser verecek.
Konseri düzenleyecek olan firma, İzmit Belediyesi yetkililerine gidip, konseri tanıtmak için afiş izni istemiş.
Yok demişler.
İzmit Belediyesi yetkilileri, “görsel kirlilik” olur diyerek, izin vermemiş.
Üstelik “Bu durum, Grup Yorum’a özel değil” demişler.
Dilerim öyledir.
İnşallah bir çifte standart yoktur.
Çünkü yarın yasak dedikleri yerlerde, İlim Yayma Cemiyeti’nin, Sivil Anayasa eylemcilerinin, Gönüllü Kültür Teşekkülleri’nin afişlerini, reklamlarını görmeyelim de…
Peki, görürsem ne mi olur?
Zamanında bu adamlar için “AK Parti’nin demokratları” yazmıştım.
Yanılmışım derim.
Kamuoyunu yanılttığım için özür dilerim.
--------------------------
GÜNÜN REPLİĞİ
“Yıllardır her sabah arabayla gelip seni evden alıyorum, bir şeyler içiyoruz, takılıyoruz. Ama bunca yıldır günümün en güzel bölümü arabadan inip kapına gelene kadar geçen 10 saniyeydi. Çünkü diliyorum ki, bu defa kapını çaldığımda orda olma. Gitmiş ol. ‘Hoşçakal, sonra görüşürüz’ olmadan. Hiçbir şey olmadan… Sende hiçbirimizde olmayan bir cevher var. Beni boşver, ben hayatım boyunca böyle kalacağım. Bu yüzden, 20 yıl sonra hala burada yaşıyor olursan, yemin ederim seni öldürürüm…” Can Dostum filminden…




















Yorumlar
Kadir-ari- \"bu adamlar bile, o mantığı aştı. \" derken bir kesimi zor algılayan olmasana rağmen , onlarda anladı babında kullanmışsınız. Fakat yazınızdan sa zor algılayan , antidemokrta gerici hangi kesim çok iyi anlaşılıyor. Bunlar daha buralardayken, atı alan üsküdarı geçti. Hala demoda olmuş sosyalizmin peşinde bunlar. Tamamada bursaı mülüman ülke burada salyangoz satarsanzı elinizde kalır. Sanki onlara zorla dindarolun diyen var. Allahın böyelelrinede ihtiyacı yok, kafayı kullansalar allaha muhtaç olanların onlar olduklarını görecekler.
Yanıtla Beğen 23 Şubat, 16:13