1. YAZARLAR

  2. M.Zeki CANŞİ

  3. Ruşen Çakır’ı dinlerken ve Cizre’deki provokatif eylemler
M.Zeki CANŞİ

M.Zeki CANŞİ

Yazarın Tüm Yazıları >

Ruşen Çakır’ı dinlerken ve Cizre’deki provokatif eylemler

A+A-
Geçen hafta Barış Platformu’nun davetlisi olarak Kocaeli’ye gelerek bir konuşma yapan Ruşen Çakır’ı dinleme fırsatım oldu. 
Ruşen Çakır’ın konusu ‘Çözüm Süreci’ idi. O, o konuşmayı yaparken Cizre’de yine bir takım provokatif eylemler yaşanıyordu. Aziz okurlarım, Çözüme ilişkin Türkiye ne zaman bir yol alsa, karşılıklı diyalog ve ittifak sağlansa, bazı karanlık odaklar devreye giriyor ve süreci baltalamak için bir takım kanlı eylemler gerçekleştiriyor. 
Bereket ki bu sefer Konuya ilişkin HDP’nin açıklaması ümit verici. Nitekim HDP milletvekili Demir Çelik: "Cizre ve benzeri birçok yerde olup bitenler, daha çok barıştan umudu olmayanların, savaştan beslenenlerin provokatif eylemleridir" dedi.
Bu mini hatırlatmadan sonra gelelim Ruşen Çakır’ın konuşmasına.
Ruşen Çakır: sözünün başında adeta tecdid-i İman yaparak “14 yaşından beri elhamdülillah solcuyum fakat Kürt değilim. Dil bilen Muhti Lazım, ailem Batum’dan gelmiş” diyerek başladı. Tabi buna ihtiyaç duymasının kanımca iki sebebi vardı. Biri salondaki çoğu üniversite öğrencisi olan Kürt siyasal hareketini benimseyen dinleyici kitlesine selam çakması, sözü, bakın sizden değilim ama, sizin haklarınızı savunuyoruma getirmesi, diğeri de çözüm sürecini desteklemekle beraber hükumet yanlısı olmadığını ısrarla hissettirmek istemesi. 
Kısmen de olsa bazı dinleyicilerin tepkisini çeken “Hiç sağcı olmadım, sağcılık hastalıklı bir düşüncedir” tarzındaki çıkışı salondaki bazı sağcı dinleyicilerin tepkisine ve yüksek sesle ‘sağcıyız ve tedavi olmaya gidiyoruz’ deyip salonu terk etme protestosuna sahne oldu. Doğrusu bu cümlesi pek de şık olmadı. Kuliste de kendisine bu tepki iletildiğinde, latife yaptığını ifade etmek zorunda kaldı. 
Kanımca Çakır’ın vurgulamaya çalıştığı sağcılık daha çok Amerikan sağcılığı ve buna bağlı olarak milliyetçi reflekslerle yapılan sağcılık. Yoksa tepki gösteren arkadaşların algıladıkları gibi Kur’an’da ifadesini bulan sağcılığı kast etmediği kanaatini taşıyorum. 
Konuşmasında Sayın Çakır, süreci desteklediğini ve bu yüzden sağa kayan eski solcu arkadaşlarınca eleştiriye maruz kaldığını ama her şeye rağmen bir Suriye olmaktan korktuğu Türkiye’nin zarar görmemesi için çaba sarf ettiğini ifade etti.
Her şeye rağmen CHP’nin sürecin bir parçası olması gerektiğini, CHP’nin her an bu sürecin akamete uğrayacağı beklentisi içerisinde olduğunu ve sürecin akamete uğraması halinde de adeta elini ovuşturarak haklılığını ifade etme beklentisi içerisinde olduğunu ve bunda en büyük zararı CHP’nin göreceğini ifade etti.  
Çözüm sürecinin baş müzakerecilerinden bir tanesinin Öcalan olduğu ve sanıldığı gibi Kandil’in de kendisi arasında herhangi ihtilafın olmadığı ve Öcalan’ın istemediği hiçbir şeyin hayata geçmesinin mümkün olmadığını Ankara’nın da anladığını ve adımlarını bu realiteyi gözeterek attığını ifade ederken, diğer taraftan güçlü bir iktidarın ve onun lokomotifi durumundaki Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın her şeye rağmen ipleri elinde tutan dirayetli duruşu, tökezlese de bu iki iradenin her ikisi ya da her biri istemezse çözüm süreci bitmez… Her hâlükârda devam edeceğini ümit ettiğini açıkladı. Amerika’nın bu sürece dahlinin olmadığını, en azından karşı olmadığını ve dikkatlice takip ettiği kanaatini taşıdığını ifade etti. 
Taraf olmaktan ziyade, araştırmacı-gazeteci kimliği ile olup bitenleri gözlemlemek ve gözlemlediği görüş ve düşünceleri kamuoyu ile paylaşmak arzusunu taşıdığını ifade etmesi, ‘iyi ki varsınız’ yorumlarına sebep oldu.
Altını çizmek istediğim ve katılmadığım bir diğer ifadesi de, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Adalet ve Kalkınma Partisi, Kürt meselesini bir enstrüman olarak gördüğünü ve bu konuda samimi olmadığı yönündeki ifadesidir. 
Geçmişte rahmetli Özal’ın sonuçsuz kalan girişimleri ile Demirel’in ‘Kürt realitesini tanıyoruz’ ifadesi ve Mesut Yılmaz’ın ‘AB yolunun Diyarbakır’dan geçer’ sözleri heyecan yaratsa da, bir anlam ifade etmediği görüldü tarzındaki açıklaması aslında bir hakikatin ifadesidir.
Ezcümle, yazımın içinde ifade etmeye çalıştığım katılmadığım bir-iki hususu istisna kabul edecek olursak, genel olarak faydalı bir analiz ve çözüm sürecini destekler mahiyette bir konuşma olduğunu söyleyebilirim.  
Bu yazı toplam 238 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.