1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Ruşen Hakkı gönüllerin başköşesinde kalacaktır
Ruşen Hakkı gönüllerin başköşesinde kalacaktır

Ruşen Hakkı gönüllerin başköşesinde kalacaktır

Kocaeli değerli bir dostu yitirdi. Ruşen Hakkı artık gönüllerde yaşayacak. O bir gönül dostuydu. Şairdi, yazardı. Kadife gibi şiirler, ince bir mizahla cuk diye oturan yazılar yazdı. Kişiliğinden

A+A-

Kocaeli değerli bir dostu yitirdi.

Ruşen Hakkı artık gönüllerde yaşayacak.

O bir gönül dostuydu.

Şairdi, yazardı.

Kadife gibi şiirler, ince bir mizahla cuk diye oturan yazılar yazdı.

Kişiliğinden, hayata bakışından ödün vermedi.

Onunla aynı ortamı paylaşmak, herkes için bir keyif, bir onur, bir şanstı…

Her masanın başköşesinde, şen kahkahasıyla anılacaktır hep.

O, her masayı başköşede şereflendirmişti.

1980’li yılların sonlarında Türkiye Komünist Partisi yöneticilerinin Türkiye’ye dönüşlerine izin verilmiş, TKP’nin legalleşmesi için hükümet yeşil ışık yakmıştı. Bu amaçla TKP’nin eski tüfekleri Otel Altınnal’da bir gece düzenlemişlerdi. Geceye katılmamız için gazeteye davetiye de gönderilmişti. Gazeteyi temsilen Ruşen Hakkı, muhabir olarak da ben, TKP’nin gecesine katıldık. TKP’nin gecesi, gazetede “Komünistler en lüks restoranda eğlendi” başlığıyla yer aldı.

Birkaç gün sonra Cumhuriyet Savcısı bizi ifadeye çağırdı. Ruşen Ağabey ile ikimizi…

Savcı Bey’in odasına girdik, bizi buyur etti. TKP haberinin yayınlandığı gazeteyi eliyle göstererek, ilk soruyu Ruşen Hakkı’ya yöneltti:

-Ruşen Bey, bakıyorum komünistlerin gecesini başköşede şereflendirmişsiniz!

Ruşen Hakkı tereddütsüz ve o tatlı tebessümüyle hemen lafı yapıştırdı:

-Savcı Bey, ben her gittiğim yeri başköşede şereflendiririm...

Savcı ifadelerimizi aldı, kovuşturmaya gerek görülmedi. O günler çoktan geride kaldı, bırakın TKP’yi, neredeyse PKK’ye af çıktı.

Daha pek çok tatlı anımız vardır.

Aynı sofralarda karşılıklı çok şiir okuduk.

Ama her şeyin bir sonu var.

Ruşen Hakkı’yı yitirdik.

Kocaeli’nin başı sağ olsun.

O, yıllar önce savcıya söylediği gibi, her gittiği yeri başköşede şereflendirecektir.

Işıklar içinde yatsın…

Ruşen Hakkı’ya saygıyla…

Ölüm, Allah’ın emri.

Her canlı er ya da geç, “bedensel olarak” ölüm denen sonsuzluğa ulaşacak.

Ama, “can” bu.

Hele, bir “can dostu” yitirmişseniz, acısı bir başka oluyor.

Ruşen Hakkı’yı yitirdik.

Bu kentteki yaşamı boyunca, dürüstlüğün, üretkenliğin, sevginin ve saygının örneği olmuş bir güzel insandı Ruşen Hakkı.

O’nu tanıdığımda, henüz 16 yaşında lise öğrencisiydim.

Şiire, tiyatroya, edebiyatın her türüne büyük ilgi duyuyordum.

“Çağdaş Sanatçılar Lokali” adını ilk kez duymuştum.

Bu kentin edebiyat-sanat insanları orada toplanıyorlardı.

Nazmi Tirben, Bora Gülerman, Feyzullah Toros, Zekai Büyükada, Aygen Yalçın, İrfan Nircan ve belki şu anda adını anımsayamadığım birkaç arkadaşımla bu lokale gider, Ruşen Hakkı’yı, Naci Girginsoy’u, Ruhi Kanak’ı dinlerdik.

Bu güzel insanlar da bize evlatları gibi sahip çıkar, arkadaşları gibi davranırlardı.

Hayatımda var olan en insanca, en saygın ilkeleri bu insanlarla kazandığıma inanıyorum.

Ruşen Hakkı, en uzun süre birlikte olduğum insandı.

“Baba” gibiydi.

Bu nedenle O’na “Ruşen Baba” diye seslenirdim.

İlk şiir denemelerimdeki, O’nun kurşun kalem düzeltmelerini hala saklıyorum.

Elbette O’nun gözlem, akıl ve düşleriyle ürettiği bütün eserleri, adıma atfedilen sıcak iletileriyle kitaplığımın en büyük hazineleridir.

Ruşen Hakkı ile nice ortak anılarımız, nice doyumsuz birlikteliklerimiz oldu.

Bir gün bir kötü sözüne, bir insan için dedikodusuna, bir insan için kötü niyetine tanık olmadım.

Tapu’da çalışıp da, tapu sahibi olamayan, alın teri ile ailesini yaşatan bir aile babası, her yönüyle namus timsali bir insandı.

Kimi zaman sitem ederdim O’na;

“ Seni örnek aldım, pişmanım! Şöyle, köşeyi dönmeyi bile ne bildin ne bana öğrettin! Beni de kendine benzettin!” diye.

Şimdi, herkesin huzurunda bu büyük ustama saygı ve minnetlerimi sunuyorum.

O, gerçek bir emekçiydi ve emek dostuydu.

Daima emeğin hak ve insanlık mücadelesinin yanında yer aldı.

Yaşam biçimi, geride bıraktığı unutulmaz anıları  ve ürettiği eserleriyle “ölümsüzlüğü” yakaladı Ruşen Baba.

Böyle bir miras ve ödül kaç insana nasip olabilir?

Ruhu şad olsun…

Mustafa Küpçü

Bu haber toplam 876 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.