1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Ruşen HAKKI’yı sonsuzluğa uğurladık
Ruşen HAKKI’yı sonsuzluğa uğurladık

Ruşen HAKKI’yı sonsuzluğa uğurladık

Gazetemiz köşe yazarlarından Ruşen Hakkı (75), ünlü ve de önemli edebiyatçılarımızdandır. Kocaeli’nde yaşayan şairler olarak O’na “Şiir Çınarımız” derdik. O hep fazlasını hak ederdi. Yeri gelir

A+A-

Gazetemiz köşe yazarlarından Ruşen Hakkı (75), ünlü ve de önemli edebiyatçılarımızdandır. Kocaeli’nde yaşayan şairler olarak O’na “Şiir Çınarımız” derdik. O hep fazlasını hak ederdi. Yeri gelir ağabeyimiz olurdu, yeri gelir babamız.

Son hastalığında, KOÜ Tıp Fakültesi Hastanesinde yaklaşık iki ay tedavi gördü. Hekimlerin yoğun uğraşlarına rağmen, 11 Nisan, Pazartesi sabah saatlerinde hayata veda eden Ruşen Hakkı Ağabeyimizi, salı günü saat 16. 00’da gazetemiz binası önünde düzenlenen tören sonrasında, Fevziye Camisinde ikindi namazının ardından sonsuzluğa uğurladık. Şimdi O, Üçtepeler Kent Mezarlığında, sevenlerinden uzakta. Can dayanır mı buna.

Çok zor bunları yazmak. Acımız sonsuz. Bir kalem sustu. Kolay mı? Bu ne demek biliyor musunuz? Eksildik biraz daha, yalnızlaştık demek.

Edebiyatımızın, Kocaeli’nın, sevenleri ve akrabalarının, çocukları ve  torunlarının, saygıdeğer eşi Türkân Ablanın, hepimizin başı sağ olsun.

Anısı, yapıtları ve kişiliği önünde saygıyla eğiliyorum.

Işıklar içinde ol Ruşen Abi. Bu yaralı yürekle sensizliğe alışmak çok zor olacak.

AKP’ye Oy Verelim mi?

Her iktidarın doğruları da vardır, yanlışları da. Terazinin hangi kefesi ağır basıyor; doğrular kefesi mi, yanlışlar kefesi mi? Sonra ah vah dememek için, işte ona bakmak gerekiyor. AKP iktidarları dönemiyle ilgili aşağıdaki bilgileri okuduktan sonra, Türkiye’nin iyiye gidip gitmediğinin kararını siz verin. Bilgileri aktarıyorum:

1. Ülkemizin dış borçlar toplamı 2002 yılında 125 milyar dolar iken, 2010 yılında 282 milyar dolara yükselmiştir.

2. Ülkemizde kişi başına kamu borcu 2002 yılında 2918 dolar iken, 2010 yılında 4152 dolara yükselmiştir.

3. Ülkemizin cari açığı 2002 yılında 0,63 milyar dolar iken, 2010 yılında 48,5 milyar dolara yükselmiştir.

4. Ülkemizde borç faizine giden para 80 yılda 135 milyar dolar iken, son 8 yılda 408 milyar liraya yükselmiştir.

5. Ülkemizde icralardaki dosya sayısı 2002 yılında 10 milyon iken, 2010 yılında 17 milyona yükselmiştir.

6. Ülkemizde 1 kg ekmeğin fiyatı 2002 yılında 1 lira iken, 2010 yılında 2 lira 14 kuruşa yükselmiştir.

7. Ülkemizde 1 litre benzinin fiyatı 2002 yılında 1 lira 66 kuruş iken, şimdi 4 lira 16 kuruşa yükselmiştir.

8.  Ülkemizde 1 kilo dana etinin fiyatı 2002 yılında 8 lira iken, şimdi yaklaşık 30 liraya yükselmiştir.

9. Ülkemizde tutuklu ve hükümlü sayısı 2002 yılında 59 bin 187 iken, 2010 yılında 122 bin 404’e yükselmiştir.

10. Ülkemizde işsiz sayısı 2002 yılında ortalama 2 milyon 269 bin iken, 2010 yılında ortalama 3 milyon 259 bine yükselmiştir.

11. Ülkemizde vatandaşın bankalara borcu 2002 yılında 6,5 milyar lira iken, 2010 yılında 170 milyar liraya yükselmiştir.

Türkiye’nin iyiye gittiğini mi söylüyorsunuz? Rakamlar öyle söylemiyor ama. Bir daha okuyun isterseniz.

KOÜ’den Başarılı Proje

Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zafer Bingül’ün başkanlığını yürüttüğü proje TÜBİTAK Araştırma Destek Programları Başkanlığı (ARDEB) tarafından desteklenen projeler arasında başarılı proje olarak seçildi. “Yüksek Hassasiyetli 6 Serbestlik Dereceli Paralel Robot Uygulaması” başlıklı projenin bilgilendirme toplantısı TÜBİTAK Başarı Hikâyeleri Paylaşım Etkinlikleri kapsamında 20 Nisan 2011 tarihinde Ankara Rixos Otel’de yapılacaktır.

Değerli hocalarımızı kutluyor, başarılarının artarak sürmesini diliyorum.

NOT: İlgili haber ve fotoğraf, KOÜ’nün internet sitesinden alınmıştır.

Tay Dergisinin 118. Sayısı

Anadolu dergiciliğine saygı duymuşumdur hep. “Perşembe Yazıları” okurları, tanıtılan dergilerden bunu bilirler. Bu hafta, Tay dergisinin (32 sayfa) Mart-Nisan 2011 tarihli 118. sayısını tanıtmaya çalışacağım.

Tay, Karabük Kültür ve Sanat Derneği yayını. Dernek Başkanı Halil Nihat Yıldız, derginin sahibi. Yazı işleri müdürlüğünü Gülderen Canyurt üstlenmiş. Derginin yayın kurulunda iki ad var: İsmail Arslan, Hüseyin Özmen.

Bu sayıda birçok yazı ve şiir yanında, ilgililer için, İbrahim Yıldız ve Raşit Kara adına düzenlenen şiir yarışmaları şartnamesi de var.

On birinci yılını sürdüren derginin 118. sayısında şu adlar yer alıyor: A. Uğur Olgar, Ahmet Ayaz, Ahmet Saraçoğlu, Ali Cengiz Topçuoğlu, Ali Karagöz, Aysun Şenocak, Aziz Kemal Hızıroğlu, Barış Erdoğan, Dilek Köksal, Ertan Şahin, Evin Okçuoğlu, Fatma Kılıç, Fazıl Bayraktar, Gülderen Canyurt, Güngör Gençay, Harika Ufuk, Hasan Akarsu, Hayrettin Geçkin, Hayrün Gündüz, Hüseyin Özmen, Işık Sungurlar, İbrahim Şaşma, M. Fikret Ünlüer, Mehmet Önder, Mehmet Paşa Kâhyaoğlu, Melahat Babalık, Meral Demir, Meriç Utku, Mithat Önal, Neşe Balıkçı, Nursen Özdoğan Kurban, Rabia Deveci, Sevim Yazar, Taylan Koç, Tolga Kaygusuz ve Yıldız Tümerdem.

Ön kapak Zeki Oğuz, arka kapak H. Bora Beniç’e ait.

Tay’a sürdürümcü (abone) olmak ya da yazı göndermek isteyenler, derginin elektronik adresine ([email protected]) yazabilirler.

Yazımı, Meral Demir’in 21. sayfada yayımlanan bir şiiriyle noktalamak istiyorum:

SESSİZ UĞRAKLAR

Sessiz uğrakların

ayak izi numarası kadar büyümüş

yokluk otları…

Aralarında

dikeni batan

yaprağı yakan

kokusu ağlatan

fala yakışmaz

öyle ihtişamlı

özlem çiçekleri yeşermiş ki,

cesaretin varsa

kurumaya yüz tutmuş zülüflerinden

tut

kopar onları…

Meral DEMİR

Fıkra

Evin hanımı gece yarısı uyanır ve kocasının yatakta olmadığını fark eder. Yataktan kalkar ve kocasını mutfakta bulur. Koca dalgın dalgın kahve içmektedir ve aklı çok uzaklardadır. Üstelik gözlerinden yaş gelmektedir. Kadın: - Ne oldu sevgilim? - Yirmi yıl önceki ilk buluşmamızı hatırlıyor musun? - Tabii. - On altı yaşındaydın o zaman. Arabanızın arka koltuğunda sevişirken baban basmıştı bizi. - Evet hatırlıyorum. - Babanın silahını yüzüme dayayıp “ya kızımla evlenirsin ya da yirmi sene hapis yatarsın” demesini de hatırlıyor musun? - Hatırlamaz mıyım? Adam yanağındaki gözyaşlarını silerek: - Bugün hapisten çıkmış olacaktım.

Sağlık

Paraguay’da yüzyıllardır tatlandırıcı olarak kullanılan bilimsel adı ‘steviya’ olan şeker otu, Akdeniz Üniversitesi’nde üretilmeye başlandı. Kalori, yağ, sakarin ve toksik maddeler içermediği için şeker hastalarının tatlandırıcı olarak rahatlıkla kullanabileceği şeker otunun toz halinin ise normal şekerden 200-300 kat daha tatlı olduğu bildirildi. Özel bir firma tarafından da Antalya’da 10 dekar alanda üretimine başlanan şeker otunun, kısa sürede ekonomiye kazandırılması planlanıyor.

Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Kenan Turgut yaptığı açıklamada, Latince ismi steviya olan şeker otunun, tropik kuşakta yetiştiğini belirtti.

Şeker otunun Paraguay'da 1500 yıldır tatlandırıcı olarak kullanıldığını, Brezilya, Japonya, Hindistan’da da kullanımının yaygın olduğunu ifade eden Turgut, Türkiye’de de bitkinin üretimi ve kullanımına izin verildiğini vurguladı.

Türkiye’de kullanılıyor olmasına rağmen, üretimi olmadığını ve ithal edildiğini kaydeden Prof. Dr. Kenan Turgut, şu bilgileri verdi:

''Bu bitkinin en büyük özelliği, içerdiği farklı tipteki tatlandırıcı. Sakorozdan çok farklı, steviyol glikozit adı verilen bir tatlandırıcı. Kurutulmuş haldeki şeker otu yaprakları, normal şekerden 10-15 kat daha tatlıdır. İşlenerek toz haline getirilmiş şeker otu ise normal şekerden 200-300 kat daha tatlıdır. Stevia ekstresinin en büyük özelliği, doğal tatlandırıcı ve diyet gıdası olarak hiç bir şekilde kalori, yağ, sakarin ve toksik maddeler içermemesidir.''

(Kaynak: www.gazeteport.com.tr, 9 Nisan 2011)

Bu haber toplam 1248 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.