• BIST 74.462
  • Altın 132,735
  • Dolar 3,5172
  • Euro 3,7848
  • Kocaeli -1 °C

Rüzgar ve güneş enerjisini desteklememiz gerekiyor

İsmet ÇİĞİT

Türkiye’nin enerjiye, üstelik uzuz enerjiye ihtiyacı var. Özellikle TL böylesine hızla değer kaybederken,  ithal ettiğimiz akaryakıt ve doğalgaza ödenen paralar devletin, dolayısı ile hepimizin bütçesini sarsıyor. Elektrik enerjisini de büyük oranda ithal ettiğimiz doğalgazı kullanarak üretiyoruz.

Türkiye’nin enerji üretimindeki avantajı, topraklarından çıkan kömürü kullanmak. Ama ülkemizdeki kömür madenlerinin de ne kadar vahşi olduğunu, bu madenlerde çok düşük ücretlerle çalışan insanların nasıl büyük risklerle karşı karşıya olduğunu hepimiz biliyoruz.

Enerji lazım. Üretmemiz lazım. Üstelik iç kaynaklarımızla, ucuza mal ederek üretmemiz lazım.

Elimizde doğal enerjiler kalıyor. Suyu akıtarak, rüzgar güllerini çevirerek, güneş panellerini ısıtarak enerji üretmeliyiz.

Büyükşehir Belediyesi, özellikle İSU son yıllarda güneş enerjisini gayet güzel kullanıyor. Kullar bölgesinde yapılmakta olan yeni arıtma tesisi kendi enerjisini de güneş panelleri ile üretecek. İlimizde samanlı sırlarından doğup akan su kaynakları üzerinde de pek çok HES(Hidro Elektrik Santralı) kuruluyor. Aslında HES’lerden önce güneş ve rüzgar enerjisini tercih etmemiz lazım. HES’lerin de doğayı tahrip etme riski var.

Kocaeli’nin bulunduğu coğrafi konumda, en uygun enerji güneş enerjisi. Aslında doğru yatırımlarla bizim şehrimizdeki pek çok konut sitesinin, AVM’nin enerji ihtiyacı güneş panelleri ile karşılanabilir. Çevreye en ufak zararı bulunmayan, kurulum maliyeti dışında üretim maliyeti olmayan bir enerji türü güneş enerjisi.

Kocaeli’nin rüzgardan enerji üretimi konusunda çok uygun konumda olmadığını biliyoruz. Ama bazı bölgelere rüzgardan enerji üretecek rüzgar güllerinin kurulması mümkün. Bir özel şirket, İznik ile Pamukova arasındaki bölgede 100 kadar rüzgar gülü kurup, elektrik üretmeye talip. İlimizdeki rüzgar güllerinin büyük bölümü, Yuvacık sırtlarında kurulacak. Geçenlerde ÇED toplantısı yapıldı. Bölge halkının kaygılarına hak vermemek mümkün değil. Ama prensip olarak, “Biz her şeye karşıyız” mantığı ile rüzgar enerjisinden yararlanma projelerini elimizin tersi ile itmememiz lazım. Rüzgar güllerinin her biri 80 metrekarelik alanı kaplayacak. Bölge halkı, “Ağaçları kesecekler” diye karşı çıkıyor. İbrahim Karaosmanoğlu’nun Başkan olduğu bir kentte, hele hele Karaosmanoğlu’nun yaşadığı Yuvacık bölgesinde kolay kolay ağaç kesilebilir mi?.. Bu konuyu sakince tartışmamız lazım. Eğer o bölgede kurulacak rüzgar güllerinden elektrik enerjisi üretilecekse, birkaç ağacın feda edilmesi göze alınabilir. Projeyi hayata geçirmek isteyenlerin de bölge halkına her şeyi doğru anlatması gerekir.

ÇÖP FABRİKASI DA ÖNEMLİ

Birkaç yıl önce, Hızlı Tren Yolu yapılırken, ilimiz Maşukiye bölgesinde bulunan Sapanca Gölünü besleyen çok önemli bir derenin kaynağında taş ocağı kurmaya kalktılar. Hep birlikte karşı çıktık. Bu bölgede taş ocaklarına, maden ocaklarına, doğayı tahrip eden HES’lere, Başiskele ilçesinde D-130 Karayolu’nun kenarındaki merada taş ve mıcır tesisi kurulmasına, yeni limanlar için denizin doldurulmasına hep birlikte ve çok yüksek sesle karşı çıkmalıyız. Ama ucuz enerji üretimi için, bu kentin her gün artan çöplerini imha etmeye yönelik tesisler için de mantıklı olmamız gerekiyor.

Misal, Büyükşehir Belediyesi’nin yeni evsel atık yakma tesisi projesi var. Uzun araştırmalar sonucu en uygun yer bulundu. Elbette bir miktar ağacı kesmek lazım. Ama evsel atık yakma tesisini biran önce yapmak da lazım. Şimdi, bu çöp fabrikasına sırf muhalefet olsun diye karşı çıkanlar var. Oysa, bu şehrin çöplerini yakacak tesis şart. Keşke, belirlenen ilk yer olan Dilovası bölgesinde kararlı durulsaydı. Olmadı. Ama belirlenen yeni çöp fabrikası yerinin de çok yanlış olmadığını bilmemiz yazım. Bu tesis kurulduğunda, hem kentin evsel atıkları yakılarak yok edilecek hem önemli miktarda(belki KOÜ Umuttepe Yerleşkesi’nin bütün ihtiyacını karşılayacak kadar) elektrik üretilebilecek.

Çevreyi korumak hepimizin önde gelen görevi. Her ağacı, her çiçeği korumak çok önemli. Ama bir yandan da ucuz elektrik enerjisi üretmemiz lazım. Doğanın imkanlarını kullanmamız lazım. Çöpleri doğaya bırakmadan imha edecek tesisler yapmak lazım. Bu konularda gereksiz ve saçma muhalefetin kimseye faydası olmayacaktır.

Cumhurbaşkanı gelip, bizim  Balık Pazarı’nı görse

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kimi söylemleri ile çok büyük siyasi tartışmaların fitilini yakıyor. Ama hakkını vermek lazım. Erdoğan, bu ülkede her kesimden insanın arasına katılabiliyor, her mesleğin zorluklarını bizzat görmek için adımlar atabiliyor, topluma çok doğru mesajlar da veriyor.

Erdoğan, pazar günü İstanbul Boğazı’nda balıkçı tekneleri ile açılmış.. Görüntüleri TV haberlerinde izledim, çok hoşuma gitti. Her fırsatta sigaranın, alkolün zararlarından-elbette haklı olarak- söz eden Erdoğan, bu kez balığın sağlık için ne denli önemli olduğunu, toplumun balık yemesinin önemini de vurguladı.

Kuşkusuz Sayın Cumhurbaşkanı ile benim balık yeme tarzlarım, alışkanlıklarım farklıdır. Ama şu bir gerçek ki, Cumhurbaşkanı balığın önemini, lezzetini ve faydalarını gayet iyi biliyor. Bu konuda halka yönelik çağrısı da son derece önemli. Balıkçıların sorunlarına eğilmesi, Türkiye’de balıkçılık konusuna eğilmesi çok önemli.

Aslında bizim şehrimizde son yıllarda balıkçılık adına önemli işler yapıldı. Bu şehir, bence Türkiye’nin en önemli “Balık Şehri”dir. Büyükşehir Belediyesi, Körfez üzerinde yapılan Osmangazi Köprüsü’nün doğusunda, yani İzmit Körfezi’nin tamamında profesyonel tekneler ile balık avını birkaç yıl önce yasakladı. Kim ne derse desin İzmit Körfezi son yıllarda temizlendi. İzmit Körfezi çok uzak olmayan gelecekte dünyanın en önemli balık merkezi olabilir. Sadece balık turizminden büyük avantajlar elde edebilir. Başiskele Sahili’nde yeni bir mezat yeri yapıldı. Karamürsel’in Ereğli Köyü, zaten balık av mevsiminde Türkiye’nin en önemli balık merkezi. Ama gelin bakın ki, bizim şehrimizde Balık Pazarı’na girilemiyor. Tramvay yolu inşaatı, tam da en hareketli balık sezonunda İzmit’in Balık Pazarı’na araçla giriş çıkışı kapattı. Burayı biran önce açmak için de en küçük bir gayret yok.

Ben bu şehirde her hafta en az bir kez balık yemeyi çok önemseyen insanlardan biriyim. Hoş evde kendi çocuklarıma bile balığı sevdiremedim. Ama sırf kendim için gider, balık alırım. Bu yıl eve balık almak için Balık Pazarı’na gidemiyorum. Balığımı Metro’dan alıyorum. Metro’nun çok güzel bir balık reyonu var. Ürünlerin tazeliğinden de kuşku duyulmuyor. Ama isterim ki, Balık Pazarı’na gideyim, 10-15 dakika bütün tezgahlara bakayım, balıkçı esnafı ile iki laf edeyim, eve götüreceğim balığı oradan alayım. İzmit’te bu imkan ortadan kalktı. Hem de Eylül-Mayıs arasındaki kısıtlı balık sezonunda ortadan kalktı.

Pazar günü İstanbul’da boğaza balıkçı teknesi ile çıkıp dolaşan, balığın önemini vurgulayan Sayın Cumhurbaşkanı, acaba bizim şehrimize gelse, bu Balık Şehri’nin Balık Pazarı’nın halini, yolunu görse şehri yöneten arkadaşlarına neler söylerdi?..

Bu yazı toplam 951 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
  • Heyecan verici bir proje
  • Zaman Geçiyor, Büyüyoruz
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37