1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. Sadece Çukurbağ yeterdi
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

Sadece Çukurbağ yeterdi

A+A-

Hep diyoruz ki, “Bu şehre bir kişi bile turizm amacıyla gelmiyor.” 
Denizi, güneşi için Antalya’ya gidiyor insanlar.. 
Peri bacaları için Kapadokya’ya..
Otları için Alaçatı’ya, rüzgarı için Çeşme’ye gidiyorlar.. 
Eğlenmek için Bodrum’a; Mevlana ile huzur bulmak için Konya’ya; müzeleri için İstanbul’a gidiyorlar. 
İskender için Bursa’ya; kebap-baklava için Gaziantep’e; pastırma için Kayseri’ye gidiyorlar..
İçi içe yaşayan kültürler için Mardin’e, kahvaltı için Van’a, dondurma için Maraş’a gidiyorlar.. 
Bizim şehrimize kimse turizm için gelmiyor. Elbette çok insan geliyor.. İş yapmaya, iş kurmaya , çalışmaya, kazanmaya geliyor.. Bu şehre gelen, bu şehre vermeye gelmiyor. 
Oysa, ne büyük potansiyelimiz var.  Coğrafyamız var.. Aynı gün içinde kışı-yazı-baharı yaşayabileceğimiz iklimimiz var. Türkiye’de başka hiçbir kentte olmayacak kadar zengin ve üstelik çok eski yıllara, binlerce yıl öncesine dayanan tarihimiz var. 
Hepsini bırakın, yerel yöneticilerimizin dilinden “Turizm şehri” lafı hiç düşmüyor..
Eskiden doğru dürüst otelimiz yoktu. Şimdi otellerimiz de var. Ne maç seyretmeye geliyor insanlar bu şehre. Ne yemek yemeye, ne müze gezmeye, ne tatil yapmaya.. 
Çünkü, bu şehrin hiçbir değerini sahiplenmedik. Hiçbir değerini tanıtmadık. Şaşıyorum ki, bu şehirden “Odunpazarı”nı gezmek için Eskişehir’e turist kafileleri gidiyor. Kanıma girmişlerdi, ben de bir kere gittim. Eskişehir’e akın akın turist çeken Odunpazarı, emin olun, bizim Kapanca Sokak yanında solda sıfır kalır. Ama tanıtmış adamlar. Üç-beş tane tarihi binayı restore edip, rengarenk boyamış,  Odunpazarı’na turist çekiyorlar. Biz hala Kapanca Sokak’ta restore edilen tarihi binayı otel olarak açamadık. 
Hepsini, her şeyi bir tarafa bırakın. İzmit’in bir Çukurbağ Mahallesi var. Her yeri tarih.. Geçmiş yıllarda bu Çukurbağ Mahallesi’nde bir inşaat hafriyatı sırasında bütün dünyanın bildiği, tanıdığı Herkül heykeli çıkmıştı. Aldık, kamyona yükledik, o sıralar müze bahçesi olarak kullanılan Av Köşkü’nün bahçesinde yere atıp, bıraktık. Çukurbağ’dan çıkan Herkül heykeline bile sahip çıkamadık. 
Geçen gün, yine Çukurbağ Mahallesi’nde bir kazı sırasında 2 metre boyunda dev bir heykel çıktı. Bu bölgede Bizans var, Roma var. Nikomedya var.. İzmit’in her yerinde Selçuklu var, Osmanlı var. Hiç birini kullanamıyor, değerlendiremiyoruz. Çünkü, kimse kusura bakmasın. Bunların ne denli büyük değer olduğunu idrak edemiyoruz.
Çukurbağ’da son bulunan heykelin, Roma döneminde Sağlık Tanrıçası olarak kabul edilen “Asklepion’un kızı Hygiena olduğu tahmin ediliyor. 
Siz, biz elbette Roma’nın Sağlık Tanrıçasını da, kızı Hygiana’yı da tanımayız. İlimiz yöneticileri de tanımaz. Tanımalarını da bekleyemeyiz. Ama dünyada bu gibi heykelleri, sembolleri tanıyan, peşinden koşan milyonlarca insan var. 
Garibim Hygiena heykelini de (kucağında bebek taşıyan kadın figürüymüş) biraz temizler, götürüp Herkül heykelinin yanına atıveririz.
Bu şehrin Santa Barbara’sı var. Bu şehir, bütün dünyada  “Hoşgörü şehri biliniyor. Bizans’ın, Roma’nın, Osmanlı’nın en önemli eserleri, dünya tarihinin en önemli olaylarının belgeleri bu şehirde. Ama bir tane turist çekemiyoruz.
Emin olun, diğer her şeyi bırakalım. Şu Çıkırbağ Mahalleasi’ni açık hava müzesi yapıp, o bölgedeki tarihi o bölgede anlatabilelim;  İzmit turist akınına uğrar. Efes harabeleri nedir?.. Aspendos tiyatrosu nedir. Şu Çukurbağ’da neler olduğunu insanlık bilse, İzmit dünyanın en önemli, en saygın, en çok turist çeken şehri olurdu.  

*Minibüsçüye kızmayın

Düşünün, siz herhangi bir mal veya hizmetin ticaretini yapıyorsunuz. Bu mal veya hizmetin ticareti karşılığında evinizi, ailenizi geçindiriyorsunuz. Devlet size diyor ki; “Halkın bir bölümüne bu mal veya hizmeti karşılıksız, parasız vereceksin.”
Kabul eder misiniz?.. Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir mal veya hizmet, eğer çok büyük ulusal çıkar yoksa özel kişilerden ücretsiz alınmaz. Belediyeler, Allah’ın suyunu bile bütün vatandaşlarına parayla satıyor. Minibüsçü, arabasında neden belli bir yaş üzerindeki insanları ücretsiz taşısın.
Buna rağmen, minibüsçü boynunu eğdi,  denileni yaptı. 65 yaş üzerindeki insanları arabasında ücretsiz taşıdı. Çünkü devlet dedi ki:
“-Sen taşı benim minibüsçüm. Sen 65 yaş üstünü ücretsiz taşı. Ben sata ayda 750 TL bu işin bedeli olarak vereceğim.”
Ama devlet bu sözü de tutmadı. 6 Mart’ta minibüsçünün hesabına 750 TL yatacaktı. Yatmadı. İşte bunun üzerine, ilimizdeki toplu taşıma hizmeti veren minibüsçüler, artık 65 yaş üstünü bedava taşımayacaklarını açıkladılar. Minibüslerde bugünden itibaren sadece 65 yaş üstü seyahat kartları değil, engelliler, engelli yakınlarına verilen refakatçi kartları da geçerli olmayacak. Minibüsler, şehit yakınları, gazileri arabalarında ücretsiz taşımaya devam edecek. Ama zabıta, postacı kartları da geçmeyecek. 
Aslında bence minibüsçünün en çok gücüne giden ne biliyor musunuz?.. Onlar, bu iktidara, AK Partiye, hem yerel, hem genel seçimlerde çok destek verdiler. Hemen hepsi, aileleri ile birlikte oy verdiler. İktidar ne dediyse, ne istediyse yaptılar. Ama kendilerine söz verilen aylık 750 TL bile ödenmedi. İşte bu nedenle tepkilerinin büyüdüğünü düşünüyorum.
Kocaeli genelinde 2.200 minibüs var. Karar bu özel minibüslerde geçerli. Büyükşehir Belediyesi’nin de şehir içinde yüzlerce otobüsü var. Büyükşehir belediyesi araçlarında bütün ücretsiz seyahat kartları yine geçerli olacaktır. 
Bugün, kimsenin bedava kartları kabul etmeyen minibüsçüye sitem etme, gönül koyma hakkı olmadığını düşünüyorum. Çünkü bence bu konuda minibüsçü haklı. 65 yaş ücretsiz seyahat kartını cebine koyan vatandaş,  Karamarsel’den Gebze’ye ücretsiz gidip gelebiliyordu. Hiç kimsenin yolcu taşıma işini ticaret olarak yapan insanlardan bunu istemeye hakkı olamazdı. Bugün başlayacak eylemin çok uzun süreceğini sanmam. Hele şu söz verilen 750 TL’lerin ilk taksiti hesaplara yatsın, eylem de bitebilir. Ama bu süreçte minibüse bedava binemedi diye hiç kimse minibüsçüye kızmasın. Hele hele, minibüsçü böyle bir eylem yaparak hakkını aradı diye,  trafik, belediye ekipleri minibüsçülere durduk yerde ceza yazmaya kalkmasın. Bu şehirde minibüsçü çok öfkeli. Herkes onların yıllar sonra aldıkları ilk eylem kararına saygı duymalı. 


*Mimar Sinan gününde Yenicuma’nın önünü açmak 

Gerçekten çok tuhaf bir şehir haline geldik. Çok üzülüyorum..
Bu şehirde iktidarda olanlar ayrı telden, muhalefette olanlar ayrı telden çalıyor. Bu şehirde bir yerel medya var ki, neyi tartışacak, neyi beğenecek, neyi eleştirecek belli değil. 
2009 yılıydı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, çok büyük paralar harcayarak D-100 İzmit şehir içi geçişini yeniledi. Sözde D-100 İzmit içinde genişletildi. Karayolları’nın yapması gereken işti. Belediyemiz kendi bütçesinden yaptı. Ortaya, D-100 adına tam bir ucube çıkmıştı. İzmit’ten transit geçenleri çok rahat ettiren, paralı otoyol yerine araçları İzmit içine girmeye teşvik eden bir yol yapıldı. Öyle bir yol yapıldı ki,  İzmit’ten çıkmak isteyenlerin D-100’ü kullanıp Ankara yönüne çıkış yapması için yol unutulmuştu. Bugün, bence D-100 İzmit geçişi tam bir ucubedir. 
Bu arada, D-100 İzmit geçişinde üç tane de büyük, görkemli yaya köprüsü yapıldı. Zaten bugün hale Büyükşehir Belediyesi’ne “2004’den beri İzmit’te ne yaptınız?” diye sorduğunuzda, bü yürüyen merdivenli üç yaya köprüsünü söylerler. Bir de Sekapark’ı.. Hala Kültür Merkezi, Kongre merkezi yok bu şehirde.
Neyse, 2009 yılı mart ayındaki yerel seçim öncesi, yenilenen D-100’deki bu üç büyük yaya köprüsü; Adnan Menderes, Mimar Sinan ve Turgut Özal köprüleri açıldı. Bakanlar, milletvekilleri, Başkanlar, yürüyen merdivenden köprüye çıktı, gururla yürüdü, yürüyen merdivenle köprüden indiler.
Tam Yenicuma Camii önüne yapılan köprüyü, Mimar Sinan adı özellikle verilmişti. Çünkü, Yenicuma Camii’nin bizim şehrimizdeki en önemli Mimar Sinan eseri olduğu biliniyordu. Ama bu köprünün açılışı ile birlikte, köprünün Cami tarafındaki çıkışına konulan-bence de tamamen gereksizdi- demir yığını muhalefet tarafından eleştirilmeye başlandı. Hayatı boyunca Yenicuma Camii’ne ibadet için bir kere girmemiş kişiler, sırf muhalefet olsun diye “Büyükşehir Mimar Sinan eserinin görünümünü kapattı” diye yaygara koparttılar. 
Evet, o köprünün o bölümüne yapılan demir yığını yanlıştı. Estetik değildi. Hiçbir faydası yoktu. Köprünün üzerinde deniz tarafından şehir tarafına yürürken, caminin görünümünü engelliyordu. Ama bu projede daha kötü olan D-100’ün kendisiydi. 
Biz, aylarca bu kentin yerel siyasetinde o demir yığınını konuştuk. Davalar açıldı. Karşılıklı suçlamalar yapıldı.  Şeir, bu mesele ile uğraştı. Sonunda yargıdan “O demir yığını tarihi eseri kapatılıyor. Yıkılsın” kararı çıktı. 9 Nisan günü de,  o köprüdeki o demir yığınının sökümüne başlandı. 
Bu tabloyu, siyasi zafer zannedenler var. Büyükşehir de adeta ironi yapıyor. 9 Nisan Cumartesi günü, “Mimar Sinan’ı anma” günüydü. Büyükşehir sanki mesaj verir gibi, Mimar Sinan eserini kapattığı için eleştirilen demir yığınını Mimar Sinan gününde yıkmaya başladı. 
Şimdi, bütün CHP’lileri davet ediyorum. Geçen şehrin deniz tarafına, Kumkapı Balıkçıları bölgesine.. Sonra, çıkın köprüye dönün geriye.. Köprü ortasında durun. Arkanızı Yenicuima Camii’ne verin. Selfie yapın.. Yenicuma önünde fotoğrafınızı çekin. Hep basit işlerle uğraştık. Hep abes işlerle. İşin özünü, ana temayı hep ıskaladık. Ayrıntılara takılıp kaldık. Bu nedenle İzmit bugün bu hallerdedir. Her yerimiz yanlış, her yerimiz eğri. Biz ayrıntılara takılıp kalıyor, Yenicuma’yı kapattığı gerekçesiyle mahkeme kararıyla sökülen yaya köprüsü üzerindeki abes demir yığınının sökülmesini, siyaseten başarı zannediyoruz.

*Zeki Aygün efendi adamdır 

Kocaeli Milletvekili, AK Parti MKYK üyesi Zeki Aygün’ü, Ak parti Kocaeli İl Başkanı olduğu dönemlerden tanırım. Mühendistir. Dürüst, beyefendi adamdır. Ben öyle bilirim. Çok görüşmüşlüğümüz vardır. 2011 yılında bir haftalık ABD gezisinde birlikteydik. Ağzından kötü söz duymamıştım. Neşeli, beyefendi adamdır. 
Kocaeli Milletvekili Zeki Aygün, son zamanlarda her fırsatta CHP Genel Başkanı’na ağır hakaretleri ulu orta bağırıyor. Siyasette sert sözler söylemek, rakipleri eleştirmek, hatta bazen hakaret etmek bizim kültürümüze yerleşmiş. Ama bir milletvekilinin, muhalefet partisi milletvekiline  “Aptal”, “Hain”, “Sapık” gibi sözlerle hakareti görülmüş şey değildir. Cumhurbaşkanı, Başbakan, iktidar partisinin üst düzey yetkilileri de -yanlış olsa bile- bunu yapabilir. Ama Zeki Aygün’e ne oluyor?.. Bence en  hafif tabirle, ayıp oluyor..
Zeki Aygün, ikinci dönem milletvekili olarak Meclis’te.. Kocaeli için ne yaptı?. Akmeşe’ye doğal gaz mı götürdü. Siyasi hayatı fiilen sona erdiğinde, “Ben, beni seçip Meclis’e gönderen Kocaeli için şu işi, şu eseri yaptım” diyebileceği ne var?. Her fırsatta, ana muhalefet partisinin genel başkanına hakaret ediyor. Bunu siyaset sanıyor. Dikkat edin, başka hiçbir milletvekilinde bu üslup yok.
Tanıdığım, sevdiğim Zeki Aygün’e bu tavrını hiç yakıştıramıyorum. 

Bu yazı toplam 2001 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum