1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Saldırın, saldırın hiç umurumda değil
Saldırın, saldırın hiç umurumda değil

Saldırın, saldırın hiç umurumda değil

Geçen hafta yerel internet medyasında (TT) (ne demekse) olmuşum. Ben hiç birini okumuyorum. Arkadaşlarım, ailem söylüyor. Bütün internet sitelerinde beni hedef almışlar.

A+A-

Efendim, İsmet Çiğit “Bağımsız değiliz” demiş. Efendim, İsmet Çiğit “Burada kaybettiğim zamana acıyorum” demiş. Dedim. Söylediğim her sözün arkasındayım. Ama neyi nasıl dedim. Bir kez daha izah edeyim.

Ramada Otel’de Millet İttifakı İzmit Adayı Fatma Kaplan Hürriyet yerel basınla toplantı yapıyor. Davet ettiler, gittim. Bana göre, İzmit’te kendisine “Gazeteci” denilebilecek insan sayısı 15-20 kişiyi geçmez. Ama salonda 150 kişiden fazlası var. Daha toplantı öncesi kapıda CHP İl Başkanı Cengiz Sarıbay’la karşılaştığımda, “Abi ipini koparan gelmiş. Toplantıyı belli düzen içinde tutamazsanız akşama kadar burada kalırız. Bizim işimiz var. Lütfen makul sürede toparlayın” dedim.

Toplantı salonuna girdik. Beni il başkanlarının, Fatma Hanım’ın bulunduğu protokol masasına oturttular. Yanıma Demokrat’tan Adem Turgut geldi. Yaşımıza hürmeten olsa gerek. En sıkıldığım şeydir. Bana bıraksalar, kapı yanında en kolay kaçılacak yere otururum.

Kahvaltılar yenildi. Bizim gazeteci arkadaşlar da bir hayli yiyorlar hani. Masaları silip süpürdüler. Aday Fatma Hanım söz aldı:

“-Ben toplumun çeşitli kesimleri ile toplantılar yapıyor, görüşlerini, önerilerini alıyorum. Değerli basın mensuplarından da destek bekliyorum” dedi. Sonra mikrofon salonda gazeteciler arasında dolaşmaya başladı. Cemalettin Öztürk soru sordu, Adem Turgut soru sordu. Protokol masasında otur, herkes itibar göstersin, hiç konuşma, ayıp olacak diye mikrofonu aldım. Fatma Hanım’a şunları söyledim:

“-Efendim basından destek istiyorsunuz ama basın üzerinde de baskılar var. Bize haber değeri taşıyan konular yaratın ki, sizin haberlerinize daha fazla yer verebilelim. Bu kentte herkes bir şekilde kendisini baskı altında hissediyor. Öyle basın bize yer vermiyor diye bizi eleştirmeye hakkınız yok” dedim. Bu benim samimi görüşüm.

Mikrofon bir başka arkadaşa verildi. Hiç tanımıyorum. Sokakta görsem hala tanımam. Bilmem ne internet sitesinin sahibiymiş. Her şeyi bıraktı, bana yükleniyor, “İsmet Çiğit nasıl bir baskıdan söz ediyor. Ben internet sitemde her şeyi yazıyorum” falan diyor.

Kardeşim yazıyorsun da kaç kişi okuyor. Benim sorumluluğum var. Ben sizin gibi 50 liralık reklam için herkesin borusunu öttüremem. Okuruma saygım var. Kimseye iftira atamam.

…………………

Kuşkusuz olayın derinliğinde başka nedenler var. Bu kentte bizi seven, güvenen olduğu kadar, kuyumuzu kazmak isteyen, çekemeyen pek çok kişi de var. Son derece de normal. Bu kentte herkes gazetesini, internet sitesini, televizyonunu Haldız ailesine satmak istedi. Hiç birinin değeri yoktu. Haldız’lar ÖZGÜR KOCAELİ’yi aldılar.

Ben bu gazetede bir eli yağda, bir eli balda çalışmıyorum. Gazeteyi ayakta tutmak, kendi kendini kurtarır halde sürdürmek için kafa patlatıyorum. Benim ile Haldız ailesinin arasını açmak için çok çırpınıyorlar. Bakın, bizim aramızdaki ilişkiyi aklınız almaz. Ben Sayın Macit Haldız’a “Ağabey” diyorum. Macit Bey’in oğulları (Fatih, Veli, Recep) bana “Ağabey” diyorlar.  

Aramızda her şeyi konuşup, tartışabiliyoruz. Elbette yeri geldiğinde talepleri oluyor. Ama her zaman son söz “Sen nasıl istersen öyle olsun” diye bitiyor. Bir tek gün, şu yazıyı neden yazdın demediler. Şunun için şunları bunları yaz da demediler.

Ben bu kentte siyasete talip değilim. Bu gazetede misyonum tamamlandığında, gidip kendi adıma internet sitesi kurmaya falan da talip değilim. Bu kentin en kıdemli gazetecisiyim. Ama kendime ait bir arabam bile yok. Yaptığım iş karşılığında öyle büyük paralar falan da kazanmıyorum. Bir yaşam standardım var, bunu sürdürmeye gayret ediyorum.

………………

Perşembe günkü toplantıdan sonra ilimizdeki bütün internet sitelerine konu olmuşum. Ben gazeteye geldim, yazımı yazdım. CHP İl Başkanı Cengiz Sarıbay’ı aradım, “Abi çok özür dilerim. Fatma Hanım’ın toplantısında ben öne çıktım. Bunu hiç istemezdim” dedim. Fatma Hanım’a da özürlerimi iletmesini rica ettim. Daha sonra Fatma Hanım aradı. O da üzüldüğünü, ama ders aldığını söyledi, “Ben hiç olayın buralara çekileceğini düşünmemiştim. Bana da ders oldu” dedi.

Toplantıda arkadaşların bir bölümü, “Burada kaybettiğim zamana acıyorum” sözlerime takılmış. Ben söylediğim hiçbir şeyden geri adım atmıyorum. Bu bir özür yazısı da değildir.

Umarım, beni hedef alarak yükseleceklerini, Haldız ailesi ile benim aramı açıp, ÖZGÜR KOCAELİ’yi bitireceklerini sanan arkadaşlarım da, 40 yıl sonra benim gibi hala bu işin içinde olabilirler. Benim bu kentte gördüğüm saygıyı görebilirler.

Kendisini gazeteci sanan, daha yaptığı pisliği Körfez’e inmemiş tiplerle işim yok. Emin olun, toplantıda kalkıp bana yüklenmeye çalışan kişileri sokakta görsem tanımam.

Ben herkesi eleştirme hakkını kendimde görüyorsam, herkesin beni eleştirmesine de saygılıyım. Herkes üzerime gelebilir. Herkes hakkımda bildiği, duyduğu, gördüğü her şeyi yazabilir, söyleyebilir.

Ama dinime küfreden Müslüman olacak. Kendisini gazeteci olarak tanımlayan herkesin geçmişi, geleceği benim kadar temiz, lekesiz olacak.

Bir de herkesin şunu bilmesini istiyorum. Hem AK Partili çevrelerde, hem kendisini CHP’li sanan çevrelerde benimle Haldız ailesi arasında iplerin kopmasını çok isteyen, bunu gerçekleştirmek için elinden geleni yapanlar, aslında her geçen gün, bizi birbirimize yaklaştırıyorlar. Belki bu girişimler olmasa, şimdiye kadar çoktan Macit Haldız’dan helallik alıp, ceketimi omzuma koymuş, buradan çıkıp, evime kapanmıştım.

Beni tanımıyorlar. Bana hırs yaptırıyorlar. Toplantıda birileri bana saldırırken yanımdaki Adem Turgut üzüldü, kulağıma eğilip “Abi sinirlenme sakın. Yanında şeker hapın var mı?” diye sordu. “Önemli değil Adem” dedim. “Kim ne derse desin, benim umurumda değil.” Gerçekten durum böyledir.

Kızarım, üzülürüm, ama iftira atılmadıktan sonra kimseye kırılmam. Hangi meslektaşım derdini açmak ister, bir şey sormak isterse de her zaman buradayım.

……………..

Biliyorum, okurlarımın başını şişirdim. Ama bu kentte, bizim meslekte çok büyük sorunlar var. Lütfen, ben dahil gazeteciyim diyen kimseye fazla yüz vermeyin. Gazeteciliği taşıyan var, taşıyamayan var. Elbette herkesi düzeltmek de benim işim değil. Herkese saygılar, sevgiler.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
2 Yorum