1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. Şampiyonluk sarhoşuyum içim içime sığmıyor
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

Şampiyonluk sarhoşuyum içim içime sığmıyor

A+A-

Bu sütunlar, bu gazetenin sayfaları yetmez duygularımı anlatmaya. Ben de Eskişehir’deydim.. Bir büyük camianın küllerinden doğarak yeniden profesyonel lige yükselişine, tarihe tanıklık ettim. Eskişehir’de şampiyonluk havasını, yıllarca ezilmiş, ötelenmiş, itilip-kakılmış Kocaelispor’un sadece taraftarından aldığı güçle, “HALKIN TAKIMI” sloganıyla yeni bir başlangıç yapışını yerinde izledim. 


Bugün sadece maçı, Eskişehir Atatürk Stadını, 90 dakikada yaşananları anlatmaya çalışacağım. Kısmet olursa yarın da, biz 4 arkadaşın 24 saatlik Eskişehir macerasının ayrıntılarını yazarım. 


SULTANGAZİ TAKIMI SAHAYA ÇIKINCA TEDİRGİN OLDUK 
Futbol basit gibi görünen, ama zor oyundur. Futbolda yüzde yüz favori yoktur. Hiçbir maç oynanmadan kazanılamaz. Hele hele final maçları, sadece bir 90 dakikaya kalmış kader maçları çok daha zordur. 
BAL 12 nci Grupta biz rakipleri eze eze birinci olduk. BAL 11 nci Gruptan da İstanbul Sultangazi takımı aynı bizim gibi rakiplerine önemli üstünlük sağlayarak birinci oldu. Elbette biz Kocaelispor’duk. Çok büyük bir camiaydık. Eskişehir’de de stadı doldurmuştuk. Bizim şanlı bir tarihimiz vardı. Ama son bir maça, final maçına çıkıyorduk. Bizim takımın üzerindeki baskı, elbette çok daha fazlaydı. Rakibi hiç tanımıyorduk. Şahsen benim içimde bir korku vardı. 
Takımlar ısınmak için sahaya çıktı. Bizim takım, siyah eşofmanlar içinde. Ufak tefek. Sonra, Sultangazi çıktı. Beyaz eşofmanları var. Sahada çok daha ciddi ısınma hareketleri yapıyorlar. Bütün futbolcuları iri kıyım. Kadrolarında bir Afrikalı oyuncu da var. 


Samimi söylüyorum. Ben korktum. Eyvah dedim, bu takımla başa çıkabilecek miyiz?


RAKİP TAKIM TAM ANLAMIYLA İKTİDAR PARTİSİ TAKIMI 
Ben Basın Tribünündeyim. Karşımda, Eskişehir Atatürk Stadının o çok büyük, çok yüksek tribünü. Tamamen Kocaelispor taraftarları doldurmuş. Hiç susmuyorlar. Müthiş bir destek var. En büyük gücümüz. Basın tribününün önü Şeref Tribünü. Hemen sol tarafımızdaki kapalı tribün ise, Sultangazi taraftarlarına ayrılmış. 


Sultangazi taraftarları, topu topu 500 kişi.  Belli, maç sabahı Sultangazi’deki sokaktaki boş adamları toplamış, belediye otobüslerine doldurup, getirmişler. Hepsinin eline birer bayrak verilmiş. Toplu tezahüratı bile bilmiyorlar.
Ama tribünde karşılaşan bütün Sultangazililer, “Kafa tokuşturuyor”. Yani hepsi, AK Parti sempatizanı. Önümüzdeki Şeref Tribününe de Sultangazi’den hep kalantor tipler geldi. Çoğunun yakasında “Ampul” rozeti. Maçın başlamasına 10-15 dakika kala, Şeref Tribünü hareketlendi. Çok şık giyimli, ama kendinden çok emin bir hava içinde adam girdi. Bütün Sultangazililer ayağa kalktılar. Gelen adam, Sultangazi Belediye Başkanıymış. Elbette AK Partili. Siyaseten de hayli güçlü biriymiş. Tek tek tribündeki bütün Sultangazililerle el sıkıştı. Kafa tokuşturdu. Sonra, Protokol Tribününde en ön sıraya kuruldu. Sultangazi Spor Kulübü Başkanı ile birlikte ortamı izlemeye başladı. 


İstedim ki, Şeref Tribününe hiç değilse İzmit Belediye Başkanı Nevzat Doğan gelsin. Üstelik bana söz vermiş, “Kocaelispor’un final maçına gideceğim” demişti. Yok, gelmedi. Bir tek iktidar partisinin ilimizdeki yetkilisi yoktu. Bizim Başkan Bahri Yavuz, Şeref Tribününde AK Partili Sultangazililer tarafından çevrilmişti. 


Kocaelispor için Protokol Tribününe gelen dikkat çeken isimler, CHP Milletvekilleri Haydar Akar ve Fatma Hürriyet ‘ti. Fatma Hanım eşi ve küçük oğlu ile birlikte gelmişti. Bir de eski Başkanlardan Hikmet Erenkaya’yı gördüm. 
Eskişehir Atatürk Stadının zemininde çok fizikli bir rakip takım, tribünlerde Sultangazi adına iktidar partisi temsilcileri görünce, benim tedirginliğim daha da arttı. Ülkemizde futbola da siyaset bulaştığını hepimiz biliyoruz. Ya sahada hakkımız yenirse diye düşünmeye başladım. 


Ancak, bütün samimiyetimle söylüyorum, pazar günü Eskişehir’de mükemmel bir hakem gördük. Maçı yöneten Hasan Erturan, Konya bölgesinden, öğretmenmiş. Bugüne kadar BAL liginde, 3 ncü ve 2 nci Lig’de maç yönetmiş. Genç bir hakem. Ama bir final maçını, çok gergin bir maçı gerçekten mükemmel yönetti. Çok gerekmedikçe sarı kart çıkartmadı. Tansiyonu yükseltmedi. Gördüğünü çaldı. Hasan Erturan ismini kafama yazdım. Bu hakemin ileride Türk futbolunda çok ön plana çıkacağını tahmin ediyorum. 


ULUSAL MARŞI SÖYLÜYORUZ BEN AĞLIYORUM 
Nihayet maç saati geldi. Takımlar seremoniye çıktı. Beyaz formalı takım(Sultangazi), Yeşil formalı takıma (Kocaelispor) oranla daha fizikli. Ama fark ediyorum. Bizim takımın oyuncularının başı daha dik. Stat hoperlörlerinden ulusal marş çalmaya başladı. Tam karşımda Eskişehir Atatürk Stadının o dev tribünü. En az 15 bin Kocaelispor taraftarı. Hepsi Yeşil-Siyah kaşkollarını açmış. Ulusal marşı bağıra bağıra söylerken, karşımdaki o muhteşem tablo beni iyice duygusallaştırıyor. Yanaklarımın ıslandığını hissediyorum. Elimde değil, ağlıyorum ve tutamıyorum. Bir yandan da beynimi kemiren o müthiş korku:
“Ya bu maçtan boynumuz bükük çıkarsak. Bunca insan, İzmit’e nasıl döneriz? “
Gerçekten o anda böyle bir kabusu düşünmek bile inanılmaz acı veren, ürküten bir olaydı. 


İLK 10 DAKİKADA 3-0 OLURDU
Maç başladı. İlk düdükten itibaren, sahadaki iki takımdan yeşil formalı olanların çok daha kaliteli olduğu anlaşılıyordu. Henüz ilk dakikada “Muhteşem Süleyman” derin pası yakaladı, soldan fişek gibi kaleye indi. Yerden ceza sahasına çıkarttı. Oğuzhan golü atamadı. Bu pozisyonla birlikte, o karşı devasa tribünde coşku daha da arttı. Çevremdeki Sultangazililerin konuşmalarına tanık oluyorum. Kocaelispor’un adından çok korkuyorlar. Belli ki Eskişehir’e de çok fazla umutlu gelmemişler. Ama onlar da 3 ncü Ligi en az bizim kadar istiyor. 


Protokol tribününün en önünde, Sultangazi Kulübü Başkanı, yanında oturan Sultangazi Belediye Başkanına pozisyonu anlatıyor. Bizim Bahri Başkan garip. Tek başına. Elini şakağına dayamış, maçtan çok o karşıdaki muhteşem tribünü izliyor.


Emin olun, maçın ilk 10 dakikası sonunda skor 3-0 lehimize olmalıydı. Sultangazi takımı oyunun boşluklarına yaslanmak, hiç değilse ilk yarıyı berabere kapatmak istiyordu. Bizim yarı sahamıza gelemediler. Bizim takım kanatları kullanıyor. Defanstan çok iyi uzun toplar çıkartıyor. Özellikle defansın göbeğindeki Murat Soner Başak(4 numara) ile Muhammet Emin Gül(34 numara) mükemmel oynuyorlar. Sultangazi takımı bütün topları, ileride deli fişek gibi dolaşan Afrikalı oyuncusu İsmail Kone’ye indirmenin peşinde. Ama bizim stoperler, kafa bile vurdurmuyor.


İlk yarım saatin sonunda skorun 5-0, 6-0 lehimize olması gerekirdi. Pazar günü takımda en çok aksayan Oğuzhan Tükmen’di. Çok kolay pozisyonları harcadı. Üstelik, maçın 2 nci yarısında, son 25 dakikaya girilirken, skor henüz 1-0’ken oyundan çıkartılınca, tavır koydu. Formasını çıkarttı, kulübeye bakmadan soyunma odasına gitti. Her halde, pazar günü Kocaelispor 3 ncü Lige yükselirken, Oğuzhan’ın da Kocaelispor kariyeri bitmişti. 


O kadar çok, o kadar kolay goller kaçırdık ki, ben daha da korkar hale geldim. Futbolda en geçerli sözlerden biri “Atamayana atarlar” sözüdür. Tek maç oynuyorsunuz. Leblebi gibi gol kaçırıyorsunuz. Tamam, rakip gelemiyor. Ama futbol bu. Bir kere gelir, bir tane atarlar, ayıkla pirincin taşını. 


İlk yarının normal süresi bitti. Hakem, ilk yarının sonuna 1 dakika ekledi. Artık devre arasında çiş molasına hazırlanıyoruz. Kocaelispor rakibini bir kez daha ortadan deldi. Kaleye gönderilen şutu, o ana kadar başarılı olan Sultangazi kalecisi elinden sektirdi. Sinan yetişti, dokundu. Top tıngır mıngır kaleye girdi. Bu maçta olmasını beklediğimiz gol, bu değildi. Çok kaçırmıştık. Ama tam devre biterken de golü atmıştık. Golün santrası bile yapılmadı. Atatürk stadı yıkılıyordu. İnanın o manzarayı kelimelerle, yazıyla anlatmak mümkün değildi. 


SULTANGAZİLİLER EFENDİ ADAMLARMIŞ
Çevremde çok fazla Sultangazili vardı. Devre berabere bitiyor, “Kocaelispor gibi bir takıma karşı direniyoruz” diye düşünürlerken, ilk yarının son saniyesinde gelen golle elbette yıkıldılar. Ayıptır söylemesi, bizim taraftar arasında da bir hayli alkollü vardı. Protokol tribününde bile vardı. Golle birlikte sevinci de bir hayli abartanlar, Sultangazi hakkında atıp tutanlar oldu. Efendi insanlarmış Sultangazililer. Elbette ağır hakaret edenlere tepki gösterdiler. Polis çağırıp, protokol tribününden attırdılar. Bu kadarı da haklarıydı. Ama düşünüyorum. Orada biz gol yesek, geriye düşsek. Acaba neler olurdu. 


Maçın bitiminde yakınımdaki pekçok Sultangazili’yi teselliye çalıştım. “Haftaya bir şansınız daha var. Umarım, siz de 3 ncü Lige çıkarsınız” dedim. Boyunlarını büktüler. “Sizin takım çok daha güçlüymüş. Hakkınızla kazandınız. Tebrik ederiz” dediler.


SİNAN VE HAMZA’NIN KOCAMAN YÜREĞİ 
Maçın 2 nci yarısında rakip, saldırmak istedi. Ama gücü yetmedi. Şu ikilem arasında sıkışıp kaldım:
Ya rakip Sultangazi bize göre gerçekten çok zayıf bir ekipti; ya da bizim takım bu maça gerçekten çok iyi hazırlanmıştı. Sahada, Oğuzhan Türkmen dışındaki bütün futbolcularımız mükemmeldi. Ama iki golün sahibi Sinan Pektemek ile Kaptan Hamza Mutlu’ya ayrı bir parantez açmak lazım. Yürekleri ile oynadılar. Sinan basmadık yer bırakmadı. Hamza, zaman zaman sinirlerine hakim olamadı ama, mükemmel oynadı. Bitmeyen enerji ile oynadı. Maçın son dakikasında, Teknik Direktör Ergun Ortakcı, alkışlatmak için Hamza’yı oyundan aldı. Artık şampiyonluk garantilenmişti. Binlerce Kocaelispor taraftarı Kaptan Hamza’yı ayakta alkışlıyordu. Hamza’nın kenara gelirken attığı sevinç çığlıkları, beni bir kez daha duygusallaştırdı. Artık tribünde, ayığı sarhoşu, genci yaşlısı bütün Kocaelisporlular ağlıyordu. Sultangazililer ise, kaşkollarını ceplerine soktu. Bayraklarını katladı, stadı terk ediyordu. 


Orda olmalıydınız sevgili dostlar. Eskişehir’de olmalıydınız. Tarih yazdık. Tarihe tanıklık ettik. Muhteşem bir olaydı. Bu şehrin yıllar süren ezilmişliğinin ardından, lastik top adeta yere çarpmış, zıplamıştı. 


Bir süre kaldım tribünde-şimdi bu yazıları yazarken bile yanaklarım ıslanıyor- .Geçmişi düşündüm. Lizbon’u, Moskova’yı; Bursa’da Türkiye Kupası’nı kaldırışımızı düşündüm. Amatör ligde, 20 bine yakın taraftarının desteğiyle şampiyonluğa ulaşmak. Bizim için çok küçük bir adımdı. 50 yıllık tarihimizde bir gözyaşı damlasıydı. Ama top yere çarpmış ve sıçramıştı. Hem de halkın takımı, bu başarıyı tamamen taraftarından aldığı güçle gerçekleştirmişti.


KALKANDELEN ARADI, KUTLADI 
Kocaelispor ikinci yarıda da üstündü. 76 ncı dakikada kaptan Hamza, nefis bir golle, noktayı koydu. Müthiş bir sevinç yaşıyorduk. Çok gururluyduk. O gürültü içinde telefonumun çaldığını duydum. Açtım; ağlamaklı bir ses. “Tebrik ederim İsmetçiğim” diye bağırıyor. Önce çıkartamadım. Sonra tanıdım. Bu kulübün ilk şampiyonluk sevincini yaşadığı dönemdeki efsane başkanı İsmail Kalkandelen arıyordu. 


Eminim, Kocaelispor’un hala hayatta olan eski Başkanlarının büyük bölümü, pazar günü takımın böylesine önemli bir maç oynadığından bile habersizdi. 80’ine gelen Kalkandelen, belli ki internet başında maçı takip ediyordu:
“-2-0 oldu İsmet. Şampiyon olduk. Hepimize kutlu olsun” dedi. Başkan Bahri Yavuz’u da arayıp, kutladığını söyledi. 
Bu kulübü ayakta tutan, bu kulübün yeniden küllerinden doğmasını sağlayan olay belki de bu İsmail Kalkandelen ruhuydu. 


Biz 24 Nisan 2016 Pazar günü tarihe tanıklık ettik sevgili dostlar. Görebilirsem, torunlarıma anlatabileceğim yeni ve gerçekten çok önemli anılarım oldu. Futbol; futboldan çok daha fazla bir şeydi. Bir kentin onuruydu. Bir kentin ayağa kalkışı, üzerindeki ölü toprağını atışıydı. Biz çukurdan çıktık. Biz çok yüksekten sert zemine düşüp lastik top gibi betona çarpıp, yeniden yükselmeye başladık. Hepimize kutlu olsun.
Yarın, Eskişehir’deki bir gecemizi, bir günümüzü anlatmaya çalışacağım. Bugünlük bu kadar. 
 

YARIN: KÖYDEN İNDİM ŞEHİRE 

 

Bu yazı toplam 1838 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum