• BIST 76.031
  • Altın 128,252
  • Dolar 3,3875
  • Euro 3,6469
  • Kocaeli 5 °C

Sanayici’nin kafası hiç değişmedi

Sanayici’nin kafası hiç değişmedi
Elbette kabul ediyoruz; Türkiye üretmek zorunda. Üretmek için yatırım yapılması, üretilen ürünler için dünya pazarlarına açılmak lazım.

Yine hepimiz kabul ediyoruz ki, sanayi için, üretim için yatırım, iş-aş-ekmek kapısıdır. İstihdam yaratır. Sanayi olmazsa, sanayinin çarkları dönmezse, ülke durur. Bu manada üreten, ürettiğini dış pazarlara da satan, istihdam yaratan sanayici başımızın tacıdır. Ama acıdır ki, bizim ülkemizde sanayicinin kafası hiç değişmemiştir. Elbette işini çok titiz yapan sanayiciler var. Çalışanını ezmeyen, sömürmeyen, ürettiği ürünün kalitesine özen gösteren, vergisini eksiksiz ödeyen, çevre zarar vermemek için her türlü önlemi alan yatırımı yapan sanayiciler var. Bunları bu yazacaklarımdan tenzih ederim.

Yaptığımız işin gereği, yaşadığımız bölgenin mecburiyeti olsa gerek. Ben, 60 yıla yaklaşan ömrümün neredeyse yarım asırlık bölümünde, bu kenti acımasızca kirleten, çalışanını sömüren, bu şehre hiçbir şey vermeden bu şehrin bütün olanaklarını kullanan sanayicilerle boğuşmak zorunda kaldım.

70’li yıllarda Ali Şen’in Maga Deri’si vardı. Bu şehri kirletiyor, kokutuyordu. Ne savaşmıştık. Sonunda kovmuştuk Maga Deri’yi. O yıllarda çevreye karşı duyarsız özel sektör sanayicileri ile mücadele etmek için elimizde yeterince güç yoktu. Çünkü, bu kentteki devlet kurumları da denizi, doğayı kirletiyordu. Kemal Nehrozoğlu’nun Valiliği döneminde, önce bu şehirdeki devlete ait fabrikalara arıtma tesisleri yaptırıldı. SEKA, TÜPRAŞ, PETKİM, Petrol Ofisi, İGSAŞ hep devletin fabrikalarıydı. Arıtma tesisleri yoktu. Nehrozoğlu, hepsine arıtma tesisi yaptırdı. Sonra, özel sektörün kirleten fabrikaları ile çok daha güçlü şekilde mücadele edebildik.

Pakmaya en küstah kuruluşlardan biriydi. Bu şehri hiç umursamayan, bu şehri iğrenç kokusuna boğan Pakmaya’yı da uzun uğraşlar sonunda arıtma tesislerini yaptırmaya mecbur bırakmıştık. Hoş hala zaman zaman arıtma tesislerini tasarruf amacıyla çalıştırmayıp, o iğrenç kokuyu salıyorlar ama yine de büyük ölçüde yola geldiler.

Aslında, atıklarını doğaya bırakan, arıtmayan fabrikaların ürünlerinin dünya pazarlarına girmesi de mümkün değil. Özellikle Avrupalılar başka ülkeden bir malı alırken o malın üretimi sırasında ortaya çıkan atıkların nasıl imha edildiğine de bakıyorlar. İlimizdeki İZAYDAŞ Tesisleri, bu konuda sanayicinin avantajıdır. Atıklarını İZAYDAŞ’a gönderip bertaraf ettirdiklerini belgeleyenler mallarını dış pazarlara satabilir.

Bütün bunlara rağmen bizim sanayicimiz, özellikle bu bölgenin sanayicisi çevreye saygı konusunda genel manada son derece küstahtır. Çok cüzi tasarruf hesabıyla arıtma tesislerini çalıştırmazlar. Çok cüzi paralar karşılığında İZAYDAŞ’a gönderip yaktırabilecekleri atıkları, piyasada bu işleri yapan kaçak firmalara verip, doğaya, derelere bırakarak yok etmelerini sağlarlar.

Artık bunların çanına ot tıkamak gerekir. Sanayici, bu kentin coğrafyasını, pazarlara yakınlığını, liman olanaklarını kullanır. Bu bölgedeki kalifiye insan gücünü sömürür. Bu şehrin sosyal, kültürel, sportif hayatına en küçük bir katkıları yoktur. Kendilerine isterler. Verilenle hiç yetinmez, dahasını isterler. Sonra da küstahça doğayı kirletmeye devam ederler.

Başkan Karaosmanoğlu’nun ortaya çıkarttığı son olay, dehşet vericidir. Karaosmanoğlu zaman zaman doğa yürüyüşleri yapar. Çayırova bölgesinde Kuştepe Mesire alanında üzerine eşofmanları giyip dolaşırken, yanından geçtiği derenin suyunun rengini görünce bir tuhaflık olduğunu fark ediyor. Araştırılmasını istiyor. Basit bir araştırma, korkunç gerçeği ortaya çıkartıyor. Gebze Organize Sanayi Bölgesi (GOSB) kendi arıtma tesisini enerji masrafı olmasın diye çalıştırmıyor. GOSB’daki fabrikaların atıkları, arıtılmadan dereye veriliyor. Üstelik bu sahtekarlık İSU’nun Scada Sistemi’nde ortaya çıkmasın diye de kaçak bir düzen kurmuşlar.

Bu olacak iş değildir. Bu affedilecek bir iş değildir.  GOSB yönetimine, o bölgedeki sorumsuz sanayicilere en ağır ceza mutlaka verilmelidir. Bir de hiç aklımdan çıkmayan Kurban Bayramı arefesinde Kilez Deresi’nin Vezirçiftliği bölgesine dökülen kimyasal atıklar var. Hala bu çevre katliamını yapanlar açıklanmadı. Cezalandırılmadı.

GOSB yönetiminin ve Kilez Deresi’ne kimyasal atıklarını bırakanların en ağır şekilde cezalandırılmalarını bekliyorum. Sanayici adına bu kentten her şeyi isteyen KSO Başkanı Ayhan Zeytinoğlu da bu şehrin çocuğudur. KSO Başkanı’nın da içlerindeki bu çevre katillerine karşı harekete geçmesini bekliyorum. Bu şehirde bu küstah, çevre düşmanı sanayiciler meydana boş bulamayacaklar. Uğraşacağız.. Bunlarla savaşacağız. Onlara anladıkları dilden sesleneceğiz.

İzmit Belediyesi: “5 milyon kişiye sıcak çorba ikram ettik”

İzmit Belediyesi’nin 10 Kasım’da yapılacak “çorba çeşmeleri için 2017 yılına ait yaklaşık 400 bin litre çorba alımı” ihalesi ile ilgili yazılar yazdım. Bu ihaleye Kocaeli Lokantacılar Odası’nın girebileceğini, üyelerine işi paylaştırabileceğini ve paranın İzmit esnafında kalabileceğini anlattım. Kocaeli Lokantacılar Odası bu öneriye ilgi göstermiş, ihaleye girebileceklerini açıklamıştı.

İzmit Belediyesi’nden de bu konuda bir açıklama geldi. Halen İzmit Belediyesi’nin 7 ayrı noktada çorba çeşmeleri bulunuyor. Pek çok bölgeden de talep geliyormuş. Önümüzdeki aylarda bazı yerlere yeni çorba çeşmeleri kurulabilir. 2012’de başlayan Çorba Çeşmesi Projesi’nin öncüsü İzmit Belediyesi. Başka bazı belediyeler de bu projeyi örnek almış. Belediye’nin açıklamasına göre, 2012’den bu yana, 4 yılda 5 milyona yakın kişiye sıcak çorba ikram edilmiş. Önemli olay bu olay. İzmit Belediyesi yetkilileri, “10 Kasım’daki ihaleye şartnameye uyan herkes katılabilir. Biz bu konuda bir sınırlama koyamayız. Ama ihaleyi şehrimiz firmalarının almasını biz de isteriz” diyorlar.

Bakalım, 10 Kasım’daki ihaleyi kim kazanacak?..

Panayır uygulamalarının kuralları olmalı

Son yıllarda İzmit’te çok sık aralıklarla özellikle yiyecek maddelerinin satıldığı panayırlar kurulmaya başlandı. Sanat Sokağı’nda, Yürüyüş Yolu’nda, özellikle Perşembe Pazarı alanında büyük tezgahlar kuruluyor. “Falanca kentten kebap getirdik”, “Filanca şehirden salça getirdik”, şuradan peynir, buradan tereyağı getirdik diye açıkta halka satıyorlar.

Bu iş, bizim ilimizde tamamen kontrolden çıktı. Bu tür organizasyonlar ticaret kurallarına da, sağlık kurallarını da aykırı. Üstelik tüketici aldatılıyor. Hemşeri derneklerinin ismi kullanılıyor. Perşembe Pazarı alanında ortalık yerde yiyecekler satılıyor. Tamam, “Amasya’nın elması”, “Malatya’nın kayısısı”, “Giresun’un fındığı” konusunda hile hurda olmaz. Sağlığa zararlı işler de olmaz.

Ama özellikle hazırlanmış yemekler konusunda sıkıntılar olabilir. İzmit esnafları, bu panayır türü organizasyonların çokluğundan hayli şikayetçi. Haksız rekabet yapıldığını düşünüyorlar. İzmitli bir toptancı geçen gün anlattı:

“- Bana birileri geldi. 15-20 kiloluk kovalarda çok miktarda salça aldılar. Bu kadar salçayı ne yapacaklarını sordum. Yarım kiloluk ambalajlara koyup, filanca şehrin hemşeri derneği tarafından Perşembe Pazarı alanında düzenlenecek panayırda, o şehrin ev yapımı salçası diye satacaklarını söylediler.”

Böyle işler de oluyor.. İzmit’te her hafta, her gün sözde farklı kentler adına panayırlar düzenleniyor. Vergi kaybı var. Yerleşik, kayıtlı esnafın kaybı var. Hepsinden önemlisi, tüketici için kazıklanma ve sağlıksız yiyecek alma riski var. Biraz dikkatli olmak, biraz denetim yapmak lazım.

 

 

 

 

Bu haber toplam 1195 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Zaman Geçiyor, Büyüyoruz03 Aralık 2016 Cumartesi 00:03
  • Köylü Pazarı’nı beğenmedik, Sosyete Pazarı’na koşarız02 Aralık 2016 Cuma 00:00
  • Tramvay mağdurlarına yerel promosyon01 Aralık 2016 Perşembe 00:05
  • Çok karanlık, çok sıkıntılı30 Kasım 2016 Çarşamba 00:01
  • Rüzgar ve güneş enerjisini desteklememiz gerekiyor29 Kasım 2016 Salı 00:00
  • Okurunuz varsa yazarsınız 28 Kasım 2016 Pazartesi 09:54
  • Olacaksa “dar bölgeli” olmalı28 Kasım 2016 Pazartesi 00:03
  • KEV’deki muhalefetin dayanağı27 Kasım 2016 Pazar 00:32
  • İyi güzel de biz bu “b.k”u neden yedik?26 Kasım 2016 Cumartesi 09:00
  • Öğretmenim, Canım Benim! 26 Kasım 2016 Cumartesi 08:45
  • ÖNE ÇIKANLAR
    • Cemal Turgay’ın kitabı İzmit sevdalılarını ağlatacaktır 
    • Zaman Geçiyor, Büyüyoruz
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37