1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. Sanki pek olmadı gibi
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

Sanki pek olmadı gibi

A+A-
AKP’yi, özellikle 10 Ağustos’taki Cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından gerçekleştirdiği büyük operasyon nedeniyle kutlamamak, takdir etmemek en hafif tabirle haksızlıktır. Recep Tayyip Erdoğan, 10 Ağustos’ta birinci turda seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı oldu.
Üç gün içinde parti yönetimi, yeni Genel Başkan ve yeni Başbakan’ı belirledi: Ahmet Davutoğlu. 
Bu değişim sırasında parti içinde büyük çalkantılar bekleniyordu. Seçilmiş Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, bir önceki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den görevi devralışı sırasında partide isyan çıkacağını umanlar vardı. 
Hiç biri olmadı. Recep Tayyip Erdoğan’ın karizması, partisindeki tartışılmaz liderliği ile, bütün bu zor süreç, en küçük tatsızlık yaşanmadan atlatıldı. 
………
Şimdi soru şudur: Ahmet Davutoğlu, gerçekten AKP Genel Başkanı, Başbakan olabildi mi?.. Yerine yakıştı mı?.. Erdoğan’ın boşalttığı koltuğu doldurabiliyor mu?.. 
Bu sorulara benim yanıtım “Hayır” olacaktır. 
Kuşku yok ki, Davutoğlu değerli bir adam.. Dünyayı tanıyan, dil bilen, düzgün bir siyasetçi profili. Ama  Erdoğan’ın boşalttığı koltuğu doldurmak farklı bir iş.. 
Konumu ve görevi nedeniyle, Başbakan Davutoğlu sürekli ülkenin gündeminde.  Televizyonlarda her gün günün büyük bölümünde Başbakan’ı izliyoruz. 
Devletin işletilişinde, hükümetin yönetilişinde bir zaaf olmayabilir. Ama Başbakan Davutoğlu’nun özellikle parti kongrelerindeki, meydan mitinglerindeki tavrı, söylemleri, vücut dili, 12 yıl süreyle karizmasına alıştığımız Recep Tayyip Erdoğan’ın çok gerisinde kalıyor. 
Sanki, Erdoğan’ı taklit etmek ister gibi bir hali var. Kürsüde ders verir gibi konuşuyor. Ama öyle İlahiyat Fakültesi’nde ders verir gibi değil de, sanki İmam Hatip Ortaokulu’nda ders verir gibi duruyor. 
Milliyetçi söylemlere girdiğinde, Erdoğan gibi, kürsüye vura vura ve sesini yükselterek konuşmaya çalışıyor. Ama olmuyor.. Karizma oluşmuyor.. 
Erdoğan’dan çok daha fazla dinsel tarihe, milliyetçi söylemlere vurgu yapmak istiyor.. Ama konuşmaları dinlenebilir ve etkileyici olamıyor.. Çok ileri milliyetçi söylemlerle, devam eden “Barış süreci” pazarlıklarını örtüştürmek de pek mümkün görünmüyor. 
Bir siyasetçi olarak hatalar da yapıyor.. Bir süre önce CHP Genel Başkanı Kııçdaroğlu için, “O’nun aklına ihtiyacımız yok”^demişti ki, bence demokratik bir ülkede, ne iktidardaki kişinin muhalefet liderine; ne muhalefet liderinin iktidardaki lidere böyle bir söz söylemesi en azından şık değildir. 
Erdoğan Başbakanlığı döneminde bir siyasi polemik yarattığında, mutlaka haklı çıkardı. Davutoğlu öyle değil. Bir “Dersim” konusunu diline doladı. MHP Lideri Bahçeli yanıt verince, “Bahçeli Tunceli’ye gitsin de bunları söylesin, görelim” dedi. 
Ama öyle, ama böyle Bahçeli atladı, Tunceli’ye gitti. Aynı sözleri Tunceli Meydanında da söyledi. Davutoğlu mahcup oldu. Bizim vatandaşımız böyle şeylere çok dikkat eder. Recep Tayyip Erdoğan hiç böyle hata yapmamıştı. 
…………
Değerli okurlar.. Türkiye çok şanslı ve çok avantajlı bir dönemden geçiyor. Türkiye sınırlarının hemen yanı başında yanan ve dünyayı tedirgin eden olaylar, gelişmeler, Türkiye’nin dünyadaki önemini arttırdı. ABD, Türkiye’yi kızdırmamaya, yanında tutmaya özen gösteriyor.  Avrupalılar, Türkiye hükümetinin Ortadoğu politikalarını beğenmese de, Türkiye’yi kırmamaya özen gösteriyor. 
Dünyada petrol fiyatları büyük bir hızla düşüyor. Türkiye enerji bağımlısı. Bir varil petrolün fiyatı, 130 Dolar’lardan,  60 Dolar’lara indi. Türkiye ekonomik açıdan büyük avantaj yakalıyor. 
Rusya, Suriye politikası konusunda Türkiye ile tamamen farklı tezler savunuyor olmasına rağmen, ABD ve Avrupa ile arası açılınca, Türkiye’nin dümen suyunda kalmaya gayret gösteriyor. 
Papa gidiyor, Putin geliyor. Önümüzdeki günlerde İngiltere Başbakan’ı gelecek. Ülkemize konuk olarak gelen bütün önemli liderlerin muhatabı da Cumhurbaşkanı Erdoğan oluyor. 
Davutoğlu, ikinci plandaki yetersiz adam konumuna düşüyor. 
Öyle sanıyorum ki, bu yazdıklarıma, AKP’de de aklı başında pek çok insan katılacak, hak verecektir. Mehmet Ali Şahin’den olmazdı. Ama acaba diyorum; Binali Yıldırım’la, Ali Babacan’la, hatta Bülent Arınç’la, ilişkiler kontrollü sürdürülse, Çankaya’dan inen Abdullah Gül’le bu liderlik ve Başbakan’lık daha doğru, daha karizmatik, daha  kendine has ve yeni bir imaj  kazanmaz mıydı?.
Ahmet Davutoğlu, kendisi olamıyor, Erdoğan’ı taklit etmeye çalışıyor. Ama Erdoğan’ın karizması öylesine yüksek ki, Davutoğlu’nun çabaları, kötü bir taklit olarak kalıyor. Bu tablo giderek, iktidar partisi içinde ciddi zaaflar yaratabilir. 
Düşünün, partinin genel başkanı ve Başbakan hala Recep Tayyip Erdoğan olsaydı; AKP’nin Kartepe ve Gebze kongrelerinde, “Kongreye tek liste ile gidilecek” denmesine rağmen rakip liste çıkar mıydı?.. Bu tablo giderek derinleşirse, önümüzdeki genel seçim öncesi AKP’nin aday listeleri açıklandığında, bugüne dek benzeri görülmemiş iç isyanlar çıkması da kaçınılmazdır. AKP tabanı, Erdoğan’ın çevresinde doğal haliyle oluşturduğu liderlik vasfını, karizmayı, Davutoğlu’nda bulamıyor. Öyle il kongrelerinde uzun uzun tarih ve din bilgisi dersi verir gibi hikayeler anlatmak; gerekli gereksiz mikrofondan bağırarak karizma girişimi yapmak, Erdoğan’a alışmış AKP ve Türkiye’ye pek tatminkar gelmiyor.


 
Bu yazı toplam 247 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum