• BIST 73.391
  • Altın 132,849
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585
  • Kocaeli 8 °C

SARAYLI OLMAK İSTER MİYDİNİZ?

Sevcan TAMER

    Saray  hayatı.. Sarayda  yaşamak..  Sultan,  padişah  olmak.. Debdebenin  zirvesine  ulaşmak.. Ağzından  çıkan  sözün  gereği  anında  yerine  gelerek,  önünde  diz   çöken  insanların  kaderini  iki  dudağının  arasında  tutmak..  Nasıl  bir  duygu  dersiniz.? Böyle  bir  yaşam  arzularmıydınız.? Kösem  sultan,  Safiye  sultan, Hürrem  sultan  ve  diğerlerinin   yerinde  olmak  hiç  hayallerinizi  süsledi mi.? Ya  dünyayı  cesurluğu  ile  korkuturken,  adaleti  ile  şaşırtan  cihan  sultanı   olmaya  ne  derdiniz.?

   Evet  sayın  okurlar.. Belki  pek  çok  insan  bu  saltanata, mücevherler  ve  bolluk  içinde  yüzen  insanlara  özenmiş,,  hatta  onların  yerinde  olmak  istemişlerdir..

Aslında  ben  bu  soruyu  bilhassa  hemcinslerime  sormak  istiyordum.. Çünkü kadınların sultanlığa, kraliçeliğe,   prensesliğe   merakları  vardır.. Yalan mı  kızlar.?  Vardırrr, vardır..

   Hani  derler ya  duymak  ve   görmek.. Çok  farklı  kavramlardır.. Çok  severek  hayal  edilen  bir  olayın  gerçeğine  girildiği   zaman,  ölesiye  hayal  kırıklığı  yaşayanlar  oldukça  fazladır.. Ve   beğendikleri,  hayranlıkla  peşinden  koştukları, hayallerini  süsleyen  o şeyin,  kocaman  bir   balon  olduğunu  hayretle  görürler. Yani  pişmanlıklarla  dolu  bir  girdap..

   Dünyada  ve  kendi  kültürümüzde  saray  hayatını  veya  saltanatın  getirisi  ve  götürüsünü  çokça  dinlemişiz,  okumuşuzdur.. Ama  iki  seneye  yakın  bir  zamandır   gözlerimizin  önünde,  izliyoruz.. Osmanlı  İmparatorluğunun  genel  ve  harem  yaşantısını  seyrediyoruz.. Dizide  her  ne  kadar  uyarlamalarda  olsa,   iktidar,  taht,  güç,  kıskançlık,  kin  ve  hırs   aynen  o  günü  anlatan  bir  biçimde   sergileniyor..İşte  yarın  akşam “Muhteşem  Yüzyıl  Sultan IV.Murat Han” dönemiyle  yeni  sezona başlıyor.. İzleyeceğiz.. Muhteşem yaşamları  heyecanla  takip  edeceğiz.. Genellikle  bariz  bir  şekilde  öne  çıkan  ve  fark  edilecek  olan,  taht  kavgalarına bir  kez  daha  şahit  olacağız.. Yani  demin  dediğim  gibi,  en  güçlü  olmak  ve  iktidarı  başkasına  kaptırmamak.. Bu  kişi  kim  olursa  olsun  hiç  mühim  değil.. İster  kardeş,  ister  eş,  isterse ana-  baba.. Eğer   tahta  sahip  olabilme  arzusu  üzerine  en  ufak  bir  tehlike  sinyalleri  sezinleniyorsa,  olay  bitmiştir.. O  kişi  en  kısa  sürede  temizlenip  kaldırılmalıdır   ortadan..

Felsefe  bu.. Çıkarlara  gölge  olma  cesareti  gösterene   verilecek  en  güzel  ödül.. Ölüm..

Hareme  gelecek  olursak,  kadınlar,  kızlar  gözde  olmak  için  deliriyorlar.. Tek  arzuları  “haseki   hatun”  olmak.. Padişaha  evlat  vermek.. Birde  erkek  olursa  tadından  yenmez..

Daha  sonra  diğer  padişah  gözdelerinden  olan  erkek  çocukları varsa, onları  ortadan  kaldırma  planları   yapmak.. Alicengiz  oyunları  oynamak.. Her  daim  ölümle  burun  buruna  yaşamak.. Sarayda  sevgi  denen  duygu  yok  olmuş,  bitmiş.. Gülüşler  sahte.. Yüzlerde maske.. Var olan tek  gerçekse,  “Korku”..

  İşte  böyle  arkadaşlar.. Mücevherlerle  dolu,  allı  pullu  saray  yaşamı.. Seyrederken  içim  ürperiyor.. Ya  diyorum.. İnsan  nasıl   huzurlu  bir hayat  sürer  bu  altın  kafes  içinde..  Kadınların  çoğunluğu  değişik  din  ve  kültürün  insanı.. Zorla  kavga  ve nefretin  içine  çekiliyorlar.. Ardından  gelen  güç  ve  iktidar  hırsı,  onları  sultana  yaklaştıracak  her  tür   oyuna  itiyor.. Adeta  onlara  yaşatılanların  acısını  çıkartıyorlar.. Akıllı  olmaları  tek  yaşama  şansları.. İşte  en  güzel  örnek  “Hürrem  Sultan, Safiye Sultan, Kösem  Sultan..Eğer  kıvrak  zeka  yoksa,  sonuç  malum..

 “ Cadı  kazanı, tilki  yabanı bir saltanatta  ne  işimiz  var  Allah  aşkına.?  Bir  lokma  aşım,  ağrısız  başım..  Sarayları  onların  olsun “  dedirtiyorlar  adama.. Güzel  ve  anlamlı  yanları  vardır  mutlaka.. Gelgelelim,  sarayın  kanunları  ve  kuralları  bunlar.. An  be  an   heyecan..

Bakın  bizim  hayatımıza.. Çoğumuz  ister  villa,  ister  bakla  oda,  nohut  sofa  evimizin  sultanıyız.. Umumiyetle  özgürüz.. Canımız  ne  isterse  yapıyor, arzumuzca  yaşıyoruz.. Ya  o  insanlar.. Asırlar  önce  yaşamış  o  erkeklere  ve  kadınlara,   ben  bu  gün  acıyorum..Haaa işin  raconunun  böyle  olduğunu da  biliyorum.. O  günkü  şartların  böyle  bir  hayat  sürmelerine  müsaade  ettiğini de.. Belki de  onun  için  acıyorum  onlara.. Başka  bir  seçenekleri  yoktu ki.. Ve  şükrediyorum  Allah’a.. Pırlantalar, elmas, yakut, zümrütler  içinde  kırıtan, bir  eli  yağda, bir eli  balda..  Astığı astık,  kestiği  kestik,  Sultanın  çağıracağı  gecelerin  hayaliyle  yaşayan,  saraylı bir  kadın  olmadığıma.. Şükrediyorum..         

Bu yazı toplam 970 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 3
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    • Her şey kuralına uygun yürütülüyor
    • Zaman Geçiyor, Büyüyoruz
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37