• BIST 82.509
  • Altın 147,630
  • Dolar 3,7808
  • Euro 4,0420
  • Kocaeli 6 °C

Sarıbay doğru yapıyor

İsmet ÇİĞİT

İzmit Belediyesi’nin eski, efsane Başkanı, Kocaeli eski milletvekili Sefa Sirmen, sonunda hapse atıldı. Şehirde büyük bir infial var.  İzmit’te hiç kimse, Sefa Sirmen’in hapse atılmasına “Oh oldu” demiyor. Herkes Sirmen adına üzgün, herkes Sirmen’e karşı mahcup hissediyor.

CHP içinde bazı kişiler, Sirmen’in cezaevine girişini siyasi malzeme haline getirmek, ortalığı ayağa kaldırmak istiyorlar. Partinin il yönetimine, “Protesto gösterisi yapalım. Binlerce kişiyi T Tipi Cezaevinin önüne yıkalım. Bağırıp, çağırıp, Sirmen’e destek verelim” diye baskı yapılıyor.

Geçen gün, İl Başkanı Sarıbay ile görüştüm. Bütün bu tahriklere karşı dik durmakta, olayı siyaset malzemesi yapmamakta kararlı. Sirmen ailesi ile de görüşmüş, Onlar da aynı şekilde düşünüyormuş. Sarıbay, “Ortada bütün vicdanları yaralayan bir durum var. Ben CHP İl Başkanı olarak bu süreci germeden yürütmekten yanayım” dedi.

CHP İl Örgütü, Sirmen’in cezaevine girişi nedeniyle, ortalığı ayağa kaldırabilir. Ortam da müsait. İnsanlar haksızlık karşısında hem öfkeli, hem üzgün. Çağırırsınız eski İl Genel Meclisi üyesi Ahmet Uzun’u,  haber salarsınız milletvekili Haydar Akar’a, verirsiniz Mehmet Ümit Küçükkaya’nın eline bir megafon; Belsa önünde, ya da T Tipi cezaevi önünde binlerce, on binlerce kişiyi toplarsınız. Belki, sadece Hikmet Erenkaya gelmez. Ama insanlar, Sirmen’in cezaevine girişini protesto için çok büyük bir öfkeyle toplanabilir. Hatta bir de şov için Muharrem İnce gelip katılsa, işte o zaman tam gösteri olur.

Ne olur, polis gelir, barikat kurar. Barikatı zorlarsınız, biber gazı sıkar. Bütün Türkiye’ye dünyaya manşet olursunuz. Pekiyi, bu yapılanlar Sefa Sirmen’in işini zorlaştırır mı, kolaylaştırır mı?.. İzmit’in ruh halini nasıl etkiler. 

Şu sıralar, Sirmen konusunda hemen herkes üzgün, pek çok kişi mahcup.. Elbette Sefa Sirmen’in 20 yıl önce açılmış bir davanın sonunda bu şekilde cezaevine konulmuş olması kabul edilemez. Büyük haksızlıktır. Ama olayı hukuki açıdan değerlendirirseniz, önünüze farklı bir tablo çıkıyor. Bu olay, “Devam eden bir yargılamada, hüküm verilmeden önce tutuklama” değil. Bir şekilde dava yürümüş. Önce beraat, ardından mahkumiyet çıkmış. Dosya Yargıtay’a gitmiş,. Orada bu işi kovalamak gerekirken, Sirmen ve avukatları biraz gevşek davranmış. Yargıtay mahkumiyeti onaylamış. Yani olayın, vicdani açıdan pekçok yanlışı, açmazı var ama, hukuki açıdan şeklen her şey yolunda gitmiş.

Cezaevine girmek, hele hele Sefa Sirmen gibi bir adam olup cezaevine girmek, hiç hoş bir şey değil. Ama en azından şimdilik, Sefa Sirmen için T Tipi Cezaevinde özel bir ortam hazırlanmış. Cengiz Sarıbay; “Ziyaret ettim. Çok üzgün, çok yıkık. Ama şimdilik içeride rahat. Bunun devamı için bir avukat olarak da elimden geleni yapıyorum” dedi. Sarıbay, Sirmen’le ilgili hüküm konusunda Anayasa Mahkemesi’ne başvuru işini de yakından takip ediyor.

Türkiye’de mevcut hukuk sistemine göre, cezaevlerindeki hükümlüler, cezalarının bitimine 1 yıl kala denetimli serbestlikle salınıyorlar. Sarıbay şunu söyledi:

“-Denetimli serbestlik cezanın son bir yılında uygulanıyor. Bu sürenin son 2 yıla uzatılması gündemde. Biz, partimizin genel merkezini de bu konuda çalışılması için zorluyoruz. Cezaevlerinde büyük bir beklenti var. Denetimli serbestlik süresi son iki yıla uzatılırsa, birkaç ay içinde Sefa Sirmen aramıza dönebilir.”

CHP İl Başkanı ve avukat Cengiz Sarıbay, “Bu dönemde, bu ortamda kitlesel eylemlerle Sirmen’in durumunu protesto etmek, olayı siyasi mecraya çekmek, Sefa Bey’e fayda değil, zarar getirebilir. Üstelik, hiçbir faydası olmaz” diyor.

Çok doğru düşünüyor, çok doğru davranıyor. Biraz soğukkanlı, biraz sabırlı olmak lazım. Recep Tayyip Erdoğan, haksız yere cezaevine konmuştu. Cezasını çekti, yattı, çıktı, Başbakan, Cumhurbaşkanı oldu. Sirmen de çıkacak. Bakarsınız, 2019’da  “İzmit Belediye Başkanlığı” gibi küçük bir işe değil de, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığına talip olur. Cezaevine haksız girmenin vatandaş üzerinde yarattığı ilgi ile de bakarsınız, seçimi alıp götürür.

Barış, her zaman güzeldir

27 Haziran 2016 Pazartesi günü tarihini bir kenara not etmek lazım.

Bu tarihte,  öğlen saatlerinde Türkiye ile İsrail arasında 6 yıldır devam eden  “Düşmanlık” havasının bittiği açıklandı. Öğleden sonra, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Putin’e gönderdiği mektup ortaya çıktı.

Şimdi, “her şeye muhalif” kesimlerden, “Türkiye çark etti. Cumhurbaşkanı, İsrail’e ve Rusya’ya karşı tükürdüğünü yaladı” diye barışı eleştiriyorlar.

Oysa yanlış olan, çevremizdeki herkesle küs, dargın, kavgalı olmamızdı. Evet, biz büyük, güçlü bir ülkeyiz. Ama İsrail’i kimse yabana atamaz. Rusya  hala süper güç.. Türkiye, İsrail ve Rusya ile; İsrail ve Rusya Türkiye ile iyi geçinmeye mecbur. Bu coğrafya da bunu gerektiriyor.

İsrail’le dargınlık 6 yıl sürdü. Sonunda Mavi Marmara saldırısında ölen 10 Türk’ün aileleri için 2’şer milyon Dolar tazminat alındı. İsrail Başbakanı zaten özür dilemişti. Gazze’deki insanlara insani yardım gitmesi de kabul ettirildi. Daha ne isteyeceğiz?.. İsrail ile Türkiye’nin arası iyi olunca, karşılıklı ticaret olacak. Turizm olacak. İsrail ve Türkiye, bölgede birlikte hareket ederse, Ortadoğu’da barış yakınlaşacak. İsrail gazının, Türkiye üzerinden Avrupa’ya gitmesi de gündemde.

Rusya ile düşmanlık, 7 ay sürdü. Putin, tam tavır koydu. Turizm sarsıldı. Meyvemiz, sebzemiz üreticinin elinde kaldı. Şimdi tartışılıyor; “Cumhurbaşkanı Putin’e yazdığı mektupta özür mü diledi?. Yoksa kusura bakma mı dedi”

Ne fark eder. Rusya yumuşadı. Yeniden güzel Rus turistlerin ülkemizdeki boş tatil bölgelerine gelmesini bekliyoruz. Yeniden Rusya’ya domates, biber, patlıcan satmayı umuyoruz. Bunlara ihtiyacımız yok mu.. 

Bir günde iki barış.. Türkiye için çok güzel bir gelişmedir. Şu sıralar, Mısır ile gereksiz yere bozduğumuz ilişkilerin düzelmesi için de bazı adımlar bekleniyor.

Yani işin “Dünyada barış” tarafında çok önemli adımlar atıldı.

Şimdi sıra “Yurtta barış” kısmına geliyor.  Cumhurbaşkanı Erdoğan,  bir de ülke içinde kendisinden çok korkan, kendisini hiç sevmeyen insanlara karşı bir açılım yaparsa, ülke içinde de bir yumuşama sağlanırsa, emin olun Türkiye uçar, gider.

Düşmanlık kolaydır.. Önemli olan barışı korumak olmalıdır. Türkiye’nin öyle veya böyle İsrail ve Rusya ile barış yönünde olumlu adımlar atmasını çok önemli ve başarılı bir adım olarak görüyorum. Kendi kendimize kibirlenip, herkese horozlanmanın kimseye bir faydası olmuyor. 

Allah aşkına, biraz mantık 

Büyükşehir Belediyesi ne yapmak istiyor, işlerin zamanlamasını, planlamasını nasıl, hangi mantıkla yapıyor, anlayamıyorum.

D-100’de Symbol Köprülü kavşak bölgesindeki iş bir türlü bitmedi. Körfez Köprüsü bitti, bizim D-100’deki kavşak bitmedi. 1 Mayıs’ta Symbol Köprülü Kavşağının İstanbul’a gidiş yönü (Kuzey şeridi) asfaltlama için kapatılmıştı. 22 Mayıs’ta açılacaktı. 22 Haziran’da zor açıldı.

Yolun kuzey şeridi açıldı, şimdi güney şeridi kapandı. Öyle bir zaman ki, Bayram trafiği başlamış. İnsanlar Türkiye’nin doğusuna bizim üstümüzden geçerek gidiyorlar. Almancılar gelmeye başlamış. Bayram öncesi TIR trafiği alabildiğine artmış.

Ne yapmak istiyor Büyükşehir Belediyesi anlamıyorum. Bu yol müteahhidi Simge firması ile nasıl bir ilişki var. Bütün işler zamansız başlıyor. Bütün işler, planlanandan geç bitiriliyor.

Şimdi, güney yan yol kapalı. Ankara yönüne giden araçlar Kandıra Sapağını geçtikten sonra tıkanıyor.. Yolu daralttın. Bari, TIR’ların buradan geçişini önle, otoyola sok. Bari, hafriyat kamyonlarını bu dönemde yasakla. Yok, her şey serbest yol kapalı. Gidemiyor araçlar. Tıkanıyor. Bayram yaklaştıkça, her gün doğu yönüne trafik biraz daha artacak. İzmit’ten çıkan araba, 1 saatte Köseköy’e ulaşamayacak.

Çok fazla bir şey istemiyorum şehrimizi yönetenlerden. Allah aşkına biraz mantık rica ediyorum. Bir iş yapacaksanız, zamanlamasını doğru yapın. Bir işe başladıysanız, o işi zamanında bitirin. D-100’de yapılan iş, keyfe keder. Yani şimdi değil de, bayram ertesi başlasanız bir şey fark etmez. Neden şimdi?. Neden tam  araç trafiği bayram tatili nedeniyle artmışken bu iş yapılıyor?.

D-100’de bu uydur kaydır işlere kalkışmak yerine şimdiye kadar Yahya Kaptan kavşağında yaya köprüsü yapsalardı, trafik sorununun azalması için iyi bir iş yapmış olurlardı. 

Namazgah, Bayram Namazına açılmalı

İzmit’in çok uzun yıllar yaşatılmış bazı gelenekleri vardı. Tek tek hepsini kaybediyoruz. Misal, 28 Haziran Kurtuluş Bayramı’nda, Bağçeşme’de halka etli pilav dağıtılırdı. Ramazan gerekçesiyle bu yıl da yapılmadı. Korkarım, bundan sonra da yapılmayacak.

İzmitli çok uzun yıllar, Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı sabahlarında Bayram Namazı için Namazgah’ta buluşmuş. Namazgah dediğimiz, Bağçeşme’de,  Leyla Atakan’ın kabrinin bulunduğu girişin  sol tarafında bulunan geniş alandır. Elbette kış aylarına rastlayan Bayram sabahlarında açık havada namaz kılınmaz. Ama şimdi yaz, hava sıcak. Hem Ramazan Bayramı sabahı, hem Kurban Bayramı sabahı, Namazgah’ta Bayram Namazı kılınabilir. 

Eskiden Namazgah’ta bayram namazı kılınır, sonra bayram sabahına kabir ziyaretleri ile başlanırmış. Yine olabilir. Biraz temizlik yapılsın. 4 Temmuz Pazartesi günü sabahı, Namazgah’ta Bayram namazı kılınır. Kent büyükleri, il müftüsü de buraya gelir. Hiç kuşkusuz, yüzlerce kişi Bayram Namazı için Namazgah’a gelecektir. Aynı şekilde 11 Eylül sabahı da, Namazgah’ta Kurban Bayramı için bayram namazını kılabiliriz.

Bazı gelenekleri, bu şehre özgü bazı güzellikleri yaşatmamız lazım. Şimdi, bu yaz havasında Bayram Namazı’nı Namazgahta kılmayacaksak, ne zaman Namazgah’ı kullanacağız?

Çenesuyu kapağı için yeni makine gelmiş

Bir günlük Mardin gezisi sırasında en çok konuşma imkanı bulduğum kişilerden biri de Derince Belediye Başkanı Ali Haydar Bulut oldu. Malum, ilimizin markası Çenesuyu, Derince Belediyesi’nin malı. Başkan Bulut, Çenesuyu tesislerinde kapasite arttırdı, ambalaj çeşitliliğini geliştirdi. Hala Çenesuyu’nun pazarlamasında sorunlar var ama, en önemli sorun,  pet şişelerin “Pembe kapağı”ydı.

Gittiğim herhangi bir yerde, masaya Çenesuyu konulacak diye korkar olmuştum. Çünkü, o pembe kapak açılmıyordu. Su içmek için,  güçlü kuvvetli bir garson çağırıp, kapağı açtırmak gerekiyordu. Mardin’de bu “Çenesuyu kapağı” sorununu Başkan Bulut’a sordum. Derince Belediye Başkanı, genellikle eleştiriye tahammülsüzdür. Hemen karşı atağa geçer. Ama bu “Pembe kapak” konusunda öyle yapmadı. “Haklısın” dedi. Kapak konusundaki şikayetlerin doğru olduğunu söyledi.

Çenesuyu tesislerine yeni bir makine getirilmiş. Artık pet şişe kapakları bu makine ile basılıyormuş. Yeni şişelenen suların kapaklarının kolay açıldığını belirten Başkan, “Yeni makine ile kapatılan şişeler, 15-20 gün içinde piyasaya çıkmaya başlayacak. Çenesuyu’nun bu sorunu bitecek. Kimse, Çenesuyu’ndan vazgeçmesin” dedi.

 

Bu yazı toplam 1526 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37