• BIST 106.711
  • Altın 143,514
  • Dolar 3,5567
  • Euro 4,1387
  • Kocaeli 16 °C

Sarıbay, ilçeleri dolaşmalı

İsmet ÇİĞİT
CHP’nin 27 Aralık Pazar günü yapılan 35 nci olağan il kongresinin aslında sakin geçmesi, parti içindeki dağınıklığı, sevgisizliği toparlama anlamında önemli adımların atılması bekleniyordu.
Kongre tek listeli, tek adaylı yapıldı. Ama beklenilenin aksine, bu kongre ile birlikte CHP Kocaeli örgütünde dargınlık, kırgınlık, kutuplaşma daha da büyüdü, kemikleşti.
Şimdi İl Başkanı Cengiz Sarıbay’a büyük görev ve sorumluluk düşüyor. Sarıbay, kendisinin partide “Ağabey” olacağını her fırsatta söylemişti. Artık yılbaşı tatili de bitti. Biran önce kolları sıvaması,  ilçelere gönül alma ziyaretlerini yapması lazım. Özellikle il kongresi sonrası kendilerini dışlanmış hisseden Karamürsel, Kandıra, Başiskele, Dilovası ilçelerinde sıkıntılar var. İl Başkanı Sarıbay kuşkusuz bu ilçelerdeki haklı kırgınlığı tamamen ortadan kaldıramaz. Ama en azından ilçelerdeki partililerin ayağına gitmesi, belli bir üslup içinde kongrede yapılan haksızlıklar nedeniyle özür dilemesi gerekiyor. İl kongresinde örgütleri dışlanan 4 ilçe, Kocaeli’de CHP açısından en zor ilçelerdir. O ilçelerde CHP’li olmak, CHP için çalışmak geçekten çok zor bir iştir. İl Başkanı biran önce partiyi toparlayamazsa, CHP o insanları da kaybederse, tamamen yok olabilir. 
………
Kuşkusuz CHP İl Başkanı Sarıbay’a düşen bir başka önemli görev daha var. Kongre sonrası birbirlerine daha da keskin düşman ve hasım haline gelen partilileri bir araya getirmesi,  dar kapsamlı bir “Danışma Kurulu” toplantısı düzenlemesi lazım. İl kongresinde çok gereksiz ve çok saçma bir “Eski CHP milletvekilleri”, “Şimdiki Haydar Akar” zıtlaşması olmuştu. İl Başkanı eğer yapabiliyorsa, bu tarafları bir araya getirsin, kapalı kapılar ardında herkes eteğindeki taşları döksün. Aksi halde, bu kinlenme, 2019’daki seçimlerde CHP’nin ilimizde daha büyük kayıplara uğramasına neden olacaktır.
*Muhalefet, Cumhurbaşkanı’na kulak vermeli
Türkiye’nin 2016 yılındaki birinci gündem maddesi çok açık biçimde bellidir: ”Başkanlık sistemine geçiş”.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu işi kafasına koymuş. CHP ve MHP,  “Türkiye’nin başka sorunları var. Terör var, ekonomi, yoksulluk var. Başkanlık sistemi nereden çıktı” diyorlar. Ama Başkanlık sistemine hepten karşı çıkmanın pek bir anlamı kalmadı.
Cumhurbaşkanı, Başkanlık sistemini ısrarla savunurken, “Diğer bütün sorunların kolay çözümü için de bu sistem şarttır” diyor. Üstelik, Cumhurbaşkanı, bu sistem konusunda dayatma yapmaktan yana değil. Son açıklamalarında mutlaka toplumsal mutabakattan söz ediyor. Önerdiği Başkanlık sisteminin her açıdan denetimli olacağını söylüyor.
CHP ve MHP bu konuda doğrudan Cumhurbaşkanı Erdoğan ile muhatap olmalıdır. Erdoğan, Bakanlık Sistemi konusuna toplumun her kesiminin görüşlerini alacak. Eminim bugünden itibaren bu yöndeki çalışmalara başlayacaktır. Zaten,  AK Parti, Meclis’te kendi çabasıyla da Başkanlık sistemi konusunu  “Referandum eşiğinde” çıkartabilir. Eğer CHP ve MHP AK Parti’yi itelerse, bu işin içine HDP karışır ki,  her şey daha kötüye gidebilir.
Kılıçdaroğlu ve Bahçeli, uygun bir zamanda, ister ayrı ayrı, ister birlikte Cumhurbaşkanı ile görüşmelidirler.  Yeni bir seçim sistemi. Barajsız, mümkünse dar bölge modelli, iki turlu yerel ve genel seçim formülü getirilebilir. Devlet başkanı çevresinde oluşturulacak denetim mekanizmalarının ayrıntıları belirlenir. Yargıda tam bağımsızlığa geçişin batılı örneklerden yola çıkılarak temini sağlanabilir. Bütün bu konularda Cumhurbaşkanı ile CHP ve MHP anlaşma sağlarsa, ülkenin sonucu belli bir referanduma giderek zaman ve para kaybetmesi de önlenebilir. Ortada 1 Kasım seçim sonuçları duruyor. CHP ve MHP’nin, Erdoğan’ın “Olmazsa olmaz” noktasına getirdiği Başkanlık Sistemi konusunda yapabilecekleri fazla bir şey yok ve zaten güçleri de yok.
Eğer planlanan, “AK Parti bu işi HDP ile yapsın. O zaman halk referandumda reddeder” noktasına işi getirmekse, burada da yanlış hesap yapmış olurlar. 

*Cengiz Topel’in kıymeti ne zaman anlaşılacak?
Aklımı peynir ekmekle yemedim. Çok sıkıntılı hava koşulları da hüküm sürerken, yılbaşında İzmit’in dışına adımımı atmadım. Ama gidip gelen dostlarım var, onlar anlattı.
Uçakla bir yere gitmeye kalkanlar perişan, sefil olmuşlar. İstanbul’un Sabiha Gökçen Havaalanından da, Atatürk Havaalanından da tarifeli uçuşlar için, en az 4 saat uçakta beklemek zorunda kalmış insanlar. Hava koşulları nedeniyle iptal edilen uçuşları dikkate almıyorum. Pist uygun, hava uygun. Uçaklar inip, kalkabiliyorlar. Ama havaalanları yetmiyor. Yolcular Sabiha Gökçen’de uçağa alınıyor. Uçağın kapıları kapanıyor. Her şey hazır. Apronda taksi yapıyor pilot, pist başına gidecek. Ama gidemiyor. Sıra sıra uçaklar kalkış için bekliyor.. 
Sabiha Gökçen tıkanmış. Atatürk tıkanmış. Kalkacak uçaklar yerde saatlerce bekliyor. İnecek uçaklar, İstanbul üzerinde fır dönüp, pistin boşalmasını, iniş iznini bekliyor.
Hemen burada Cengiz Topel var.. Günde bir uçak iner, bir uçak kalkar. Üstelik bu son karlı günlerde, Cengiz Topel Havaalanı bölgesinde uçakların iniş kalkışı için bir sıkıntı da yoktu. 
Ama bizim buradaki havaalanında bile, günün tek uçağı 4 saat beklemek zorunda kaldı. Çünkü, havaalanında buzlu havalarda uçakları temizlemek için kullanılan alkollü yıkama makinası bozulmuştu. 
Bu Cengiz Topel’i sahiplenmek gerek. Çok değil, birkaç yıl sonra havayolu şirketleri başka çareleri kalmadığı için buraya gelmeye başlayacaklar. Ama bizim önümüzdeki yaz öncesi İzmit’ten birkaç şehre daha tarifeli uçuşları başlatmamız lazım. Cengiz Topel’in eksiklerini tamamlayalım. İstanbul’a gidelim. THY’ye, diğer Türk havayolu firmalarına bu havaalanının ulaşım kolaylığını, her yere yakınlığını, çok büyük bir yolcu potansiyelinin tam ortasında bulunduğunu anlatalım. Yazık günah. Bize de, İstanbul’daki havaalanlarında 4 saat kapıları kapalı uçakların içinde beklemek zorunda kalanlara da. 
*Haydi CHP değiş artık 
Tanıdığım aklı başında, memleketi seven, bu ülkede gerçekten demokrasi olmasını isteyen pekçok AK Partili dostlarım var. Milletvekili, belediye başkanı konumunda olanlar da buna dahil. Sohbet ediyoruz. Emin olun, büyük bölümü, muhalefetin haline, muhalefet partilerinin mensuplarından çok daha fazla üzülüyorlar.
Pekçok AK Partili, Türkiye siyasetinde muhalefetin güçsüz kalmasının hem ülkeye, hem kendilerine ciddi zarar vereceğine inanıyorlar. Yapılanları doğru eleştiren, halka güven veren, hükümeti eleştirdiği zaman halkın önemli bölümünün hak verebileceği bir muhalefet olsun istiyorlar. 
Özellikle 1 Kasım seçimlerinin sonuçları görüldükten sonra, Türkiye siyasetinde şu söz çok yaygın biçimde söylenir oldu:
“-Türkiye’de iktidar sorunu yok. Muhalefet sorunu var.”
Bu değerlendirme yüzde 100 doğrudur. Üstelik vahimdir ki, 1 Kasım seçimlerinin ardından bizim demokrasimizdeki muhalefet sorunu biraz daha büyümüştür. MHP’nin içi fokurduyor. Devlet Bahçeli 2018’deki kurultaya kadar dayanabilir mi, kestirilemiyor.
CHP’de Kılıçdaroğlu gitsin kampanyası hızlı başladı. Ama böyle bir kampanyada alternatifler Muharrem İnce, Mustafa Balbay olunca, çabuk söndü. CHP il kongrelerini bitirdi, 16-17 Ocak’ta olağan kurultayını yapacak. İl kongrelerinden çıkan hava çok net. Kılıçdaroğlu yeniden ve çok rahat şekilde CHP Genel Başkanı seçilecek. Hatta karşısına aday bile çıkamayacağı konuşuluyor.
Genel Başkanlık seçimi olmayacak ama, 16-17 Ocak kurultayında CHP’nin üst yönetimi değişecek. Tüzükte bazı önemli değişiklikler konuşuluyor. Umalım ki CHP bu kurultayda kendisini yeniden dizayn edebilsin. 2019’a kadar seçim yok. CHP üye yapısını yenilesin. Tüzüğündeki yanlış maddeleri ayıklasın. Parti Meclisi, Partinin MYK’sı yeniden ve gerçekten ehil kişilerden oluşsun.. 
Kurultay öncesi bu yönde olumlu sinyaller geliyor. Türkiye demokrasisinin, Türkiye’nin CHP’ye ihtiyacı var. Hatta iktidar partisinin bile eli ayağı düzgün, kendi içinde kavga etmeyen, iktidara yön gösteren bir CHP’ye ihtiyacı var. Bakalım Kemal Kılıçdaroğlu, bu kurultay döneminde bunu becerebilecek mi?. CHP kendini yenilesin, 2019’daki yerel ve genel seçimlerin şekli tamamen değişir. Hatta 2019’a giden yolda Türkiye’nin şekli değişir. Sorun iktidarda değil. Halkın yüzde 50’sinin desteğini almış bir iktidar var. Ama bunun karşısında oy veren azınlığı bile oy verdiğine pişman eden bir muhalefet bulunuyor. Sorun muhalefetteki bu yapıyı değiştirme sorunu. 16-17 Ocak kurultayı bu bağlamda çok önemli. Sadece CHP’nin sorunu değil, ülkenin, rejimin sorunu. 


*Bahar için hazırlanmak lazım
Zor ve ağır bir kış geçiriyoruz. Bölgemiz aslında çok alışık olmadığı kadar yoğun kar yağışı ve sert buzlanma ile karşı karşıya kaldı. Haklarını yememek lazım. Hem Büyükşehir Belediyesi, hem ilçe belediyeleri, bu karlı-buzlu günlerde iyi sınav verdiler.
Meteoroloji başarılıydı. Günler öncesinden, neredeyse saati saatine nereye ne kadar kar yağacağını, ne zaman kar kesilip de don olacağını ilgili makamlara duyurdular. Belediyelerin hazırlıklı olması, ilimizde hayatın çok fazla aksamasını önledi. Elbette yine kapanan, tuzlanamayan, kayan caddeler, sokaklar vardı. Ama Umuttepe ve Kartepe zirve yolları başta olmak üzere, ilimizdeki ana arterler bu zor günlerde açık tutuldu.
Bu kış, bölgemizin birkaç kez daha yoğun karla karşı karşıya kalacağı öngörülüyor. Kar birkaç gün yerde kalınca, hele hele kuvvetli don olunca, yolların zeminleri de bir hayli yıpranıyor. Bahar aylarına ulaştığımızda, hem şehir merkezlerindeki caddelerin, sokakların; hem ilimizdeki pekçok köy yolunun çukurlarla dolduğunu, çok bozulduğunu göreceğiz. Bizim ilimizdeki belediyeler, geçen yaz aylarını tam anlamıyla yatarak geçirmişlerdi. Zaten siyasi ortam gergindi, belediyeler seçimlerle ilgilenmek zorunda kaldılar. Bir yandan alt yapı çalışmaları, bir yandan tramvay yolu çalışmaları devam edecek. Bir de bu kar-buz nedeniyle bozulan yollar var. Malum, eskiden Özel İdare vardı, Köy Hizmetleri vardı. En azından köy yollarının sorumluluğu Büyükşehir’de değildi. Şimdi hepsi hem büyükşehir, hem ilçe belediyelerinin sorumluluğundadır. 
Şimdiden planlamalara başlamak lazım. Yaz aylarında uyduruk, kalitesiz, baştan savma şölenler, festivaller için para harcamak yerine, bu kentte çok geniş kapsamlı bir onarıma girişmek lazım. Köy yolları, şehir merkezlerindeki ana caddeler, sokaklar, hepsinin önümüzdeki dönemde elden geçirilmesi, büyük bölümünün yeni baştan asfaltlanması lazım. Hazırlıklar ve planlama şimdiden başlamazsa, önümüzdeki yaz mevsimi de boşa geçip gider ki, bizim şehrimizin böyle bir durumu hak ettiğini kimse söyleyemez. 

*Hiç bu kadar feci bir kaza yazmamıştım 
Neredeyse 40 yıldır (1976’dan beri) bu işin içindeyim. Bugüne kadar onbinlerce manşet haber yazdım.. Ne mafya cinayetleri, ne cinnet cinayetleri.. Ne korkunç kazalar,  ne kadar çok tanıdığım, sevdiğim insanlarla ilgili trajediler.. 
Elbette etten kemikten insanlarız. Zaman zaman yazdığım, redakte ettiğim, başlığını attığım haberlerden etkilenirim. Özellikle çocuk ölümleri beni çok sarsar.  Ama bugüne kadar hiçbir haber, yazarken beni dün bu gazetenin manşetinde yer alan haber kadar etkilememişti. 
Cumartesi sabahı işe başladık. Yazı işlerinde arkadaşlara  “Bugün gündemde neler var” diye sordum.  Cumartesi günü yazı işlerinde haber müdürlüğüne vekalet eden Ayşegül Kalaycı, cep telefonundan bir fotoğraf gösterdi. Genç bir kadın.. Bir büyük demir kapı ile, duvar arasına sıkışmış. Yüzünde çok büyük acılar çektiğini açıkça gösteren, insanın içini burkan bir ifade. Hem etik kurallar, hem yasalar gereği o yakın plan fotoğrafı dünkü gazetede kullanamadık. 
Genç kadın ölmüş. Demir kapı ile duvar arasına sıkışmış. Çok büyük olasılıkla, bu sıkışmadan ötürü ölmemiş. Muhtemeldir ki, o raylı demir kapı, vücuduna büyük bir baskı yaptı. Belki birkaç kaburga kemiği de kırıldı. Anlatılamayacak kadar büyük acılar çekti.  Bu acıları çekerken, saatlerce kımıldayamadan kaldığı için cumartesi günü o sıcaklığın (-10) dereceyi gördüğü havada, orada donarak öldü. 
Sonra Ayşegül, o demir kapı ile duvar arasında sıkışan, sokaktan geçenlerin görüp polise bildirdiği ve öldüğü anlaşılan kızın canlı fotoğrafını yine cep telefonundaki kayıttan gösterdi.  Adı Muradiye Aktaş’mış kızın. 25 yaşında. Nasıl güzel, nasıl hayat dolu bir kız fotoğrafı ki, anlatamam. Sanki O’nun o sıkıştığı yerde donarak ölürken çektiği acıları yüreğimde hissettim. Haberin ayrıntıları geldi. 
Muradiye, aslen Bartınlı ailenin 4 çocuğundan biri. İzmit Tepecik Mahallesi’ndeki Kemal Öz Apartmanında kapıcı ailesinin kızı. O korkunç kazayı geçirdiği Kullar’daki fabrikada birkaç ay önce işe başlamış. Cumartesi günü tatil.  Ama emniyet kemeri üreten fabrikada üretim devam ediyormuş ve amirleri mesaiye çağırmış. Personel giriş kapısındaki görevli, mesaisi bitince yerinden ayrılmış. Giriş kapısı kapalı. Ama güzel Muradiye işe girmek zorunda. Araç giriş kapısına gidiyor, kapalı demir kapıyı açmak isterken sıkışıyor. 
Ne korkunç bir ölüm. Ne kahreden bir kader.. Kimbilir ne hayalleri vardı o güzel kızın. Kimbilir kendisi için nasıl bir gelecek planlıyordu?.. Kazada ölür insan. Bu havalarda saçak altında yürürken başınıza bir sivri buz parçası düşer, ölürsünüz. Ama böyle ölmek.. Bir raylı demir kapı ile duvar arasına sıkışmak, acı içinde kımıldayamadan dururken soğuktan donarak ölmek?.. 
Çok etkilendim, çok sarsıldım. Bizim işimizin belki de en zor tarafı bu diye düşündüm.
………….
Bu giderek yaygınlaşan demir kapı işi aslında önemli bir konu. Muradiye Aktaş, demir kapı ile duvar arasında sıkışıp ölen ilk insan değil. Buna benzer pekçok garip kadın, çocuk ölümünün de haberini yazmıştım. Sürgülü, sözde uzaktan kumandalı demir kapı işleri hızla yayılıyor. Fabrika kapıları, villa siteleri kapıları, pekçok yerde kullanılıyor. Bunların periyodik bakamı, mutlaka 7 gün 24 saat sorumlularının olması lazım. O kadar çok palavra konularda denetim kurallarımız var ki.. Neden bu sürgülü demir kapılar konusunda doğru dürüst bir yönetmelik yoktur, buna da şaşarım.
Bu yazı toplam 544 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
  • TUANA EVLERİ 3. ETAP
  • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
  • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37