1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Sayın Cumhurbaşkanı’nın Diyarbakır ziyareti
Sayın Cumhurbaşkanı’nın Diyarbakır ziyareti

Sayın Cumhurbaşkanı’nın Diyarbakır ziyareti

Sayın Cumhurbaşkanımızın Diyarbakır ziyaretini anlamlı kılan şey, güncel tartışma konularının gündemimizin birinci maddesi haline gelmesidir. Diyarbakır, misaki milli sınırları dâhilinde bulunan

A+A-

Sayın Cumhurbaşkanımızın Diyarbakır ziyaretini anlamlı kılan şey, güncel tartışma konularının gündemimizin birinci maddesi haline gelmesidir. Diyarbakır, misaki milli sınırları dâhilinde bulunan bir vilayetimiz değil mi ki bu ziyaret ekseninde bunca fırtınaların kopartılması söz konusu. Doğrusu bu abartı pek hayra alamet gelmiyor bana. Hele bu ziyareti eleştirmek, devletin başı ile halkın ünsiyetini hazmedememek son derece düşündürücüdür.

Eğer siz, devletin başındaki bir numaralı ismin Türkiye’nin herhangi bir vilayetine yaptığı ziyareti olağan dışı bir şeymiş gibi göstermeye çalışırsanız, birlik, dirlik ve kardeşlikten bahsedemezsiniz. Bana sorarsanız, bu ziyaret gayet normal, sırdan ve de rutin bir işmiş gibi algılanması daha doğru olurdu. Bu ziyarete bir takım anlamlar yüklemek, bir takım mihrakların arzuladığı sonuçları çıkarmak tam da istenilen şeydir.

Şu bir gerçektir ki, Diyarbakır halkı Sayın Gül’ü bağrına basmıştır. Sevgi seli ile karşılamıştır. Kendi cumhurbaşkanları olduğunu haykırmıştır. Kendilerine uzatılan zeytin dalına fazlasıyla mukabelede bulunmuştur. İstanbul’da, İzmir’de ve belki de kendi memleketi olan Kayseri’de bile böylesine coşkulu bir biçimde karşılanmamıştır. Bu da gösteriyor ki, halkın kendisiyle ünsiyet kuran hiçbir devlet adamına bir önyargıları yoktur. Bu ziyareti eleştiren siyasiler, eleştiri yapmak yerine kendi gönül defterine Dıyarbakır halkını yazmaları, onları potansiyel tehlike olarak algılamamaları, bağırlarını onlara açmaları ve dertleri ile dertlenmeleri, halleri ile hemhal olmaları daha doğru olur. Bu da siyaseten de kendilerinin hayrınadır diye düşünüyorum.

Sayın Gül’ün sivil toplum örgütlerinin başkanları ile bir araya gelmeleri, sorunları halının altına süpürmek yerine konuşmaları, birlikte çare aramaları, ortak aklın semeresi olarak değerlendirilmesi gerekir. Bu, olaylara bakış açısının çok yönlü olmasını sağlar. Böylelikle, çözüme yönelik pratik bir yöntem yakalanmış olur.

Eleştirilerin odağında iki dil tartışması yatmaktadır. Buna ilişkin Has Parti Genel Başkanı Sayın Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’un yaklaşımı dikkat çekicidir. Hem İslami’dir ve hem de insanidir. Ne diyor Sayın Kurtulmuş? –“Anadil, ana sütü gibi helaldir”  İşte bu yaklaşım ayrıştırıcı değil; birleştiricidir. Yeter ki, üzüm yemek yerine bağcıyı dövme teşebbüsleri olmasın. Zira, siyasi rant uğruna bir takım değerleri hoyratça tüketmek kimseye fayda sağlamaz.

Kimi siyasi partilerimizin temsilcileri bu ziyareti eleştireceklerine, Sayın Numan Kurtulmuş’un penceresinden olaya baksalardı bunca fırtınalar kopartılmazdı.

Bir diğer önemli husus da, basınımızın bu ziyareti dallandırıp budaklandırarak kamuoyuna sunması. Sanki cumhurbaşkanı Çin zulmü altında inim inim inleyen Doğu Türkistan’ı ziyarete gitmiş gibi bir hava vermeye çalıştılar. Bu tür konularda herkese sorumluluk düşmektedir. Siyasilere olduğu kadar basınımıza da sorumluluk düşmektedir.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.