1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Sayın Müdürle aynı şekilde düşünüyoruz
Sayın Müdürle aynı şekilde düşünüyoruz

Sayın Müdürle aynı şekilde düşünüyoruz

İki gün önce bu sütunlarda, pazartesi günü sabahı evden işe yürüyerek gelirken Gazi Lisesi önünde karşılaştığım, çok üzüldüğüm bir olayı yazmıştım Okul kapısında kılık kıyafet kontrolü yapan-muhtemel

A+A-

İki gün önce bu sütunlarda, pazartesi günü sabahı evden işe yürüyerek gelirken Gazi Lisesi önünde karşılaştığım, çok üzüldüğüm bir olayı yazmıştım.. Okul kapısında kılık kıyafet kontrolü yapan-muhtemelen Müdür Yardımcısı- eğitimci, bir erkek öğrenciyi kapıdan geri çevirmiş,  “saçı uzun” olduğu gerekçesiyle okula almamış, öğrenci arkadaşlarının içinde, “Git saçını kestir de gel” diye bağırmıştı.

Haftanın ilk günü okul kapısından geri çevrilen, üstelik saçları da pek uzun olmayan öğrencinin lise son sınıf öğrencisi olduğunu da öğrenmiştim..  Eğitimde hala çocuklara yönelik bu tür uygulamaların sakıncasını anlatmaya çalışarak, “Gençleri okuldan kovmak, uzaklaştırmak yerine tam tersine okulu sevdirmek” gerektiğini anlatmaya çalışmıştım.

Kocaeli kenti, eğitimle ilgili konulara çok duyarlı. O yazının çıktığı gün,  pek çok veliden şikayetler, yakınmalar aldım. Özellikle Gazi Lisesi’ndeki kimi uygulamalar konusunda beni şaşırtan şikayetler geldi. Bizzat tanık olmadığım olayları yazarak kimsenin günahını almak istemiyorum.

Ancak, artık günümüz eğitimcileri bilmeli ki, bizim öğrencilik yıllarımızdaki tavırlar, uygulamalar geçerli değildir. Biz İzmit Lisesi’nde okurken,  babamızdan çok “Nuri Baba”dan korkardık. Sadece okulda, ya da okul çevresinde değil, İzmit’in herhangi bir yerinde, Fethiye Caddesi’nde dolaşırken bile, öğretmenlere yakalanmamak için gözümüzü dört açardık.

Ben sokakta sigara içsem, babama yakalansam korkmazdım da, elimde sigara ile Nuri Baba görecek diye ödüm patlardı.

Bu devirler bitti. Günümüzde gençler ve aileleri çok büyük sıkıntılar içinde. Sokaklar geçmişe göre gençler için çok daha tehlikeli. Üniversiteye girmek, hayata tutunmak çok daha zor. Pahalı. Eğitimciler, eskiden öğrencilerin büyükleriydi. Öğrencinin “Eti öğretmenin, kemiği ailesinin”di.

Artık öyle değil. Eğitimci, öğrencinin, özellikle genç öğrencilerin arkadaşı, hatta sırdaşı olmalı. O’nu anlamalı. Eğitimcinin işi, öğrencinin işini zorlaştırmak değil, O’nun önünü açmak olmalı.

Saçı normalden çok uzun olmayan, giyimi temiz pak, üstelik bu yıl üniversite sınavlarına girecek bir lise son sınıf öğrencisini, kapıda kılık kıyafet kontrolü yapan eğitimcinin okula sokmama yetkisi ve hakkı olmamalı.

Bu yazı üzerine Milli Eğitim İl Müdürü Nevzat İspirli de aradı. Yazıyı okuyunca, bu olayı yaşayan öğrenci adına çok üzüldüğünü, o öğrenciden o eğitimci adına özür dilediğini söyledi.

İspirli, Gazi Lisesi kapısından öğrenciyi geri çeviren öğretmenin hatalı olduğunu da belirtti, “Biz eğitimci arkadaşlarımıza tam tersini söylüyoruz. Okula geç gelen öğrenciyi bile kapıdan çevirmemelerini, en fazla geç kağıdı vererek okula almalarını istiyoruz” dedi.

Milli Eğitim Müdürü İspirli’nin ilimizde eğitimin standardını yükseltmek için samimiyetle çalıştığını, özellikle öğretmen kalitesi ile çok yakından ilgilendiğini biliyorum. Bana yazı ile ilgili açıklamalarında şunları söyledi:

“- Öğrenci hata yapabilir. Saçı biraz uzun, makyajı biraz fazla olabilir. Hatta, o gün okula yasak olmasına rağmen kot pantolonla gelmiş, kulağına küpe takmış da olabilir. Bizim eğitimciler olarak öğrenciyi okula sokmamak gibi bir tavrımız olmamalı. O çocuk okula alınmayınca nereye gitti, bilmiyoruz. Muhtemeldir ki, ailesi de bilmiyor. Eğitimci, o çocuğu uyaracak. Gerekirse, odasına götürecek. İsmini alacak. Ertesi gün, derli toplu gelmesini, saçı uzunsa kestirmesini, makyajı fazlaysa silmesini isteyecek. Okul adabına uymayan hata ertesi gün de devam ediyorsa, o zaman disiplin cezası uygulayacak. Aslolan, öğrencinin okula gelmesi, derse girmesidir.”

Milli Eğitim İl Müdürü’nün bu sözleri içimi rahatlattı. Aslında eğitim kalitesini yükseltmek, çocuklarımızın daha iyi eğitim almasını sağlamak için yapılacak öncelikli iş, daha çok okul binası, daha fazla öğretmen bulmak, çocuklara daha çok kitap verip, onlara bilgisayar dağıtmak değil.

Öğretmenlerimizin kalitesini yükseltmek zorundayız. İlimizde çok kaliteli, bu işi bütün ruhu ile yapan, bütün öğrencileri kendi evlatları gibi gören çok değerli eğitimciler, öğretmenler, okul müdürleri bulunduğunu biliyorum.

Ama kabul etmek zorundayız ki, ortalama kalite düşük. İster istemez olay ticaretleşmiş.

Benim bir gazeteci olarak, ya da bir bakkalın, manavın, kasabın, terzinin, esnafın, mühendisin evde yaşadığı sorunlarını, kişisel sıkıntılarını işine de bir miktar taşımaya hakkı olabilir.

Ama öğretmenler ile doktorlar, en kutsal mesleği icra eden insanlardır. Onların kişisel öfkelerini, ruhsal sıkıntılarını, bunalımlarını işlerine taşıma lüksü olamaz.

Lise son sınıf öğrencisini, haftanın ilk günü “Senin saçın uzun” diye okulun kapısından çeviren bir eğitimci, bu uygulaması ile, ne eğitime, ne o öğrenciye, ne kendisine en küçük bir yarar sağlayamaz. Tam tersine, en azından öğrenciye zarar verir ki, buna hakkı olmamalıdır.

Konu sadece saç baş meselesi değil. Eğitimcilerin öğrencilerle olumlu diyalog içinde bulunması, gereksiz yasakçı tutumlarla disiplin gösterisine soyunmak yerine, öğrencinin kalbini kazanacak tavır ve davranışlar içinde bulunması esastır.

Bırakın çocuğun saçı biraz uzunsa, ertesi gün kestirsin.

Bırakın kızın yüzünde biraz makyaj, kulağında bir küçük küpe varsa, o gün derse öyle girsin.

Günümüzde herkes için hayat zor. Biliyorum, öğretmenler için de çok zor.

Ama emin olun, en çok bunalanlar, kendilerini en çok açmaz içinde hissedenler, gençlerdir, öğrencilerdir. Hele hele sınavlar maratonunun eşiğine gelmiş, aileleri ve çevreleri tarafından çok yoğun bir baskı altına alınmış, haftanın her günü okul dışında kalan zamanlarını da dershanelerde geçirip, sürekli test çözmeye mahkum edilmiş gençlerin sıkıntısı anlatılacak gibi değildir.

Bu nedenle, çocukları bu açıdan anlamaya çalışmak yerine kıl-tüyle uğraşmak, eğitimcilik değildir.

Milli Eğitim İl Müdürü İspirli’nin yazım üzerine yaptığı ve samimi olduğuna inandığım açıklama içimi biraz rahatlattı.

Sevgili gençler, okulun kurallarına, öğretmenlerinize karşı lütfen saygılı olun..

Sevgili öğretmenler, siz de lütfen öğrencilere karşı biraz anlayış gösterin.

Bu haber toplam 1271 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.