• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kocaeli 4 °C

Sayın Vali’yi ağzım açık dinledim

İsmet ÇİĞİT

Perşembe günü Kocaeli Valiliği’nde “Eğitimde yükselen değer Kocaeli” konulu bir toplantı vardı. Vali Hasan Basri Güzeloğlu, 1 Ekim 2014 tarihi itibariyle başlayan kendi dönemiyle ilgili eğitimdeki başarı konusunda bilgi verecek, ilimizin başarılı öğrencilerini ödüllendirecekti. 
Bir gün önce Valilik’te aradılar, “Sayın Valimiz bu toplantıda sizin de bulunmanızı istiyor.” dediler. Gittim.  İyi ki gitmişim. Çok iyi, çok özenilerek hazırlanmış mükemmel bir programdı. Vali Güzeloğlu, özellikle üniversiteye giriş sıralarındaki puanlar ve dereceler açısından 2014 ve öncesinde Türkiye’nin 81 ili içinde 74’üncü sıraya kadar gerileyen kentimizin nasıl ilk 20’lere geldiğini çok güzel grafiklerle anlattı. “Bu geldiğimiz nokta yetmez. Bu kent eğitimde Türkiye birincisi olmalıdır.” dedi. 
Sayın Vali’nin ilimizde eğitim kalitesinin yükselişi ile ilgili sunumu gerçekten mükemmeldi. Çok anlaşılır biçimdeydi. Başarılı öğrencileri ve ailelerini onore etmesi, onları ödüllendirmesi, bu anlamlı toplantıya milletvekillerinin de katılması çok güzeldi.


Ama beni bu toplantıda çok fazla etkileyen başka bir şey oldu. Vali Güzeloğlu,  ilimizdeki eğitim kalitesinin nereden alınıp, nereye getirildiğini rakamlarla ortaya koymadan önce, bir Kocaeli tanımlaması yaptı. Ortaya bir Kocaeli fotoğrafı koydu. 15-20 cümleden oluşan, bugüne kadar böylesine mükemmelini hiç kimseden duymadığım bir Kocaeli tanımlaması. 
Sayın Vali’yi ilk tanıdığım günden itibaren sevdim ve güvendim. Birkaç kez yüz yüze, birkaç kez telefonda konuştuk. Hepsinde samimiyetinden zerre kadar şüphe duymazken, Türkçeyi mükemmel kullanışından da etkilenmişimdir. Ama Perşembe günkü toplantıda Sayın Hasan Basri Güzeloğlu’nun, bugüne kadar bu kentte tanıdığım bütün bürokratlardan, bütün siyasetçilerden çok daha farklı ve ileride olduğunu fark ettim.
Önünde yazılı metin olmadan, yaklaşık bir saat konuştu. Çok uzun cümleler kurdu. Ama Türkçeyi öylesine mükemmel kullanıyor ki, hiçbir uzun cümlesinde en küçük bir falso yoktu. 
Bir Kocaeli tanımlaması yaptı. Sayın Vali’nin konuşmasının bant kaydını izlemek, konuşmasının bu bölümünü kelime kelime kaydetmek isterim. Emin olun, ağzım açık dinledim. Güzeloğlu, Kocaeli’nin Türkiye için önemini anlattı. Bu kentin ürettiğini, bu kentte çok renkli bir insan kaynağı bulunduğunu,  bu kentin Avrupa Birliği seviyesinde ekonomik değer yarattığını anlattı. “Bu nedenle bu kentin eğitimde 81 il içinde 70’li sıralarda olamayacağını” vurguladı. Güzeloğlu, Kocaeli için, “Her biri çok farklı, çok güzel kokan farklı türlerden güllerle bezenmiş bir gül bahçesi” tanımlaması yaptı. Sözü,  getirdiği yer ve konuşmanın ana teması şuydu:
“-Biz Milli Eğitim’de bu kentin potansiyelini değerlendirdik, bakın 2 yıl içinde buradan alıp, buraya getirdik. Daha yukarısını hedefliyoruz ve bunu da başaracağız. Ama bu ülke için bu kadar önemli, bu kadar özel bir il olan Kocaeli’de sadece eğitimin kalitesini yükseltmekle yetinemeyiz. Bu kentin sanatı, kültürü, sporu da kentin sahip olduğu potansiyelle doğru orantılı hale getirilmelidir.” 
Salonun en ön sırasında oturan milletvekilleri ve yerel yöneticiler Vali’nin bu olağanüstü mükemmel konuşmasından ne dersler çıkarttılar bilemem. Ama bu kentteki sivil toplum örgütlerinin,  bu kentte siyaset yapanların, Vali Hassan Basri Güzeloğlu’nun Kocaeli’yi tanımladığı konuşmasının o bölümünü alıp, ofislerinin duvarına Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi gibi asmalarını tavsiye ederim. 
İlimizde sadece iki yıla yakın süreden beri görev yapan Güzeloğlu’nun bu kenti böylesine iyi tanımış ve tanımlıyor olmasından büyük bir sevinç duydum. Keşke bu kentteki herkes bu bilince erişebilse. Bu kentin bu ülke için değerini anlayabilse ve bu değerle kıyaslandığında, bu kente ne büyük haksızlık yapıldığını kavrayabilse. Vali Güzeloğlu için, 1970’li yıllardan bu yana benim bu kentte gördüğüm en kaliteli bürokrat diyebilirim. 
Ben yıllardır bas bas bağırıyor, yazıyorum. Bana çok kızanlar var. Bu kentin havaalanı çalışmıyor, bu kent deniz ulaşımı imkanını kullanamıyor, bu şehir  trafik açısından istismar edilmekten kurtarılamıyor. Bu şehirde sanat yok, müzik yok, sosyal hayat yok. Futbol takımı 3’üncü kümede, basketbol yok, voleybol yok. Yağlı pehlivan güreşi var da, kadın sporu yok. Potansiyeli, insan kaynakları, özellikle ülkeye katkıları Kocaeli’nin çok gerisinde olan şehirler son 10 yıl içinde bizi geçtiler. Biz bu şehirde hala 3 tane bar için yer bulamıyoruz. Hala yöneticilerimize-Sayın Vali’yi tenzih ederim- Kocaelispor’u sahiplendiremiyoruz. 
“Eğitimde yükselen değer Kocaeli” sloganı ile düzenlenen toplantıda, LYS ve TEOG’daki başarıları nedeniyle ödüllendirilen gençler tek tek sahneye çağırıldığında bunlarla da gururlandım. Bu kentte mükemmel bir gençlik var. Dikkat ettim, başarıları nedeniyle ödüllendirilen gençler içinde hiç İzmit Lisesi, Gazi Lisesi mezunu göremedim. Buna üzüldüm. 
Sayın Vali, bu kenti çok iyi tanımış, kavramış. Bu kentin potansiyelini gayet iyi görmüş. Milli Eğitim alanında bu potansiyeli kullanarak, iki yıldan kısa süre içinde gerçekten çok önemli başarıla imza atılmasını sağladı. Artık ilimizin diğer alanlarda gerileyen haline de çareler bulacağına inanıyorum. Vali’ye o toplantıda dinledikten sonra, bizim kentimizin geleceği konusunda gerçekten umutlandığımı söyleyebilirim. Benim bu kentte tanıdığım valiler içinde hiç böylesi olmamıştı.

Kılıçdaroğlu da delikanlı adammış
15 Temmuz gecesi Türkiye’de olup bitenleri dehşet ve endişe içinde televizyonlardan izlerken, özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın cesaret ve soğukkanlılığını çok takdir etmiştim. 
Düşünün, elinde silah, altında tank, F-16 bulunan hainler kalkışma başlatmış. Hiç kuşkusuz hedefteki ilk kişi Cumhurbaşkanı. Üstelik o gece Tayyip Erdoğan, yanında ailesi, torunu ile birlikte hedef… İnsanlık halidir. Soğukkanlılığınızı kaybeder, endişe ve panik hali içine girersiniz. İster istemez korkarsınız. Erdoğan, önce televizyonlara görüntülü cep telefonu ile bağlandı. Sonra, kendisi ve ailesi silahsız sivil uçakları ile İstanbul Atatürk Havaalanı’na geldi. Erdoğan’ın yüzünde en küçük bir korku ve panik işareti yoktu. Zaten olsa, o gece Türkiye o hainlerle savaşı kaybedebilirdi. 
25 Ağustos Perşembe günü CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun Artvin Şavşat yolu üzerinde yaşadığı da bir insanın çok büyük bir soğukkanlılıkla atlatabileceği türden değildi. Elbette etrafında korumalar, içinde seyahat ettiği otobüsün önünde arkasında silahlı muhafızlar var. Ama düşünün ki, sizin bulunduğunuz otobüse bir roketatar yönlendirilmiş. Teröristler dağdan konvoyunuza mermi yağdırıyor ve siz hedefteki insansınız. 
Kılıçdaroğlu’nun görüntüleri hemen bu olayın ardından sıcağı sıcağına ekranlara yansıdı. Görünüşte ufak tefek, kavruk bir adam Kemal Bey. Yüzünde en küçük bir korku, panikleme izi yoktu. Endişeliydi. Endişesi de, konvoyuna yapılan saldırıda başından vurulan ve hastanede şehit olan asker içindi. “Keşke kurşun bana gelseydi, o genç asker vurulmasıydı.” dedi. 
Saldırı sonrası Kılıçdaroğlu’nun götürüldüğü güvenli yerde, Cumhurbaşkanı kendisini telefonla aradı. Konuşma anı da ekranlara geldi. Kılıçdaroğlu, Erdoğan’a “Sayın Cumhurbaşkanım” diye hitap ediyor. Son derece nazik. Yaşadığı olayı Cumhurbaşkanına izah ederken en küçük bir siyasi imada bulunmuyor. Siyaset yapma gibi bir çaba içine girmiyor.
15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın o cesur ve dik duruşunu çok takdir etmiştim.
25 Ağustos günü de CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun o ufak tefek, kavruk görünümünün altında mangal gibi bir yürek taşıdığını, çok zor bir zamanda bile devlet adamı için gereken ciddiyeti ve nezaketini kaybetmediğini görmekten gerçekten mutlu oldum.

Bu yazı toplam 1907 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37