1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Scientism meşrebinin iç tartışması: Anti-evrim ilahiyatı evrim ideoloj
Scientism meşrebinin iç tartışması: Anti-evrim ilahiyatı evrim ideoloj

Scientism meşrebinin iç tartışması: Anti-evrim ilahiyatı evrim ideoloj

Merhum Ali Şeriati, başka birçok konuda olduğu gibi evrim tartışmasında da asıl sorunun, Müslüman memleketlerde evrim teorisini dinî inancı yoketmenin en elverişli aracı sanan inançsız kişi veya kesiml

A+A-

Merhum Ali Şeriati, başka birçok konuda olduğu gibi evrim tartışmasında da asıl sorunun, Müslüman memleketlerde evrim teorisini dinî inancı yoketmenin en elverişli aracı sanan inançsız kişi veya kesimlerin çabası olduğunu söyler. Evrim teorisi, aslında canlı hayatın ortaya çıkmasıyla ilgili incelenmeye değer bir fikir olmasına rağmen din düşmanı inançsızların elinde dini ortadan kaldırmanın silahına dönüştüğünde elbette ki karşısında dindarların savunmasını bulacaktı. Ama her türlü fikri incelemenin ve bilimsel araştırmanın önünü tıkayan bu zıtlaşma ve kutuplaşmanın sadece evrim fikri için değil, dindarlar için de zarar verici olduğunu kabul etmek gerekir.

Bu kutuplaşma yüzünden halihazırda evrim teorisi bütünüyle inanca karşı ve inancın bilimsel bilgisinin karşısında (böyle bir bilgi olmadığı halde!) kabul ediliyor. Evrim teorisi kabul edildiğinde inancın yokolocağı sanılıyor ve dindarlar, evrimci olmayan düşüncelere eleştirisiz açık durumdalar. İbrani kaynaklardan gelen tuhaf yaratılış hikayesinin tartışmasız kabul görmesinin bir sebebi de evrim teorisinden kaçarken tutulunmuş dolu olmasındandır. Evrim teorisi dışındaki bütün yaratılış hikayeleri adeta inancı kurtarmanın sığınağı gibi görülüyor.

Kendisini evrim teorisiyle mücadeleye vakfetmiş bir kesimin İbrani kaynaklardaki garip yaratılış hikayesinin yanısıra, modernite havzasının diğer bütün bilim disiplinleri gibi amacı şaibeli paleontolojiyi kendisine güçlü sığınak seçmesinin nedeni de aynıdır. Paleontolojiyi ve onun ürettiği bilgiyi sabite, değişmez kural ve eksen kabul edip bu uğurda Kur'an ayetlerini, İslam bilim tarihindeki büyük Müslüman filozofların yaklaşımlarını, İslamî birikimin en güçlü müfessirlerinin yorumlarını bile görmezden gelen bu kesim aslında evrim teorisine itiraz edeyim derken, onun da içinde neşvü nema bulduğu modern bilimsel yöntemi temel almış olmaktadır. Oysa din ve inanç karşıtlığı mevzu bahis olduğunda asıl mesele, evrim teorisini de üreten modern bilimsel yöntemdir ve bu yöntemi kullanarak inancı savunmaya çalışmak inanca yarar sağlamak bir yana, inancı modern bilimsel yöntemin önermeleri doğrultusunda değiştirmeye, dönüştürmeye ve başkalaştırmaya yolaçar.

Bir diğer mesele de, İslam'ın iman-küfür, tevhid-şirk karşıtlıklarının yerine evrime inanan-inanmayan ayrımını koymanın İslam kelamına kritik ve tehlikeli bir müdahale anlamına gelmesidir. Çünkü evrim, bilimsel veya felsefi bir tartışma konusudur ve İslam'ın inanç sistemiyle doğrudan ilgili değildir. İnançla ilgili hale gelmesi veya getirilmesi ise ya ateizm eliyle inançsızlığı beslemek için ya da anti-evrim ilahiyatçıları tarafından sözde inancı güçlendirmek üzere yapılmaktadır, ama sonuçta her ikisi de aynı amacı gerçekleştirmektedir: Bilimsel bir tartışmayı dinselleştirmek!

Böyle olduğu için evrim teorisinin taraftarları ile karşıtları arasındaki kutuplaşma, ikisi de modern bilimsel yöntemi kullanan scientism meşrebinin iç tartışması olarak tarif edilmelidir.. Ama gelinen noktada mesele bilimsel tartışma kurallarının dışına çıktığından bir tarafta bilimsel teori olmaktan çıkıp inancı yoketme davasına dönüşmüş evrim ideolojisi, diğer yanda ise bilimsel itiraz olmaktan çıkıp itikada dönüşmüş anti-evrim ilahiyatı vardır.

Hayata, evrime inanan veya inanmayan biçiminde bakılması İslam'ın kendine özgü itikadi tasnifinin parçası değildir ve hiçbir beşer tarafından da o tasnifin içine dahi edilemez. Hayatın içindeki bir tartışmayı yaşamın amacı ve nihai sebebi haline getirmek hatalıdır. Evrime inanan veya inanmayanlar şeklindeki bir bakışaçısı, buna göre dost ve düşman belirlemeye yolaçıyorsa evrim tartışması din/ideoloji haline getirilmiş demektir. Evrime karşı mücadele verenler, tıpkı karşıtlarına benzeyerek yaptıkları işle buna yolaçıyorlar.

Hal böyle olunca, evrim teorisinin yaymaya çalıştığı inançsızlıkla mücadele etmeye soyunan evrim karşıtları, bir anti-evrim ilahiyatı inşa etmeye çalışmış oluyor. Oysa tartışma, dinî inanç meselesi olarak değil, maddi bulguları temel alan bilimsel tartışma olarak yapılmalıdır.

İş bir kez çığrından çıktığında evrim karşıtı ilahiyat, önüne geleni biçen reddiyeci bir kılıca tabii ki dönüşecektir. Evrim karşıtı ilahiyatın tek hedefinin evrim ideolojisinin militanları olmaması, İslam düşünce ve bilim tarihinde evrimci yaratılışa inanan büyük filozofları, ulemayı ve müfessirleri de hedef alması bundandır. Evrimci yaratılışa inanan Müslüman filozof ve ulemanın hem modern bilimsel yöntemin paleontoloji verilerine dayanılarak, hem İbrani kaynaklara itibar edilerek, hem de modern evrim tartışmasının çerçevesi hesaba katılarak reddedilmesi, bugünkü anti-evrim ilahiyatının Gelenek (“G” büyük harfle!) ve onun Usül'ünü reddeden tabiatını da ele vermektedir. Gelenek, İslami ilimlerin oluşturduğu güçlü mecradır ve Müslüman aklın yenilenme dönemlerinde kullandığı ihya, ıslah, tecdid imkanları ancak bu mecrada kalındığı takdirde İslam uleması tarafından meşru kabul edilmiştir. Oysa bugünkü anti-evrim ilahiyatının mimarları, modernite havzasının disiplini paleontolojiye tabi olup  İslam'ın Gelenek mecrasından çıkarak gerçekleştirdikleri bilgi üretimi ile meşru ve makbul Usül'e aykırı davranmış olmaktadırlar.

Evrimci yaratılışa inanan Müslüman filozoflar ve müfessirlerin tutumunu değerlendirirken bakılması gereken nokta, o dönemlerde paleontolojinin bugünkü fosil bulgularının henüz elde olmadığı ve Müslüman ulemanın da bu yüzden evrimci yaratılışı yanlışlıkla savunduğu değildir. Eski ulemanın, canlı hayatın sudan yaratıldığını anlatan ayetler başta olmak üzere diğer birçok ayet ve rivayete dayanarak savunduğu canlıların ortak atadan geldiğine dair inancı, bugünkü bilimsel bulgularla yanlışlansa bile sorun veya asıl önemli nokta, evrimin yaşanıp yaşanmadığı değil, bu ulemanın yaratılış hikayesi olarak bilinen İbrani anlatıma itibar etmemiş olmamasıdır. Anti-evrim ilahiyatının dinî bilgi olarak önümüze sürdüğü İbrani yaratılış hikayesi eğer gerçekten dinî bir senaryo olsaydı ulema o bilgi karşısında, onu kabul etmeyen, hatta yanlışlayan bir görüş beyan edemezdi. Bu çok önemli bir noktadır. Ulema, İbrani yaratılış hikayesini Kur'an ayetlerine dayanarak reddetmiş ve bunun aksine, insanın zaman içinde gelişip “en güzel kıvamlı (ahsenu tavim)” hale geldiği fikrini savunmuştur. Müslüman filozoflar ve ulemanın Kur'an'a dayanarak savunduğu evrimci yaratılışın Darwin'in teorisine benzemeyen yanlarına ve bu konudaki detaylara girmiyoruz.

Bugünkü anti-evrim ilahiyatçılarının sadece paleontolojinin bulgularına dayanarak bu ulemanın Kur'an'ın bu konudaki açık ayetlerine dayanan düşüncesini reddettiğini, buna mukabil Kur'an'da hiçbir şekilde doğrulanamayacak İbrani anlatımı benimsediğini belirtmek gerekir!

Yaratılış konusunda bilinen anlatımı öne süren İbrani mitolojiye ilişkin çok önemli bir soru var: Allah ensestle bir ırk kurmuş olabilir mi?

İbrani kaynaklara inanan ve gözleri evrimi reddetmekten başka bir şey görmeyenler bunun mecburi olduğu izahını getiriyorlar. Evrimden kaçarken enseste yakalanmak ve bu yolla ortaya çıkmış bir ırkın üyesi olmayı kabul etmek çok mu iftihar verici bir hikayedir?

Bir soru da şudur: Eğer Allah ensestle ırk yarattıysa bu, ensestin özü ve doğası gereği (bizzat) değil, teşrii (kararlaştırılmış, talimatlı) bir yasak olduğunu gösterir. Yani ensest, yaratılışın anlamına ve doğasına aykırı olduğu için değil, yasaklandığı için mi haramdır? Neresinden bakarsak bakalım elimizdeki yaratılış mitolojisi akıl dışıdır ve dini temel ilkelerine aykırıdır.

Yaratılış senaryosuyla ilgili rivayet çok olmasına ve detaylı anlatımlar bulunmasına rağmen hiçbiri ikna edici değildir.

Ayetlerden hiçbir dayanak olmaması, eldeki rivayetlerin İbrani yaratılış mitolojisini doğrulamak üzere uydurulduğunu veya bu yönde yorumlana yorumlana günümüze kalıplaşmış mevcut halleriyle geldiklerini gösteriyor.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.