1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Scientism meşrebinin iç tartışması (II)
Scientism meşrebinin iç tartışması (II)

Scientism meşrebinin iç tartışması (II)

Anti-evrim ilahiyatı evrim ideolojisine karşı Eski zamanlarda İbrani yaratılış mitolojisinin yeterince sorgulanmaması, yaratılış meselesinin bugünkü gibi inancı reddetme veya savunma davasının konusu o

A+A-

Anti-evrim ilahiyatı evrim ideolojisine karşı

Eski zamanlarda İbrani yaratılış mitolojisinin yeterince sorgulanmaması, yaratılış meselesinin bugünkü gibi inancı reddetme veya savunma davasının konusu olmamasındandır. Böyle  olunca da kassasların anlatttığı hikayeler uzun gecelerin eğlenceli geçmesini sağlamış olmalıdır. Demek ki o vakitler hiçkimse bu meselenin hayati bir konu olduğunu düşünmüyordu. İnsan ister çamurdan heykel olarak yaratılmış olsun, ister başka şekilde varedilmiş olsun, meselenin pratiğe ve itikada tesir eden bir tarafı yoktu. Fakat günümüz itibariyle anlamakta güçlük çektiğimiz şey, Darwin'in Hıristiyanlığın bilimsel bilgisini sarsmasından Müslümanların neden alınganlık yaptıklarıdır. Galiba Müslümanlar, pozitivizm/ateizm, yaratılış hikayesini iptal eden bir teori olarak evrimi selamlayıp propaganda savaşına başlayınca paniğe kapıldılar. Halbuki yaratılışın evrimcilerin söylediği biçimde de gerçekleşmiş olabileceğini, çünkü yaratılışın Müslümanların bilimsel bilgisindeki anlamının Hıristiyanlıktakinden farklı olduğunu söylemeliydiler. Evrimi inanç konusu görmeyip, yaratılışın evrimci süreçle de gerçekleşmiş olabileceğini düşünenler evrim teorisinden neden tedirgin olsun? Ama Hıristiyanlıktaki bilimsel bilginin dinen doğruluğuna ve İbrani mitolojiye inanmış bir Müslüman tabii ki telaşa kapılacaktır. İbrani yaratılış hikayesini dinin kesin bilgisi sananlar “din elden gidiyor” korkusuyla Hıristiyanlığın yaratılış hikayesini içselleştiriyor.

Oysa Kur'an'daki hiçbir yaratılış ayetinde İbrani kaynaklardaki somut tasviri doğrulayacak, Hıristiyanlığın yaratılışçı bilimsel bilgisini ve yaratılış mitolojisini teyit edecek ayet yoktur. Yaratılışla (özellikle Âdem'in yaratılmasıyla) ilgili ayetlerin Arapça'sındaki mutlaklık ve muğlaklık, İbrani kaynaklardan gelen rivayetlerle somutlaştırılmış gözüküyor. Mesela ayet şöyle diyor: “Hani Rabbin meleklere, balçıktan (balçık kökenli) bir beşer yaratacağım. Onu tesviye edip ruhumdan üflediğimde onun için secde edin.” (15/Hicr 28-29) Buradaki  “balçıktan ” ifadesi, ayette cins, tür belirten “min” edatıyla kullanılıyor (min salsâlin). Ayetin “tesviye” şeklinde çevirdiğimiz kısmının, bazı tefsirlerde, “balçıktan/çamurdan yapılıp traşlanmış ve düzeltilmiş” anlamıyla İbrani yaratılış mitolojisindeki “çamurdan heykel” olduğu varsayılmıştır. Yani Allah, heykeltraş gibi çamurdan heykel yapıyor ve bu heykele kendisinden ruh üflüyor, bunun üzerine o heykel canlanıp ayağa kalkıyor. Oysa yaratılış ayetlerindeki ifadeler böyle bir senaryoyu teyit etmez. Diyelim ki yaratılış böyle cereyan etti, ama bunun bir kez ve ilk defasında olduğu, sonrasında ise nesillerin ensestle çoğaltıldığı nereden çıkartılıyor? Zira ayetlerde böyle bir kronoloji, sıralama ve yaratılış sürecine ilişkin detayların hiçbiri yoktur. Ayrıca yine ayetlere göre “tesviye” ve “ruh üfleme” aşamaları rahimde oluşan beşer için de geçerlidir, ama insan o aşamada heykelken canlanıyor değildir; aksine belli bir gelişim süreci sonunda doğuma hazır hale gelmekte, hatta doğduktan sonra da gelişim süreci devam etmektedir.

Bu durumda soru şudur: Bütün insanlar binlerce yıldır aynı gelişim süreçleriyle rahimde oluşmasına, doğmasına, emeklemesine ve ayağa kalkıp kâmil insan olmasına rağmen Allah ilk defasında neden çamurdan heykel yaptı? Bunun aksine bir yorum, yani gelişim sürecinin yaratılışın başından beri varolduğu fikri evrimci yaratılışa karşı çıkanları neden bu kadar irkiltiyor?

Yaratılış ayetlerinde insanın bugünkü surette yaratıldığı söylenmiyor. Ayetlerin meallerini, akıllardaki İbrani yaratılış mitolojisinde geçen senaryonun ezberleriyle okumamak gerekir. Ayetlerde kullanılan kavramlara, edatlara, ifade biçimlerine, sıralamaya ve diğer dil inceliklerine iyice dikkat etmek lazımdır. Arapça bilenler o detayları açıkça görebiliyorlar. Hatta bazı yorumlara göre Allah'ın insanı değil, beşeri yarattığı ve bu beşerin daha sonra kemale ererek insan haline geldiği de önemli bir ayrıntıdır. Merhum Şeriati, beşer aşamasını balçığa ait dönem, insanı ise ulvi-manevi dönem olarak niteler. Zaten Âdem, cennette henüz insanlığının farkına varmadığı dönemde (avret yerleri ona görünmeden önce!) beşerdi. Melekler veya hayvanlar gibi, sorumluluk ve yükümlülük üstlenmemiş, günahtan habersiz, sadece Allah'ın nimetlerinden sınırsız biçimde yararlanan bir beşerdi. İnsanlaşması, günaha meyledip meleklikten veya hayvanlıktan çıkmasıyla mümkün olabildi. İnsanlaştığında sorumluluklarını, günahı, ibadeti, herşeyi farketti. Çünkü kendisini farketti.

Beşer-insan ayrımı önemlidir. Beşerin, insanın insan olmadan önceki aşaması sayılması evrimci yaratılışın Kur'an ayetleriyle teyit edilen önemli vurgusudur.

Bütün bunlarla birlikte başka bir türden insana geçiş olup olmadığını ayetlerden anlayamıyoruz. Sadece Nur suresinde (ayet 45) “kımıldayan herşeyi sudan yarattı. Bazıları karınları üzerinde sürünür” cümlesinde geçen “bazıları” kelimesi Arapça'daki “men (kim, o ki)” edatıyla birlikte ifade edildiğine ve bu edatın da sadece akıllı canlı (insan) için kullanıldığına bakarak türler arası geçiş olduğunu savunan âlimler de vardır. Ayetin ifade biçimine bakılırsa ya bir zamanlar yerde sürünen akıllı canlı türü vardı, ya da akıllı bir canlı türü bir zamanlar yerde sürünüyordu!

Bu görüşten biraz farklı olarak da olsa türler arası geçişin mümkün olabileceğini düşünen çağdaş âlimlerden Allame Talegani, fosil bulunamayan ara geçişlerin, evrimci yaratılışın sıçrayış anları olduğunu savunuyor ve bu gibi geçiş zamanlarının doğal evrim süreciyle değil, ilahi müdahaleyle açıklanabileceğini söylüyor. Tıpkı peygamberlerin mucizelerinde olduğu gibi. Mucizeler, doğaüstü tezahürler olarak, vahye muhatap olan insanların doğal geçiş imkanları tükendiği ve idrakin sınırlarına ulaşıldığında (veya hüccet tamamlanıp azap gönderilmesi için!) insanlığa bilinç sıçraması yaşatacak olaylardır. Allame Talegani, hatta peygamber gönderilmesini bile insanlığın kültürel, fikrî, toplumsal evrimindeki tarihsel sıçramalar olarak tarif ediyor.

İlk insanın çamurdan heykel yontulması ve sonra ruh üflenerek ayağa kaldırılması biçiminde ortaya çıktığını anlatan mitolojiyi kabul edebilmek ve ettirebilmek için bu olayın da mucize olduğunu söyleyen anti-evrim ilahiyatının mimarlarını bekleyen büyük çelişkiler vardır. Canlı hayatın ortaya çıkmasını bütün canlı türlerinde tek tek yaşanmış bir big-bang olarak tarif etmeyi Kur'an'da doğrulayacak bir tek ima bile bulamayacaklardır. Bütün canlı türlerini, tıpkı insan gibi önce prototipin yaratılması ve sonra ensestle çoğalma biçiminde anlatan hikaye ve senaryo, bilimsel bulgularla desteklenemeyen felsefi bir yorumdur. Hiçbir dayanağı olmayan, kanıtsız, dayanaksız ve delilsiz böyle bir mitolojiye neden inanalım?

Anti-evrim ilahiyatının yaptığı tek şey, evrim sürecinin Darwinizmin anlatttığı gibi yaşanmadığını kanıtlamaya çalışmaktan başka bir şey değildir! Paleontolojinin Darwinizm'in yanlışlığını kanıtladığı düşünülse bile bu bilim dalı canlı hayatın nasıl ortaya çıktığını gösterebiliyor mu? Darwinizmin hikayesini çürüttükten sonra canlı hayatın nasıl ortaya çıktığını anlatırken başvurulan kaynak İbrani mitolojisi değil mi?

Canlıların belli bir düzen içinde (tıpkı evrenin oluşumu gibi) ortaya çıkmasına itiraz edip, bir anda şimşek çakarcasına beliriverdiklerine inananlar, çelişkileri ve soruları felsefi ve bilimsel yöntemle çözmeye çalışmaktan ziyade, Darwinizm'e karşı ideolojik mücadele ile meşgul gözüküyorlar.

Herşeyden önce Kur'an'da canlı hayatın bir anda ortaya çıktığını doğrulayacak bir tek ayet yoktur. İkincisi, yeryüzünde canlıların evrimine inanmayanların evrenin oluşumundaki evrimi Kur'an'dan ayetlerle ballandırarak anlatması da ilginçtir. Big bang evrim değil de nedir? Kur'an ayetlerini evrenin big bang ile başlayan evrimini doğrulayacak biçimde yorumlayan, dünyanın oluşumuna gelinceye dek geçen milyonlarca yıllık evrim sürecinin mucizevi yanına dikkat çeken ve evrenin oluşumundaki milyonlarca yıllık evrim sürecini Allah'ın iradesine aykırı bulmayanlar, yeryüzünde canlı hayatın milyonlarca yılda evrim yoluyla ortaya çıkmasını Allah'ın iradesine aykırı bulup, bir anda, şimşek çakar gibi ortaya çıkmış canlı hayatı savunabiliyor.

İbrani yaratılış mitolojisini ve Hıristiyanlığın bilimsel bilgisindeki yaratılışçı fikri savunup evrim düşüncesine karşı mücadele yürütülmesi İslam adına değil, İbrani kaynakları ve Hıristiyanlığın bilgisini savunma adınadır. Çünkü İslam için bilimle hesaplaşmayı gerektirecek bir “bilgi iktidarı” meselesi sözkonusu değildir. İslam'ın bilimsel bilgisi içinde türler arası evrim de dahil olmak üzere evrimci yaratılışı düşünmüş yorumlar vardır. Onikinci yüzyıldan bu yana (hatta daha geriden başlayarak) bu konuda söz söyleniyor. İslam'ın seküler ve modern bilimin bilgisiyle yarışmaya sokacak bilimsel bilgisinden ziyade evren algısı vardır. Bu evren algısıyla çatışan bilimsel paradigmaya itirazımız ve tepkimiz tabii ki vardır. Ama bilimsel bilginin filan başlığında (mesela evrim) onun karşısına dikeceğimiz mutlaka bir dinî bilgi bulunmak zorunda değildir.

Evrim düşüncesinin gençlerin imanını zedelediğini varsayarak onu çürütmek için mesai harcandığının farkındayız. Fakat evrim düşüncesi karşısında bırakın imanı zedelenmeyi, bunun mümkün olduğunu düşünen İslam filozoflarına ne cevap verilecektir? Türlerin kendi içindeki evrimine ya da türler arası geçişe inanmayı reddeden hiçbir Kur'an ayeti yoktur. Dahası Kur'an'da bilimsel araştırmayla bulunacak bilginin önünü kesen bir uyarı da yoktur. İslam tevhide önem verir. Bunun dışındaki durumlarda verili bilgiyi fiilen kabul etmiş, tartışmamıştır. Kur'an, mesela bilimsel bakımdan öyle olmadığı halde güneşin doğup batması, yıldızların göğün kandilleri olması, saralıların cinlenmiş oldukları vs. gibi yerleşik bilgileri aynen kullanmıştır.

Netice itibariyle evrim meselesi, gençlerin imanını kurtaracağız diye karşısına dikileceğimiz önemde bir konu değildir. Bu konuda sorusu ve sorgulaması olan gençlere bunun mümkün olabileceğini, konunun dinî değil, bilimsel bir tartışma olduğunu söylemekle yetinebiliriz. Evrim, bilimsel tartışmanın konusudur, dinî inançla ilgisi yoktur.

Bu haber toplam 1031 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.