1. YAZARLAR

  2. M.Zeki CANŞİ

  3. Seçim sonuçlarının AK Parti açısından değerlendirilmesi
M.Zeki CANŞİ

M.Zeki CANŞİ

Yazarın Tüm Yazıları >

Seçim sonuçlarının AK Parti açısından değerlendirilmesi

A+A-
Gergin geçen bir seçim sürecini, HDP’nin seçim çalışmalarına yönelik Bingöl, Erzurum ve nihayet Diyarbakır’daki patlamaların dışında çok şükür ki, kazasız belasız atlatmış olduk. Sonucun; ülkemize, milletimize ve bölgemize hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyorum. Bu sonuç, milletin kararıdır ve buna saygı duymamız gerekir. 
Elbette ki partilerimizin Sayın yöneticileri sonuçları itibariyle gerekli değerlendirmeleri yapacaklardır. Muhtemelen kimisi özeleştiri yapacak, kimisi aldığı sonuçlar itibariyle memnuniyetini ifade edecek, kimisi de yine halkı suçlayarak sıyırmanın yollarını arayacaktır. 
İktidar partisi Ak Parti açısından bir siyasi analiz yapmak istediğimizde, öncelikle 13 yıllık bir iktidarın ardından oluşan bir yıpranmışlığın varlığı muhakkak. Lakin, düşüşü salt buna bağlamak da, kendi kendini kandırmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Elbette ki, bu sonucun harici ve dahili sebepleri vardır ve bu sebepleri teker teker masaya yatırmalı, buna kaynaklık eden unsurları ortadan kaldırmanın yollarını aramalı.
Ak Parti açısından harici sebepler; uzun zamandan beri meydana gelen karşıt bloğun organize ve fakat tahripkâr çalışmaları, bir takım odaklarla işbirliği içinde olarak faaliyetlerini yoğunlaştırmalarının yanında; barajı aşma azmi ve gayretkeşliği içerisinde hareket ederek sistematik bir çalışmayla amacına ulaşmak için gergef gibi işleyen bir çalışmanın içinde olan HDP’nin ve onun liderinin söylem ve eylemleri ile Türkiyeleşme adına gerek aday belirlemede ve gerekse çalışmalarında izlediği yol ve yöntemlerin başarıya ulaşması… Tabi buna, birkaç sebep ilave etmek mümkün, lakin köşemiz buna müsait değil. Onun için bununla yetinelim şimdilik.
Gelelim dâhili sebeplere; Sayın Ahmet Taşgetiren’in bir Tv programında seçim sonuçlarını yorumlarken mealen ifade ettiği gibi, “öncelikle aday belirlemede özellikle İstanbul başta olmak üzere; batı illerinde Ak Parti müktesebatını iliklerine kadar içselleştirmiş Kürt müntesiplerini bile aday göstermemekle Kürtleri kendilerinden küstürdüler” Saniyen, seçim sathi mailinde alabildiğince gergin bir seçim atmosferi yaşamak, manevi hükm-ü şahsiyetleri tahkir eden, tezyif eden incitici söylemlerde bulunmak, inançları sorgulamak ve milliyetçi oyları devşirmek adına Kobani olayları ve buna bağlı olarak -Kürt sorunu yoktur- tarzındaki söylemler ile HDP bürolarına karşı yapılan saldırılar karşısında kayıtsız kalmak Kürtler üzerinde ciddi bir kırılmanın sebepleri arasında sayılabilir denilmektedir. 
17 ve 25 Aralık 2013 hadiseleri, organize bir yıkım hareketi olmakla beraber, olası bir takım yıpranmışlıkları bertaraf etmek adına ismi geçen bakanları soruşturmanın selameti açısından hiç değilse açığa almak, görevden uzaklaştırmak beklenirken; onları uzaklaştırmayı zamana yaymak ve hatta bazılarını sahiplenmek Ak Parti’ye ciddi zarar vermiştir. 
Teşkilatlanmalarda, çeşme başında bulunan kimi siyasi aktörlerin görevlendirmelerde emanet, sadakat ehliyet ve liyakat ölçütlerini aramak yerine, kronizm ve nepotizm hastalığına yakalanarak (eş-dost, ahbap-çavuş ilişkisi ile) siyasi ikballerini bu esas üzerine bina etmeleri, partinin siyasi kazanımlarını kendi politik hırslarına kurban etmeleri ve uygulamalarını kendi koltuklarını sağlamlaştırma temeline oturtmaları, partiyi tedrici bir erimenin eşiğine getirmiştir. Acil müdahale edilmez ve yeniden yapılanmalara gidilmezse, erimelerin daha da hızlanacağı ve tarihe not düşmüş bir partinin küçük hesapların kurbanları listesinde görmek şaşırtıcı olmayacaktır. 
“Bir musibet; bin nasihatten evladır” düsturundan yola çıkarak mağrur, mütekebbir ve layüs’el olunmaması gerektiğini anlamak, hesaba çekilmeden evvel bilâ istisna herkesin kendini hesaba çekmesi ve bu çerçevede “fabrika ayarlarına geri dönmesi” ülke ve parti menfaatleri açısından elzemdir. Aksi taktirde, hiç kimse bu vebalden kurtulamaz. 
Kuşkusuz diğer partilerimiz açısından da değerlendirmeler yapılabilir. O da belki bir başka yazı konusu.
Bu yazı toplam 320 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.