1. YAZARLAR

  2. Mustafa OKÇU

  3. SEÇİMLERİN YENİLENMESİ TARTIŞMALARI
Mustafa OKÇU

Mustafa OKÇU

Yazarın Tüm Yazıları >

SEÇİMLERİN YENİLENMESİ TARTIŞMALARI

A+A-

Türkiye seçimlerinin kanuna ve hukuka uygunluğu tartışmaları, demokratik dönüşüm döneminin ihtiyaçları karşılanamadığı için yoğunlaştı. Seçme ve seçilme niteliklerine sahip bireylerin, kendi geleceklerini, yaşamlarını, çalışmalarını, üretmelerini, yarışmalarını, başarmalarını, hayata tutunmalarını, kendilerini en verimli gerçekleştirmelerini sağlayan seçimler, kuvvetler ayrılığı temeline dayanan demokratik sistemlerin vazgeçilmez meşruiyet kaynağıdır. Türkiye’nin seçimlerle ilgili tartışmaları, çok partili sistemin başlangıcından itibaren yaşanmaktadır. Çok partili sisteme geçilmesinden sonraki ilk seçimlerde yetersiz birikim, deneyim, alışkanlıklar ve uygulamalar nedeniyle seçimlerde meşruiyetin sağlanması yeterince başarılamıyordu. Sandık kurullarının oluşturulmasında, sayımında, dökümünde, açıklanmasında, itirazların sonuçlandırılmasında, demokratik mekanizmalara kabul edilebilirliğe taşınmasında yetersizliklerle karşılaşılıyordu. 1950 Seçimlerinden itibaren her seçimde seçmen iradesi, katılım, denetim, sayım, döküm, itiraz, meşruiyet yönüyle, kabul edilebilirliğe taşınmaya çalışıldı. Her seçimde yanlışlıklardan, eksiklerden dersler çıkarılarak, Türkiye evrensel seçim hukuku normlarına yaklaştırılabildi.

 

VESAYET SİSTEMİ DÖNEMİNİN SEÇİMLERİ

Vesayet sisteminin meşruiyeti, nispi demokratikliğin, kabul edilebilirliklere taşınmasıyla sağlanabilmekteydi. Nispi demokratikliğin kabul edilebilirliğin sağlanmasında etkili olan en önemli yaklaşım ise darbelerden ve müdahalelerden sonra yeniden çok partili seçimli döneme geçilmesi ve seçim hukukunun evrensel normlara yaklaştırılmaya çalışılmasıydı. Seçme ve seçilme alanında yapılan sınırlamalarla, siyasi çalışmaların kontrol altında tutulması vb. alanda yapılan düzenleme ve uygulamalarla seçmenin iradesi dolaylı olarak kontrol edilip yönlendirilmekteydi. Seçmenin, oyunu kullanması, kullanılan oy’ un sayımı, dökümü, açıklanması, itirazlar ve sonuçlandırılması vb. alanlara müdahale edilmemiş, nispi demokratik meşruiyet gözetilebilmişti.

 

SANDIK KURULUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİK

partisi, 24 Haziran seçimlerinden önce seçim kanunda değişiklik yapmış, genel seçimler ve 31 Mart yerel seçimleri değişen yasalara göre yapılmıştı. Yapılan değişiklikle, sandık kurulu başkanlarının, kamu görevlileri arasından belirlenmesini temel alınıyordu. Bu değişiklik, kamu görevi yapanların, her yönüyle en güvenilebilir koşulları taşıyabilecekleri yaklaşımının sergilenmesiydi. Bu anlayış, vesayet sisteminin, etkisizleştirilmesi, çözülmesi başarılmış olmasına rağmen, demokratik dönüşümün kurumsal sürdürülebilirliğe taşınamadığını ortaya koyan temel göstergeydi. Ayrıca iktidar parti siyasetinin temel yaklaşımı olan, vesayet sistemiyle mücadeleyi “dava” olarak tanımlayan, devletin merkezde olması anlayışının yerine “milletin” merkeze alınması yaklaşımıyla çelişmekteydi. Sandık kurullarında, seçim işlerinde sorumluluk yüklenen herkesi yetersiz, zanlı konumuna yaklaştıran anlayıştı. Değişen yasalar ve uygulamalarda ise seçime katılan parti temsilcilerinin de yer aldığı listelerden, ad çekme ile sandık kurulu başkanları belirlenmekteydi. Seçme ve seçilme yeterliliğine sahip her kesin eşit yurttaş kabul edilmesi yaklaşımı, seçim uygulamaları kapsamında, şimdikinden daha demokratik ve meşruiyet sağlayıcı yaklaşım durumundaydı. Demokratik dönüşüm döneminin iktidarından beklenilen, evrensel seçim hukukuna yaklaşmış uygulama ve alışkanlıkların, evrensel seçim normlarıyla bütünleşmesini sağlayacak, katılımcı demokratik yaklaşımların sergilenmesiydi.

 

SEÇİM KANUNU DEĞİŞİKLİKLERİ VE 31 MART SEÇİMLERİNDEKİ UYGULAMALAR

31 Seçim sonuçlarıyla ortaya çıkan tartışmalar iktidar parti siyasetinin “evrensel seçim hukukuna” ulaşmak yaklaşımlarını tartışılır hale getirdi. Seçim kanununda, seçim kurullarında, YSK’da yapılan değişikler ve uygulamaların tartışmalı hale gelmesi bu nedenlerledir. YSK’nın daha önceki uygulamalarında ortaya çıkan, içtihatlarına yansıyan, seçmenin gerçek iradesine ulaşmak yaklaşımları gölgelenmiştir. İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığın seçimlerini ve diğer seçim sonuçlarını tartışmalı hale getiren değişikliklerde ve uygulamalarda, seçmenin gerçek iradesine ulaşma amacının, meşruiyetinin, demokratikliğinin, şeffaflığının yeterince gözetilemediği ortaya çıkmıştır. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının yenilenmesi kararının yeterince kabul edilebilirliğe taşınamadığı ortamda, seçimlerin tekrarıyla karşı karşıya kalınmıştır.

Bu yazı toplam 698 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.