1. HABERLER

  2. MEKTUP

  3. Şehir içinde yaya trafiğine bir düzen getirmeliyiz
Şehir içinde yaya trafiğine bir düzen getirmeliyiz

Şehir içinde yaya trafiğine bir düzen getirmeliyiz

İzmit’teki trafik sorununu hepimiz yaşıyor, hepimiz bu sorunun giderek artıyor olmasından dertleniyoruz.

A+A-

Elbette İzmit’te yaşanan trafik sorununun pek çok nedeni var. Ama en önemli ve nedense en az konuşulan nedenlerinden biri de şehir içindeki “Yaya trafiğidir” diye düşünüyorum.

Bizim şehrimizde nasıl bazı kavşaklarda her yönden arabalar çıkıyorsa,  özellikle kent merkezinde ana caddelerin her yerinden de insanlar yola çıkıyorlar.

Özellikle Alemdar Caddesi, Hürriyet-Cumhuriyet Caddeleri, İnönü Caddesi,  Perşembe Pazarı bölgesinde her yerden yayalar karşıdan karşıya geçebiliyorlar. Bir yaya caddeye adım attığında, araç sürücüleri ne yaptığını şaşırıyor. Bir araç sürücüsü şehrin herhangi bir yerinde yayaya yol verdiğinde, arkasından onlarca yaya geliyor. Yol tıkanıyor. Gidin modern kentlere, trafiğin yoğun olduğu caddelerde yayalar belli noktalardan, sadece yaya geçitlerinden karşıdan karşıya geçerler.

İzmit’te bu yaya trafiği çok ciddi bir sorun. Özellikle Alemdar Caddesi’ndeki büyük sıkışıklığın en önemli nedenlerinden biri caddenin her yerinden yayaların karşıdan karşıya geçiyor olmasıdır. Hürriyet veya Cumhuriyet Caddesi’nden gelip, bu yaya trafiği arasında Alemdar Caddesi’ne giremiyorsunuz. Bu yüzden büyük tıkanıklık yaşanıyor.

Seçim dönemleri büyük mitingler düzenlendiğinde Perşembe Pazarı alanının çevresi kapatılır. Giriş çıkışlar belli noktalardan yapılır. Ama normal zamanda bir perşembe günü pazar meydanı çevresinden geçin, her yerden yayalar caddeye, bulvara fırlar.

Ana caddelerde belli yerlerden yaya geçişi sağlanmalıdır. Yayalar için ışık düzeni kurulabilir. Araçlar yaya geçişinde nerede, ne kadar bekleyeceğini bilir. Eğer şehir merkezinde biraz yaya trafiğine düzen getirirsek,  giderek içinden çıkılmaz hale gelen trafik sorununa da bir miktar çözüm getiririz. Yakın gelecekte tramvay da çalışmaya başladığında, tramvay güzergahı üzerindeki yaya trafiği de çok ciddi bir sorun haline gelebilir.

Sütten ağzımız yandı yoğurdu üflemek lazım

Özellikle İzmit’te yerel yönetimlerin veya merkezi idarenin başlattığı büyük projelerin tamamı, ihale sırasında öngörülen süre içinde tamamlanamıyor. Önümüzdeki son ve çarpıcı örnek tramvay yolu projesidir. 550 günde bitmesi öngörüldü, bitmiyor. Kocaeli Devlet Hastanesi’nin yeni binası geçen 29 Ekim’de; Alikahya’daki yeni stat geçen 30 Ağustos’ta bitecekti, bitmedi. Daha pek çok örnek gösterebiliriz.

Şimdi Büyükşehir Belediyesi İzmit için çok önemli, çok büyük bir projeye başlıyor. Karabaş Mahallesi’nde yıkılan eski Valilik binasından boşalan alanda gerçekten mükemmel bir proje uygulanacak. Proje mükemmel. Yer altında büyük bir otopark, yer üstünde İzmit’e yakışır bir tören alanı, kent meydanı yapılacak.

İki ertelemeden sonra geçen gün bu projenin ihalesinde teklifler alındı. Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı hesaba göre bu işin maliyeti yaklaşık 29 milyon TL. Bu titizlikle hesaplanmış resmi rakam..  İhaleye 7 firma teklif verdi. En düşük teklif İzmirli bir firmadan gelmiş. Bu firma, “Ben bu projeyi 23.3 milyon TL’ye yaparım” diyor.

Projenin hesaplanmış resmi maliyeti 29 milyon TL., müteahhidin teklifi  23.3 milyon TL. Oysa bu tür işlerde en az yüzde 10 müteahhit karının da olması lazım. Yani maliyeti 29 milyon TL olarak hesaplanan iş için teklifin 31-32 milyon TL olması lazım.

İşte burada dikkatli olmak lazım. İzmit’in göbeğinde, Karabaş Mahallesi’nde büyük bir inşaat başlayacak. Yerin altına girilecek.  Çok hassas ve teknik bir iş. İhalede maliyet bedelinin altında teklif veren firma bu işi üstlenip, sonra altından kalkamazsa İzmit ne hale gelecek? İhale şartnamesine göre, işi üstlenen müteahhit firmanın, kazmayı vurduktan sonra 350 günde bu projeyi tamamlaması lazım. Müteahhit zarar ederek bu işi nasıl zamanında bitirecek?

Bizim ağzımız sütten çok yandı. Artık yoğurdu üfleyerek yemek lazım.Yeraltı otoparkı ve tören alanı projesiyle ilgili olarak Büyükşehir Belediyesi’nin çok ince eleyip, sık dokuması lazım.

Tatil köyleri yine bize kaldı

2015 yılının sonlarında, bir Rus savaş uçağı, Türk uçakları tarafından düşürüldü. Türkiye-Rusya ilişkileri çok gerginleşti. Bu gerginlik, özellikle turizm sektörünü çok etkiledi. Türkiye turizminde Rus misafirlerimizin çok önemli bir ağırlığı vardı. Putin, kendi vatandaşlarından Türkiye’ye gitmemelerini istedi. Türkiye’nin çok büyük yatırımlarla kurulan, büyük istihdam yaratan tesisleri boş kaldı. Antalya’da esnaf perişan oldu.

Rusya ile ilişkileri düzelttik. 2017 yaz sezonu için turizmde büyük umutlarımız vardı. Ama önceki gece Rusya’nın Türkiye Büyükelçisi, bir sergi açılışında, herkesin gözü önünde üstelik resmen bir Türk Polisi olan şahıs tarafından vuruldu.

Putin ve Rusya, bu elim olay karşısında son derece soğukkanlı davranıyorlar. Büyükelçi’ye yönelik suikastin, Türk-Rus ilişkilerini bozmaya yönelik bir provokasyon olduğunu ilk andan itibaren söylediler. Bu elim suikast resmi ilişkilerde Türkiye ile Rusya’nın arasını açmayacak, hatta belki daha da yakınlaşmalarını sağlayacak.

Ama gelin empati yapın. Siz bir Rus vatandaşı olsanız, büyükelçinizin başkentinde bir polis memuru tarafından öldürüldüğü ülkeye tatil için gelir misiniz? Turizmin bu olaydan çok olumsuz etkileneceğini öngörüyorum.

KİMSE İSTİFA ETMEYECEK Mİ?

Türkiye’nin son günlerine bakın. İstanbul Beşiktaş’ta polislerin üzerine bombalı araç sürülüyor. Kayseri’de çarşı iznine çıkan körpecik askerler havaya uçuruluyor. FETÖ yaptı, PKK yaptı.. Kim yaptıysa yaptı. Son olarak ülkemizin başkentinde, resmen bir polis olan sapık tarafından ilişkilerine çok önem verdiğimiz bir büyük ülkenin Büyükelçisi suikaste uğruyor.

Her güne acı ile başlayan, ya da her günü acı ile kapatan bir ülke olduk. İyi de bu işin hiç mi siyasi sorumluluğu yok. Elbette Cumhurbaşkanı’nı, Başbakan’ı kastetmiyorum. Ama DYP Genel Başkanıyken AK Parti iktidarı için söylemediğini bırakmayan 2012’de AK Parti’ye katılan İçişleri Bakanı; ya da HAS Parti Genel Başkanıyken AK Parti’ye söylemediği söz kalmayan Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş (O da 2012’de AK Parti’ye katılmıştı) , “Biz bu işi beceremedik. Siyasi sorumluluğumuz var” diyerek istifa etmeyi hiç mi düşünmüyorlar. Dünya’nın hangi ülkesinde bu musibetlerden bir tanesi yaşansa, siyasi sorumluluk sahibi birileri görevinden istifa eder. Biz “Bunu FETÖ yaptı”, “Şunu PKK yaptı” diyerek kendilerinde hiç kusur görmeyen insanlar tarafından yönetiliyoruz.

 

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
8 Yorum