1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Şehirler heykelle güzeldir
Şehirler heykelle güzeldir

Şehirler heykelle güzeldir

Daha önce gezip görme imkanını bulduğum pek çok yabancı kentte aynı tablo ile karşılaşmıştım. Son olarak Güney Kore’nin üç kentini (Pohang, Uslan ve Seul) gördüğümde artık iyice anladım.

A+A-

Daha önce gezip görme imkanını bulduğum pek çok yabancı kentte aynı tablo ile karşılaşmıştım. Son olarak Güney Kore’nin üç kentini (Pohang, Uslan ve Seul) gördüğümde artık iyice anladım.

Şehirleri sanatla bütünleştirmek, sadece Avrupalıların tarzı değil. Eski doğu bloku ülkelerinde, Güney Amerika’da, dünyanın her yerinde iddialı, güzel kentlerin hepsinde insanları rahatsız etmeyecek oranda heykeller mutlaka bulunuyor.

Bu konuda Türkiye’nin kentleri çok fakir. Biz, sadece Atatürk büstlerini heykel olarak görüyoruz. Kentlerin, kasabaların, hatta köylerin meydanlarına bir Atatürk büstü koyuyor, burada törenler düzenliyoruz. Hepsi o kadar.

Avrupa’da Paris’i, Brüksel’i, Lüksemburg’u, Berlin’i, Frankfurt’u, Amsterdam’ı gördüm. Hepsinde bütün meydanlarda anıtlar, heykeller vardı. Özellikle Portekiz’in başkenti Lizbon, bu konuda en etkileyici kent olarak dikkatimi çekti.

Moskova’da da anıtlar var. Hatta Dubai’de çok büyük anıtlar, heykeller gördüm. Güney Kore’nin kentlerini de anıtlar, heykeller süslüyor.

Biz, bu kentte, 17 Ağustos 1999 depreminden sonra birkaç yere “Deprem Anıtı” koydurduk. Ama sanki ayıpmış gibi, bunları da şehrin en görünmeyen, en tenha kentlerine diktirdik.

Heykel, Güzel Sanatların en önemli dallarından biridir. Heykel, gerçek sanat eseridir. Ahşap olabilir. Metal, seramik, hatta taş olabilir. Bir dönem ilimizin Değirmendere beldesi heykellerle anıldı. Yerli, yabancı sanatçılar insanların gözü önünde ağaçları oyup, heykeller yaptı. Bunlar Değirmendere sahiline konuldu. Değirmendere’nin çehresi değişmiş, Değirmendere’nin havası değişmişti.

Değirmendere ahşap heykellerinin bir kısmını depremde deniz yuttu. Kalanlar da Ertuğrul Akalın’dan sonra parçalanıp, yok edildi.

Heykelin ya da anıtın, mutlaka bir anlam ifade etmesi gerekmez. Bir kentteki bir anıtı, o kentte yaşayan her birey, kendi bakış açısıyla farklı bir şeye benzetebilir, herkes farklı bir anlam çıkartabilir.

Heykel ya da anıt, kimilerine güzel, kimilerine çirkin gelebilir. Önemli olan, meydanlarda kentleri simgeleyen, kentlerle bütünleşen dev sanat eserlerinin bulunmasıdır.

Bu anıt ya da heykeller, kentlerin mihenk taşı olur. Bunlara göre adres tarif edilir. Kimi zaman, bu heykel ya da anıtların dibinde, karşısında sevgililer buluşur. Randevular verilir.

Biz heykellerin bir kısmına “Ucube “ dedik, yıktırdık.

Bir kısmına, “Bunlar ahlakı bozar” dedik, kaldırttık.

Oysa heykeller şehirlerin değerini arttırır. O şehirler için, o şehirde yaşayan insanlar kadar canlı hale gelir.

Yaz aylarında yeşil duvarlı bir tünel haline gelen Yürüyüş Yolu üzerinde, birkaç yerde   gerçek sanatçıların elinden çıkan  birkaç heykel olsa fena mı olur?..

İzmit Lisesi ile Gazi Lisesi’nin kesiştiği meydanda, o ucube dev ekranlı reklam panosunun yerinde kocaman bir anıt, ya da bir heykel bulunsa çirkin mi durur?.. Çirkin çirkin, çarpık çurpuk binalarla doldurduğumuz İzmit’e Türkiye’nin önemli heykel sanatçılarını davet etsek; Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ndeki heykel bölümü öğrencileri ile ilişki kursak; hatta yabancı ünlü heykeltıraşları çağırıp desteklesek, bu kentte yüzlerce yıl kalacak heykeller, anıtlar yaptırsak fena mı olur?..

Geçen gün İzmit’le ilgili bu rüyamı, İzmit Belediye Başkanı Nevzat Doğan’la paylaştım. Çok sıcak baktı, “Ben zaten Pişmaniye heykeli yaptırdım” dedi.

Başkan Doğan’a, “Benim anlatmak istediğim öyle küçük heykel değil. Anıt niteliğinde, devasa boyutlarda, göreni heybeti ile etkileyen türden sanat eserleri. Soyut heykeller” dedim.

Düşüneceğini söyledi. Baştan başa yeniledikleri ve Kültür-Sanat Parkı adını vermeyi düşündükleri şimdiki Merkez Cumhuriyet Parkı içine yapılabileceğini, Belsa önündeki Sabri Yalım Parkı içine düşünebileceklerini belirtti.

Umutlandım.

Eminim, bu yazı nedeniyle bana kızanlar da vardır. İzmit’in bu kadar sorunu varken, İzmit için yapılması gereken bunca iş varken bu heykel-anıt fikri nereden çıktı diyenler vardır.

İzmit’in coğrafyası, binlerce yıl öncesinden bugüne kadar bu topraklarda yaşamış insanları sanatçı ruhlu, aydın, yaşadıkları çağın en ilerici insanları yapmıştır. İzmit’e heykeller, anıtlar inanın çok yakışır.

Roma, Milano, Venedik kadar demiyorum; ama Lizbon, Dubai, Seul kadar anıtlar, heykeller bu kente çok yakışır. Heykeller, anıtlar insan ruhunu terbiye eder. Şehirlerin marka değerini yükseltir.

Şehirler için tarih mirası camileri, hamamları, binaları korumak ne kadar önemliyse, geleceğe bugünleri saygı ile hatırlatacak sanat eserleri bırakmak da en az o kadar önemlidir.

Sanat, Halk Eğitim kurslarında el nakışından, İzmit Sanat Sokağı’nda ya da Fuar’ın bir köşesinde ebru gösterisinden,  küçük atölyelerde orta yaş grubu bayanlar vakit geçirsin diye yağlı boya resim yapmaktan ibaret değildir.

Gerçek sanat Heykel’dir. Şehirleri unutulmaz kılan, o şehirlerdeki dev anıtlardır.

Ben İzmit’e çok yakışacağını düşünüyorum. Şöyle sahile, Marina bölgesine, Büyükşehir Binası karşısındaki dolgu alanına, ya da Seka Park’ın bir yerine, yoldan bile görünen devasa bir heykel, anıt yaptırsak da, bunu İzmit’in sembolü ilan etsek fena mı olur?

Bu haber toplam 1242 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.