1. HABERLER

  2. İNSAN HİKAYELERİ

  3. SEKA; İzmit için bir fabrikadan daha fazlasıydı
SEKA; İzmit için bir fabrikadan daha fazlasıydı

SEKA; İzmit için bir fabrikadan daha fazlasıydı

6 Kasım 1936-6 Kasım 2019 tam 83 yıl. Kocaeli’nin kaderini değiştiren SEKA Kağıt Fabrikası’nın 83’üncü kuruluş yıldönümü nedeniyle fabrikanın emektarları Ömür Aykanat, Hasan Duymuş, Hamit Pekçevik ve İsmail Eksiklioğlu ile konuştuk.

A+A-

69 YIL SÜREN SERÜVEN

Türkiye’de kağıdın serüveni 6 Kasım 1936 yılında SEKA Kağıt Fabrikası’nın temellerinin atılması ile başladı. Bu serüven 69 yıl sürdü ve 2005 yılında SEKA Kağıt fabrikası ekonomik ve teknolojik gerekçeler gösterilerek kapatıldı. Evet, tam 2 gün sonra SEKA 83 yaşında olacak. SEKA, İzmit için sadece bir fabrika değil, bir kenti kent yapan bir yaşam alanıydı aynı zamanda. Biz bu kenttin ekonomik ve sosyal gelişmesi açısından bir devrim olan SEKA’yı yıllarca SEKA’ya emek verenlere sorduk.

 

GÖZLERİMİZ DOLDU

Kocaeli’nin en kıdemli gazetecilerinden Murat Yoldaş ile birlikte SEKA’da uzun yıllar çalışmış Ömür Aykanat, Hasan Duymuş, Hamit Pekçevik ve İsmail Eksikoğlu ile SEKA’nın kağıt müzesine dönüştürülen 1. Kağıt Fabrikası binasında buluştuk. Biz gittiğimizde Ömür Aykanat, Hasan Durmuş, İsmail Eksikoğlu müzede geziyordu. Bizi gördüklerinde “Buraya getirdiniz bizi, gözlerimiz doldu” dediler. Onlar ikinci kağıt makinesine dokunarak ürettikleri kağıtları anlattı. O sırada gelen ve 2. Makinenin makinisti Hamit Pekçevik iskambil kağıdına kadar ülkenin her türlü kağıt ihtiyacını ürettiği makinesine dokundu ve sohbete karıştı.

 

TARİH YOLCULUĞU GİBİYDİ

Ömür Aykanat, Hasan Duymuş, Hamit Pekçevik ve İsmail Eksikoğlu 1962 yılında birlikte başladıkları SEKA Çıraklık Okulu’nda mezun olduktan sonra SEKA’da çalışıp uzun yıllar emek veren isimler. Birlikte fabrikayı gezdiğimizde hepsi anılarını anlattı. Makinelerde yaptıkları kağıtları, makinenin hangi kolunun ne işe yaradığını, kimlerle tartıştıklarını, kimlerin gelip kimlerin geçtiğini. Adeta bir tarih yolculuğu gibiydi. Genel müdürler, sendikacılar, ustabaşları, kavgalar, hatıralar…

 

EĞER SEKALIYSAN…

Anlattıkları hikayelerden belli ki SEKA bu kent için bir nefesti. Onların deyimiyle ülkede önce SEKA bilinir, sonra İzmit. “SEKA’nın amblemi adeta bir pasaport gibiydi” diyorlar. SEKA’lıysan sana kız verilir, borç verilir, veresiye verilir. Sineması, tiyatro sahnesi, gazinosu, sosyal tesisleri ile bu kentte kültürü ve sanatı getiren bir yerdi aynı zamanda SEKA. Bu kentti şehir haline getiren SEKA’ydı. Hala bu kenttin gelişimi ve tarihi açısından büyük öneme sahip. Türkiye’nin en iyi endüstriyel dönüşüm örneği olan SEKA, Kağıt Müzesi, Bilim Merkezi, parkı ve sosyal donatı alanları, film platosu ile hala yaşayan bir yer.

 

SEKA 57 YILLIK DOSTLUĞU DA GETİRDİ

Ömür, Hasan, İsmail ve Hamit abiyle birlikte yaptığımız küçük gezi aslında çok büyük bir deneyimdi benim için. Onların birbirlerine olan sevgileri, 57 yıllık bitmeyen dostlukları harikaydı. En güzel yanları hala didişiyor almalarıydı. Hamit abi, Ömür abiye takılıp “Sen yaşlanmışsın ya artık unutuyorsun” demesi, Hasan abinin, “Ben solcuların, Ömür ise sağcıların en hızlısıydı” diyor. Hayata farklı baksalar da o fabrikada bir ülke için birlikte üretip, birlikte var etmişlerdi. Bu arada Hasan abi ısrarla yazmamı istedi. Bu dörtlü arasında ilk evlenen de Hasan abi olmuş.

 

bitmeyen-dostluk.jpg

BİTMEYEN DOSTLUK: Ömür Aykanat, Hasan Duymuş, Hamit Pekçevik ve İsmail Eksikoğlu 1962 yılında başlayan dostluklarını hala koruyor. SEKA işçilerinin sadece iş arkadaşı değil aynı zamanda çok iyi dost ve kardeş olduklarını söyleyen dörtlü, 57 yıldır dostluklarını eskitmeyenlerden.

 

o-makineyi-anlattilar.jpg

O MAKİNEYİ ANLATTILAR: 2 No’lu makinede çalışan ya da çıraklık okulunda uygulama eğitimine gelen 4 arkadaş o makinenin önünde ürettikleri kağıtları, anılarını anlattılar. SEKA’nın 89’uncu kuruluş yıl dönümünde onlar SEKA’nın bu kentte, ülkeye ve kendilerine kattıklarını anlattı.

 

Genel Müdür havan yok

Kemal Unakıtan’ın SEKA Genel Müdürlüğüne atanmasının ardından Unakıtan ile ilk karşılaşmasını anlatan Ömür Aykanat, bu karşılaşmada yaşadıklarının sürgün yeri olarak nitelendirilen buhar bakıma gitmesine neden olduğunu söyledi

 

14 YIL ÇALIŞTI

1962 yılında SEKA Çıraklık Okulu’nda başlayan Ömür Aykanat, hızlı sendikacılık çalışmaları ile 1976 yılında SEKA’dan işten çıkartılan isimlerden biri. 1966 yılında Çıraklık Okulunu bitirdikten sonra 1 No’lu Makinede işe başlayan Aykanat, sendika baştemsilciliği yaptı. Aziz Gümüş’ün Genel Müdür, Necati Cansever’in Kağıt Sendikası Genel Müdürü olduğu dönemde işe başlayan Aykanat, Aziz Gümüş’ten sonra Genel Müdürlüğe atanan Kemal Unakıtan ile ilgili hikayesini anlattı.

 

GENEL MÜDÜRÜ NE YAPACAKSIN?

“MSP ve Adalet Partisi’nin koalisyon ortağı olduğu dönemde Adalet Partisi Gençlik Kolları Genel Başkan Vekilliği, il genel meclisi üyeliği ve sendika baştemsilciliği yapıyorum. Nuri Bayar o dönem Sanayi Bakanı ve ben onunla çok samimiyim. Bir gün yeni genel müdür geldi dediler. Ben de gidip bir tanışayım dedim. Genel müdürlüğe gittim. Kapıcı aradım yoktu. Sonra karşıdan ayağında takunya, sakallı, kısa boylu biri geldi. Kapıcı sandım. Genel müdür nerede diye sordum. “Ne yapacaksın” dedi. Ben de “sana ne” dedim.

 

GENEL MÜDÜRE BENZETEMEDİM

Beni geçip genel müdür odasına girdi. “Genel Müdür benim” dedi. Bir baktım koltuğa oturdu. “Ciddi misiniz” dedim. “Evet, ukalalık yapma” dedi. “Pardon benzetemedim” deyip çıktım. 20 dakika ya geçti ya geçmedi. Temsilcilikten telefon geldi. “Genel Başkan Necati Cansever seni çağırıyor” dediler. Gittim küplere binmiş. “Sen ne yaptın. Genel müdüre hakaret etmişsin”… “Ne genel müdürü orada bir kapıcı vardı. Genel müdür havasına koymuş kendini” dedim. Hiç genel müdür tipi yok. Senin işten çıkartılmanı istedi.

 

SÜRGÜN ETTİ

Hemen Sanayi Bakanı Nuri Bayar’ı aradım. Abi siz bu genel müdürü çok mu aradınız dedim. “Ya bilmediğin şeyleri karıştırma. Ne oldu?” dedi. “Kavga ettim” dedim. “Tamam, ben ararım” dedi. Meğer Unakıtan’ı Erbakan Koalisyon gereği Sanayi Bakanlığı kontenjanından göndermiş. Ertesi gün Genel Müdür Kemal Unakıtan beni yanına çağırdı. Gittim. “Neden gençlik kolları genel başkanı olduğunu söylemedin” diye sordu. Ben Genel Başkanvekiliyim dedim. “Neden söylemedin” dedi. “Siz genel müdür havasında olsaydınız söylerdim” dedim. “Gene hakaret ediyorsunuz” dedi. “Hakaret değil sayın genel müdürüm” deyip çıktım geldim. Beni sürgün yeri olan buhar bakıma gönderdiler.

 

OYLARI DEĞİŞTİRDİLER

Sendika çalışmalarında ben biraz öndeydim. Selüloz-İş Sendikasında değişim istiyordum. Delege seçimleri yapıldı. Genel merkezde sayıyoruz. Bizim listeler müthiş önde gidiyor. Saat 5’i 5 geçiyor. Hükümet komiseri sandığı ve kapıyı mühürleyeceğim ve yarın sabah gelip devam edeceğim. Sabah bir geldik bizim saydıklarımız bile değişmiş. Biz koyun gibi geldik. Gene Necati Cansever’in listesi seçildi.

 

omur-aykanat.jpg

ÖMÜR AYKANAT: Müze haline getirilen 1 No’lu Kağıt Fabrikasında bulunan kağıt makinesinde anılarını anlatan Ömür Aykanat, makinenin bir çok fonksiyonun değiştiğini söyledi. Makinenin kollarının ne işe yaradığını anlatan Aykanat, Çıraklık okulunda öğrendikleri bilgilerin hala dipdiri akıllarında olduğunu söyledi.

 

Ürettiğim kağıdın fiyatını söylemem

Hasan Durmuş, Almanya’ya işçi olarak gitmek için yapılan imtihanda kendisine ürettikleri kağıdın fiyatı sorulduğunda, “Beni o fabrika okuttu, yetiştirdi. Orada üretilen kağıdın fiyatını söylemem” diye cevap vermiş. Çünkü onlar SEKA’nın ülke için ne ifade ettiğini iyi biliyor.

 

ASKER TIRAŞINA TEPKİ

Hasan Durmuş, namı diğer Artist Hasan, 1963 yılında Çıraklık okuluna girdi ve 1966 yılında mezun oldu. Askere gidip geldikten sonra tekrar başladığı SEKA’da 1990 yılında emekli oldu. Çıraklık Okulu’nda başladı hikayesine. “Okulda askeriye zamanında Kemal Köstem geldi, genel müdür olarak. Caminin altında hepimizin saçlarını 3 numara yaptı. Genel müdür geçiyor ben kafamı çeviriyorum. Okula şoförü ile geldi çikolata tuttu. Hepimizi topladı ne istiyorsanız yapayım dedi. Biz nasıl elbise istiyorsak onları yaptırdı. Böyle barıştı bizimle.

 

İŞE ALMAYANLARIN USTASI OLDU

Okuldan çıktım üçüncü kağıt fabrikasına geldim. Oradan askere gittim. Askerden gelince beni tekrar imtihana soktular. “Ben okuldan mezun olurken imtihanımı yaptım” diye yazdım. Eğitim Müdürlüğüne gittim, “Biz neyin imtihanına giriyoruz. Zaten verdik” dedi. Üçüncü kağıda gittim İsmail Altun Temel şef olmuş. Almak istemiyor. Buradan beyazlatmaya gittim. Sonra bir yazı astılar. İmtihan varmış. Bir gün sonra imtihana girdim. Ertesi gün gelince ustalığı kazandığımı gördüm. Sonra vardiyayı devraldım. O zaman teknikerler ve çıraklık okulu olanlar kavga ediyordu.

 

ALMANYA’YA GİTMESİNİ KRİZ ENGELLEDİ

Sonra Almanya işçi alıyordu. Biz 6 arkadaş gidip Alman konsolosluğuna imtihana girdik. Konsolosluktaki Alman tercüman aracılığı ile bize soru soruyor. Bana kağıdın fiyatını sordular. “Bu gavura ne diyeceksem onu söyle” dedim. “Beni bu fabrika yetiştirdi, okuttu. Ben ürettiğim kağıdın fiyatını söylemem” dedim. Adam bana bakıyor. Çocuklara “Bu bana vurursa siz de vurun” dedim. Neyse tüm hazırlıklarımızı yaptık. Tam gideceğiz dediler “petrol krizi var işçi almayacağız” dediler. Düşünün o zaman hiç kimsenin 3 ay ücretsiz izin almadığı yerde ben almıştım. Gidemeyince geri döndüm SEKA’ya.”

 

hasan-durmus.jpg

 

Formülleri sattılar

2 No’lu makinenin makinisti olan Hamit Pekçevik, bir gece çok meşakkatli bir çalışmanın ardından Amerika’da üretilen İskambil kağıdının kalitesinde kağıt ürettiklerini ve bu üretimin ardından İskambil kağıdı üretimi için buldukları formüllerin özel sektöre satıldığını söyledi

 

ELEKÇİLİK YAPTI

Hamit Pekçevik, 1962 yılında Çıraklık okuluna girip, 1966 yılında tamamladı. 1990 yılında emekli olan Pekçevik, şu an müzede sergilenen 2 Nolu kağıt makinesinin makinisti. SEKA’da 1990 yılına kadar çıkan bir çok kağıt onun elinden geçti. Okuldan mezun olduktan sonra 18 yaşına geldiğinde vardiyaya aldığını söyleyen Pekçevik, “2 Numaralı makinede askere gidene kadar yaş kısmında elekçilik yaptım. Askere gidip geldiğimde o zamanki Genel Müdür Aziz Gümüş bizi işe almadı. Başka fabrikalara göndereceğiz orada sizden faydalanalım” dedi.

 

HER TÜRLÜ KAĞIDI ÇIKARDIM

Ben direttim gitmedim. 5 ay bizi işe almadılar. Biz hesabımızı kesmeden gittik. Almak zorundalar. Direndik uzun zaman sonra yine 1. Kağıt Fabrikasında aynı yerde iş başı yaptım. 1974 yılında makinist oldum. 1985 yılına kadar makinistlik yaptım. Her türlü kağıdı çıkardık. Her türlü kağıdı çıkarıyordum. Pelür kağıdından, 1,5 milime kadar kartonu çıkarabiliyorduk. Çok şey yaşadık burada.

 

İSKAMBİL KAĞIDINI ÜRETTİK

İskambil kağıdın bir tek Amerika üretiyordu. Bize iskambil kağıdı üretin dediler. 2 No’lu makinede denemeler yapıldı. Benim vardiyamdan önce 8 saat uğraşılmış. 8 saat harman yapmışlar, her taraf çorba olmuş. Ben vardiyayı devralınca biraz uğraştım ve imalat yapıp numune aldım. Numuneyi laboratuvara gönderdik. Gece saat 03.00-04.00 civarıydı. Amerika’nın ürettiği kağıda eş değer bir kağıt üretmişiz. Hemen tatlılar geldi. Ben o tatlıdan yemedim. Sabaha kadar üretim yaptık ve sonra üretilmedi. Mühendisler, şefler ellerinde kağıtlar formülleri yazıyor, her şeyi not ediyordu. Sonra öğrendim ki bizim formüller özel sektöre satılmış.

 

8 SAAT HİÇ OTURMADIĞIMI BİLİRİM

İlyas arkadaşımız 1 No’lu makinede ben 2 No’lu makinede makinistim. Bazen yarışıyorduk. İkimiz 150 gram kağıt çıkartıyorsak 70 metre çıkartıyorsak hadi İlyas yükseltelim diyorum. Ama asla imalatta makineni başından ayrılmazdım. 8 saat yürüdüğümü biliyorum. Hiç oturmuyorduk. Son yıllarda bizi teknolojiden uzak tuttular. 1979 yılında modernizasyon yaptılar. Almanya firmasına verildi modernizasyon. O firma Almanya’da batıyormuş. Gelip burada demirleri sattı bize. Modernizasyondan sonra Alman mühendis “gel seni Almanya’ya götüreyim” dedi. Gitmedim.

 

hamit-pekcevik.jpg

HAMİT PEKÇEVİK: Hamit Pekçevik diğer arkadaşları gibi iyi olan anıların dışında kötü anıları da anlattı. Aslında SEKA’ya yapılan ihanetleri, haksızlıkları hiç unutmamış. Onlar kentin ve ülkenin faydası için mücadele ederken yanı başında olan bazı kişilerin de kötülüğü için mücadele ettiğini görenler.

 

Kan lazım olan Klor’a gelirdi

SEKA Klor Fabrikasında çalışan İsmail Eksiklioğlu, SEKA’nın içindeki kuruluşların kent için farklı yerler olduğunu anlattı. Hastanede kan lazım olan İzmitlilerin hemen Klor fabrikasına gelip işçilerden kan istediğini söyledi.

 

BAŞKA BİR HAYAT VARDI

1963 yılında Çıraklık okuluna başlayan İsmail Eksiklioğlu 1966 yılında mezun olduktan sonra Klor fabrikasında iş başı yaptı. 1989 yılında emekli olduktan sonra Avustralya’ya yerleşen Eksikoğlu, SEKA Klor Fabrikasında unutmadığı anılarını anlattı. Onun için SEKA ve Klor fabrikası bu kent için başka bir hayatı getiren yerler. İzmit’te birine kan lazım olduğunda hemen Klor fabrikasına haber verildiğini söyleyen Eksiklioğlu, “Fabrikada 120 çalışan vardı. Hepsinin kan grubu liste halinde yazılmıştı. Birine hastanede kan lazım olsa hemen kan grubuna uygun arkadaşı gönderirdik.

 

KLORDA ÇALIŞTIM DEME

80 metrelik baca vardı. Yeni çalışan bir arkadaş vardı. Gece vardiyasında geldi. İsmail abi bugün biri geldi yanıma “Sen Klor fabrikasının bacasına çıktın mı” dedi. “Hayır” yanıtı verdim. “O zaman sen Klor fabrikasında çalışıyorum deme” dedi. 80 metre yüksekliğindeki bacaya biz o arkadaşla birlikte çıktık. Bacanın tepesine çıktığınızda baca hafif sallanıyor. O yeni işçi ile bacaya ben de çıkmış oldum.

 

BULAŞIKÇININ AZİZLİĞİ

1979 yılında askerden geldiğimde iş bulma kurumundan haber geldi. Almanya’ya kağıt üretiminde çalışacak işçi alınacak diye. Bizde başvurduk. Başvuran 30 kişi arasında yer alan çıraklık okulu mezunları 96’nın üzerinde puan aldı. Alman mühendisler çok etkilendi. “Türkiye bu beyinlerin göç etmesine nasıl izin verir” dedi. Sonra petrol krizi çıkınca gitmedik tabi. Bir de bizim fabrikanın genel müdür çalışanları da bizimle yemek yerdi. Bir gün bizim yemekhanenin bulaşıkçısı yanlışlıkla su yerine baryum klorür ile bulaşıkları yıkamış. Bu bulaşıklardan kim yemek yediyse zehirlendi. Hastaneye zor gittik. Çok zor zamanlar yaşadık” dedi.

 

ismail-eksiklioglu.jpg

İSMAİL EKSİKLİOĞLU: SEKA’dan emekli olduktan sonra Avustralya’ya yerleşen İsmail Eksiklioğlu, 6 ay İzmit’te 6 ay Avustralya’da yaşıyor. SEKA’lıların hala bir arada olduğunu ve dostluklarının devam ettiğini söyleyen Eksiklioğlu, Avustralya’dan döndüğünde SEKA’lılarla buluşmalar düzenlediklerini belirtti.

Etiketler :
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
4 Yorum