1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Şener Kaya’nın ardından
Şener Kaya’nın ardından

Şener Kaya’nın ardından

Doğduğunuz kentte büyüyüp, bir ömür geçirmenizin, kuşkusuz size kattığı çok önemli artıları var. Bildiğiniz, sevdiğiniz bir ortamda, tanıdığınız, kimisini sevip, kimisini sevmeseniz de ciğerini

A+A-

Doğduğunuz kentte büyüyüp, bir ömür geçirmenizin, kuşkusuz size kattığı çok önemli artıları var. Bildiğiniz, sevdiğiniz bir ortamda, tanıdığınız, kimisini sevip, kimisini sevmeseniz de ciğerini bildiğiniz insanların arasında ömrünüzü geçiriyorsunuz..

Ama doğanın kanunları, hayatın bir akış şekli var. Önce, sizden çok büyüklerin, dedeniz yaşındaki tanıdıklarınızın hayattan kopuşlarını öğreniyorsunuz.  Sonra babanız yaşında olan, babanızın yanında tanıdığınız insanlar göçüp gitmeye başlıyor.

Gençlik yıllarında arada, trafik kazalarından, bazen cinayetlerden, beklenmedik olaylardan sizin yaşıtlarınızdan tanıdıklarınız ölüyor..

Fevziye duvarındaki tahtada yazan hemen her ismi, gazetenin sol alt köşesinde küçük bir fotoğrafla 2 sütun 5 santimlik vefat haberinde yer alanların büyük bölümünü tanıdığınızı fark ediyorsunuz.

Sonunda öyle bir yere geliyorsunuz ki, sizin akranınız, sizin arkadaşınız insanlar doğal nedenlerle; yani kalp krizinden, beyin kanamasından, kanserden ölmeye başlıyorlar. İster istemez daha çok sarsıldığınızı hissediyorsunuz..

Şener Kaya’nın ölüm haberinin etkisi de böyle bir şey. Bu şehirde vefat eden, benden yaşça çok büyük, bu kentte önemli yer edinmiş değerli pek çok insanın arkasından bu sütunlarda yazmak, onları son yolculuğuna uğurlarken, tanıdıklarına hatırlatıp, tanımayanlarına tanıtmak da bir bakıma benim omuzlarıma düşen bir görev haline geldi.

Hani bir bakıma, bu şehirde ölen pek çok kişinin arkasından yazı yazan adam ünvanını da almış bulunuyorum. Önceki sabah, yeni haftaya, Okyanus ötesinden, taa Amerika’dan, New York’tan gelen acı bir haberle başladık. Şener Kaya’nın kalp krizi sonucu öldüğü haberi, sadece beni değil, öyle sanırım Şener’i tanıyan, hatta O’nu pek fazla sevmeyen insanları bile sarstı, üzdü.

Şener bizden birkaç yaş küçüktü. 49 yaşındaymış.. Ben çok geç tanıdım. Bizim Apaçi Çetesi’nden çocukluk arkadaşlarım Ahmet Küçükörs ve Sedat Sapmaz’la samimiydi. Onlar aracılığı ile tanışmıştım.

1980’li yıllarda çok samimi olduk. Birkaç kez birlikte yiyip, içmişliğimiz vardır. İlginç bir insandı. Özünde çok iyi, müthiş arkadaş canlısı, ailesine çok bağlı, çok çalışkan bir gençti. Zararı kendisine olan tiplerdendi.

Ben Şener’i tanımadan önce, rahmetli babasını “Gazozcu Mükerrem Amca’yı” tanırdım. Gazetenin spor servisinde muhabir olarak çalıştığım yıllarda rahmetli Mükerrem Kaya, Kocaelispor’da yöneticiydi. Ama ne yönetici.. Çok maçta, - o zamanlar İsmetpaşa Stadında hakem soyunma odaları Şeref Tribünün altındaydı- Kocaelispor’un hakkını yiyen  hakemlerin üzerine Şeref Tribününden balıklama uçarak atladığını bilirim.

Şener Kaya, babasından daha fanatik Kocaelisporlu oldu. Bugün Şener Kaya yaşıyor olsa, eski ekonomik gücüne sahip olsa, inanın Kocaelispor Kulübü için başkan falan aranmazdı. Şener balıklama dalar, bodoslama girer, beş kuruş kendi adına hesap yapmadan bütün servetini Kocaelispor için harcardı.

Şener Kaya bizim grubun içinde bulunduğu yıllarda, o grup içindeki en varlıklı, en rahat para harcayabilen kişiydi. Babasından devraldığı Coca Cola Başbayiliği işinde, Türkiye’nin en büyüğü olmuştu. Derince yakınlarında, İsmetpaşa Stadı karşısında kendisi için yeni çok büyük bir depo yaptırmıştı. Zaman zaman akşamları bir yere gideceksek Şener’in deposunda buluşur, Coca Cola, Fanta çeşitlerinden bol bol içerdik.

Allah’ın rahmeti üzerinde olsun. Şener Kaya’nın en önemli huyu, belki de en büyük zaafı, havaya düşkün olmasıydı. Çok genç yaşta, Kocaelispor’da önemli görevler aldı. Israrla Futbol Şube Sorumlusu olmak isterdi. Maç günü takımla birlikte, tünelden sahaya çıksın, üzerindeki renkli ceketi, pahalı gömleği-Allah için yakışıklı da çocuktu- havalı saati, künyesi ile salına salına yürüsün, tribünlerden kendisine laf atanlar olursa, onlara şöyle  stilli bir şekilde el sallasın, sonra  maç başlarken girip, yedek kulübesinde Teknik Direktörün yanında otursun, zaman zaman yedek kulübesinden heyecanla fırlayıp, kendisini tribünlere göstersin, bayılırdı.

Babasından kalanlar üzerine çalışarak eklediği büyük servetinin önemli bölümünü Kocaelispor için harcamıştır. Şener Kaya yöneticiyken, futbolcular başkasından para istemezdi. Şener, hemen hergün cebinden futbolculara harçlık, transfer taksiti, maç başına para dağıtırdı.

Havayı severdi dedim ya.. Şener Kaya, gerçekten özel bir adamdı. Döneminin en pahalı, en lüks arabalarına binmekten keyif alırdı. Bütün arabalarına bir şekilde son rakam grubu (010) olan plakalar alırdı. İyi yerlerde yer içer, lüks yaşamaya özen gösterirdi.

Aynı zamanda eşine ve çocuklarına çok düşkün, çok iyi bir aile babasıydı. Ailece de görüşmelerimiz oldu. Karşılıklı evlere gidip gelmişliğimiz vardı. Şener’in ailesi ile yaşamak için oturduğu eve misafir olduğumda, akşam eve döndüğüm zaman, bizim bir kümeste yaşadığımızı düşünmüştüm.

Şener, en pahalı viskiyi içerdi. Çabuk sarhoş olurdu. İsyankar, çabuk sinirlenen bir yapısı vardı ama, yaşça da büyük olduğum için, benim sözümü dinlerdi. Hiç saygısızlığını görmedim. Bulunduğu ortamda mutlaka yenilip içilen masanın hesabını kendisi vermek isterdi. Bir tek bizim grup Şener Kaya’ya bu konuda izin vermezdi. Bizim bulunduğumuz masada, hesap mutlaka masadaki kişi başına bölünür, herkes payına düşeni verirdi.

Hırsı, Şener’in açılmasına neden olmuştu. Aygaz Bayiliğine girdi. Coca Cola Başbayiliği Şener’in yedi sülalesine yeter, ömrünün sonuna kadar çok varlıklı yaşamasını sağlayabilirdi. O daha büyümek istedi. Büyümek istedikçe kazık yedi. Kazık yedikçe üstüne gitti. Borçlandı. Gün geldi, Şener Kaya’nın 50 Mark’a, 100 Mark’a ihtiyacı oldu. Yine de burnundan kıl aldırmazdı. Yine bildiğimiz Şener Kaya stili yaşamaya çaba harcıyordu.

Sonunda tükendi. Deniz bitti. Coca Cola dahil, bütün  şirketleri elinden gitti. Bizim Şener Kaya’ya O’nun alıştığı, vazgeçemediği standartlarda bir yaşam sağlayacak gücümüz yoktu. Şener’in de bitik, parasız haliyle, kendisini bildi bileli hep havalı ve paralı gezdiği bu kentte yaşayabilecek yüreği yoktu. Aşırı onurluydu. bildiğim kadarıyla, bazı yakın çevresinden arkadaşlarına, dostlarına bir miktar borcu kaldı. Ama devlete borcu yoktu. Buna rağmen, denizin bittiğini anladığı gün, çekip gitti.

Bir sabah duyduk ki, Şener Kaya Kanada’ya gitmiş. Dil bilmez, yol bilmez. Ama gitmişti, Şener, öyle kimileri gibi “Batık” gözüküp de, millete kazık atıp, paraları yurt dışına kaçıracak tiplerden de değildi. Kanada’da yeni bir hayata başladığını duyuyorduk. 12 yıldır hiç görmedik. bazen İzmit’e gelip gittiğini duyuyorduk, ama bizimle bile hiç görüşmedi. Kanada’dan New York’a geçmiş. Orada nakliye işine başlamış. Ailesini de yanına alıp, yeni bir hayat kurmuş.

Hızlı yaşadı Şener Kaya.. Genç öldü. 49 yaşında, kalp krizinden. Sonunda hepimizin dönüp dolaşıp geleceğimiz yer Bağçeşme. Sevgili Şener’i dün Bağçeşme’ye uğurladık.

O muzip muzip gülen yüzü hep gözümün önünde. İyi çocuktu Şener.. Kalbi, yaşadığı  sıkıntılara dayanamadı belli ki.. İnsan ister istemez düşünüyor artık; bizimkiler ne kadar dayanacak.

Hakkım varsa, benden yana hepsi Şener Kaya’ya helal olsun. Allah rahmet eylesin, dilerim ki ruhu kıyamete kadar huzur içinde kalsın. Güle güle sevgili Şener Kaya, sevenlerinin başı sağolsun.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.