1. HABERLER

  2. MEDYA

  3. Şeref Meselesi'nin finalinde neler olacak?
Şeref Meselesi'nin finalinde neler olacak?

Şeref Meselesi'nin finalinde neler olacak?

Hürriyet Gazetesi yazarı Cengiz Semercioğlu Kanal D'nin sevilen dizisi Şeref Meselesi'nin final bölümünde olacakları kaleme aldı.

A+A-
"Kadınlar ölüyor bu ikisi için. Ama yarın bu ikisinden biri ölecek ve “Şeref Meselesi” son bulacak." diyen Semercioğlu'nun dizinin başrol oyuncuları Kerem Bursin ve Şükrü Özyılmaz ile yaptığı röportaj şöyle:

Son dönemin en popüler iki erkek oyuncusu ekrandan şimdilik uzaklaşacak. Peki ne yapacaklar, en önemlisi Yiğit’in mi yoksa Emir’in mi ölmesini istiyorlar? “Şeref Meselesi”nin son set gününe gittim ve ikisinden birinin öldüğü çatışma sahnesini izledim. Kerem ve Şükrü’yle saatlerce muhabbet ettik. Şu kadarını söyleyeyim; çok kafa adamlar bunlar... Donanımlı, ne istediklerini biliyorlar.

* Nasıl geçti 26 bölüm, 40’a yakın hafta? 
- Şükrü: Bana hem insan hem kariyer olarak çok şey katan bir proje oldu, iyi ki yapmışım.
- Kerem: Ben üzgünüm... Bir karaktere, bir dünyaya alışıyorsun. Altan Hoca’yla daha önce “Güneşi Beklerken”de çalışmıştık, onun kurduğu dünya etkileyici oluyor, o yüzden bırakıp gitmek çok üzüyor beni... Buradaki arkadaşlarımdan, ekipten ayrılmak da zor...
* Bugün son sahneyi çekiyorsunuz ve bu bir çatışma sahnesi... Sonunda da ikinizden biri ölecek. Ne diyorsunuz?..
- Kerem: Tabii ki hangimizin öleceğini seyirci merak ediyor.
* Ben kimin öleceğini bildiğim için sormayacağım.
- Şükrü: Aslında 25 bölümdür tırmanan heyecanın çözüm bulacağı sahne bu... O yüzden kimin öleceğini de herkes merak ediyor...
* Sence kim ölmeli peki bu dizinin finalinde?
- Kerem: Bence ben ölmeliyim, Yiğit (Kerem) ölmeli. 
- Şükrü: Bana kalırsa da ben ölmeliyim, Emir yani...
* Böyle bir sahneye hazırlanmak zor mu? Geldiğimde karavanda yüksek sesle müzik dinliyordun...
- Kerem: Bu final sahnesinin stresi günler öncesinden başladı bende... Bu tür sahnelerde müzik yardım ediyor konsantre olmama, o yüzden müzik dinlerim. Ama en büyük yardım karşındaki oyuncudan geliyor, rol arkadaşın iyi bir oyun veriyorsa en önemlisi budur. Şükrü de bunu fazlasıyla yapan bir oyuncu... 
- Şükrü: Kerem de benim işimi çok kolaylaştırıyor.
* Bugüne kadar kaç kişi gömdünüz dizide?
Şükrü: Önce dede, sonra baba, anne, Sadullah, Sibel, Nihat, Namık... Epey bir kişiyi gömmüşüz biz ya...
* Orijinal diziyi izlediniz mi projeye başlamadan önce?
- Şükrü: Bu tür uyarlama işler, oyuncular açısından bir tuzağı da beraberinde getiriyor. Orijinal işin etkisinde kalma tuzağı bu... O yüzden, bir fikrim olsun diyerek orijinal dizinin sadece bir bölümünü izledim. Oradaki Emir karakteriyle benim canlandırdığım Emir arasında dağlar kadar fark var.
- Kerem: Coğrafya ve kültür değiştikten sonra her şey değişiyor. Onların yaptıklarıyla bizim yaptıklarımız bambaşka diziler... Sonuçta her şey senaryoya bağlı, orada bir dünya kuruluyor. Bence biz daha güzelini yaptık...
ŞÜKRÜ’NÜN DİZİ KEREM’İN ÇENESİNDE


* Unutamadığınız bir sahne var mı?
- Şükrü: Benim dizimi, senin şakağını vurduğun sahneyi anlatalım mı? 
- Kerem: İkimizin da hastanelik olduğu sahne (gülüyor)...
- Şükrü: Benim kabzımallığım tabi... Bir gün karşılıklı kavga dövüş sahnemiz var. Kendi dizkapağımı yanlışlıkla masaya vurdum, neredeyse kırıyordum. Birkaç gün yürüyemedim.
* Provada mı, kayıtta mı oldu mu?
- Kerem: Hem prova hem kayıtta, garip bir gündü... Şükrü’nün dizi provada, benim şakağım kayıtta oldu...
- Şükrü: Boğuştuğumuz bir sahne var, ben dengemi mi kaybettim ne, dizkapağımla Kerem’in suratına vurdum yanlışlıkla...
- Kerem: Tam çene kısmıma, ki ben çenemi kırmıştım seneler evvel... O yüzden başım dönmeye başladı, baş ağrım tuttu...
- Şükrü: Ben tabii yerin dibindeyim, özürler falan... O da biliyor tabii isteyerek yapmadığımı ama çok kötü hissetmiştim kendimi.
HOLLYWOOD’DA YILDIZIM YOK AMA KANIM VAR
* Çeneni nasıl kırmıştın sen yıllar önce?
- Kerem: Hipoglisemi var bende, düşmüştüm.
* Düştün ve çeneni kırdın...
- Kerem: Hem de Hollywood’daki Yıldızlar Yolu’nda... Hani o oyuncuların isimlerinin yazılı olduğu yıldızların çakıldığı yol, tam orada... Belki hiçbir zaman orada bir yıldızım olmayacak ama kanım oraya çoktan işlendi (gülüyor).
* Bu sezon ikiniz için de çok iyi geçti... Dizi dışında biriniz Özcan Deniz’in, biriniz Çağan Irmak’ın filminde oynadınız. Onlar da sezonun en iyi filmleri arasında... Diziden daha mı keyifli sinema yapmak?
- Şükrü: Şöyle bir gerçek var şimdi... Dizi sizi sektöre tanıtan bir mecra oluyor. Diziyle “Ben buradayım” diyorsun, her hafta ekrandasın, her hafta insanların evine misafir oluyorsun. O misafirlikte düzgün davranman lazım ki sonraki hafta yeniden buyur etsinler seni... Dizi daha stratejik bir alan; 3-4 hafta sonra başına neyin geleceğini, reytingin hikayeyi nasıl etkileyeceğini biz de bilmiyoruz. Dizide antrenmanlı olman, sinema ve tiyatrodan ne kadar beslendiğine bağlı... Sinemanın ise başı ve sonu belli, manevra kabiliyeti sende... Orada ister istemez daha yaratıcı, daha hazırlanabilir oluyorsun role... Birbirlerini besliyorlar. Ama bana oyunculuğunu geliştirmek için ne yapıyorsun diyorlar, tiyatro yapıyorum diyorum. O beni çok besleyen bir durum...
* Pek çok oyuncu dizi setleri yoğun bahanesiyle tiyatroya zaman ayırmıyor, bravo sana valla...
- Şükrü: Onu yapmak bana iyi geliyor... Benim için amaç popüler olmak, ünlü olmak, star olmak değil, ben iyi bir oyuncu olmak istiyorum. Ünlü olmak aslında sonuç, ben oraya gideceksem bu iyi bir oyuncu olarak olsun...
* Senin var mı tiyatro niyetin Kerem?
- Kerem: Geçmişte Boston’da var, Los Angeles’ta var, Teksas’ta var. Burada da niyetim var, bazı yönetmenlerle birkaç kez konuştuk hatta... Öncelikle hakkını verebilecek miyim diye düşünüyorum. Tiyatroda yüzde 100’ünü vermezsen, montaj seni kurtaramaz. - Şükrü: Bu arada biz eğitimlerde Eric Morris’in yöntemini uygulamaya çalışıyoruz, Kerem direkt Eric Morris’in öğrencisi. Bu bambaşka bir mertebe... Benim olmak istediğim yer...
* Çağan’ın filmindeki, yani “Unutursam Fısılda”daki performansın çok beğenildi Kerem...
- Kerem: Harika bir tecrübeydi. O filmi taşıyan kişiler Farah’dı (Zeynep Abdullah), Işıl Abla’ydı (Yücesoy), Hümeyra’ydı... Onların yanında biz üzerimize düşeni yaptık, çıktık.

Hürriyet

Bu haber toplam 600 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.