1. YAZARLAR

  2. İlksen ÇAĞLAYAN

  3. Sev Sev Sev...!
İlksen ÇAĞLAYAN

İlksen ÇAĞLAYAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Sev Sev Sev...!

A+A-
En son ne zaman birisine söylediniz “ Seni Seviyorum “ diye ? Seni seviyorum, seni çok seviyorum, seni her şeyden ama her şeyden çok seviyorum diye.. En son kime sevgi dolu gözlerle, sımsıcak bir kalple baktınız? Sahi sevgi nedir ki sizce? Sadece karşı cinsi sevmek midir yoksa her bir canlıyı can-ı gönülden sevmek , kabul etmek midir? Karşılıksızca, beklentisizce, hesapsızca sevmektir aslında.. Ya da şöyle diyeyim bazen sözlere  ve ifade edilecek herhangi bir cümleye gerek duymadan hissedilen o tatlı duygudur aslında. Bazen de her bir koşulda, her bir durumda yanında, sağında, solunda olabilmektir sevdiklerimizin. 

Dediğim gibi illa ki sevgili mi olmak  gerekir ki birisini sevmek için? İnsan sevemez mi bir yakınını, arkadaşını ya da bir başkasını? İlla  belli kurallara, illa belli sınırlarla mı sever? İlla belli kalıplara mı sokar? Bana göre gerek yok böyle bir şeye. Daha doğrusu sevgi sığmaz ki bu tarz bir görüşe. Onun ne dili, ne de bir bir zamanı vardır. Sevgi oldu mu akar gider, bembeyaz, tertemiz bir sayfa olur, yepyeni bir umut olur. Bir de.. Gülümsetir.. Hayata anlam katar, anlam kazandırır.. Mutlu eder, mutluluk verir. Yaşanır sevgiyle.. Su gibidir aslında. Her şeyi, her bir kötülüğü, negatifliği, karanlığı ve daha bir çok olumsuzluğu siler, yok eder. Çiçeklerle özdeşleşmiş olması da bundandır. Can verir, can olur, yoldaş olur. Renk verir, huzur verir, ahenk verir. 
Sevin. Haydi durmayın daha da sevin. Sizi sevenleri farkedin. Sizi önemseyenleri farkedin. Daha da sevin. Hep sevin. Sadece sevgilinizi , eşinizi değil, hayatınıza değen, bir şekilde anlam katan herkesi de o denli sevin. Göreceksiniz her şey daha kolay olacak..
Not: Evet biliyorum 14 Şubat Sevgililer Günü’ne bir kısmımız önem verirken bir kısmımız da bu günü bir o kadar gereksiz buluyor. Ne olursa olsun elbette sevginin günü olmaz sembolik de olsa, buna katılıyorum. Fakat yine de senede bir gün de olsa bazen duymak istediğimiz şeyler olabilir. O nedenle etrafınıza bir bakın ve Sevgililer Günü’nü kutlayın derim.
Başta canım eşim Coşkun Çağlayan ve kalbimde, gönlümde olan diğer sevdiklerim yani ailemin Sevgililer Günü’nü kutluyorum. 
Hep aşkla!!!
“Kapımıza değil kalbimize vuran buyursun.”

Şems-i Tebrizi
14 Şubat Sevgililer Günü Hikayesi 
Aziz Valentine'ın öyküsü III. Yüzyıl'dan gelir. O dönemde Roma tahtında İmparator II. Claudius vardı, "Zalim" adıyla tanımlanan Claudius aşırı savaş ve askerlik tutkunuydu, her yetişmiş erkeğin muhakkak asker olmasını istiyor ve kimseye göz açtırmıyordu.
Öylesine ileri gitmişti ki, askerliğe engel oluyor düşüncesiyle evlenmeyi dahi yasakladı.
Gençler şaşkındı, Roma kenti sayısı gittikçe artan ve uzak ülkelerde ölen sevgililerinin ardından ağlayan kadınlar ve kızlarla dolmuştu. Kısacası sevmek yasaklanmıştı.
Bu sıralarda İmparator tüm Romalılar'ın 12 tanrıya tapmalarını aksi şekilde davrananların ölümle cezalandır
Bu emre uymayanların arasında Aziz olarak kabul edilen filozof Valentinus'da vardı, gezerek dinsel vaazlar veriyor ve İmparator'un hatalı olduğunu anlatıyordu.
Sonunda yakalandı ve hapse atıldı. Valentinus'un hapiste olduğu günlerde yaşananlar ise efsaneye dönüşerek günümüze kadar ulaşmıştır.
Hapishaneyi korumakla görevli gardiyanın kızkardeşi Julia'nın gözleri doğuştan görmemektedir, gardiyan Valentinus'un anlattığı İsa ilgili öykülerin arasında körlerin gözlerinin açıldığını öğrenince, kardeşini gizlice Valentinus'un yanına getirir.
Julia çok güzel ve zeki bir kızdır.
Günlerce sohbet ederler, Valentinus ona Roma tarihini, doğanın yapısını, aritmetiği ve Tanrı'ya yönelmeyi öğretir.
Julia, dünyayı Valentinus'un anlattıklarıyla görür, onun bilgeliği ile aydınlanır, güçlenir ve teselli bulur.
Bir gün sorar;
"Valentinus, Tanrı gerçekten dualarımızı duyar mı?" Aziz gülümser;
"Evet, her birini." Julia;
"Her sabah ve her gece ne için dua ettiğimi biliyor musun? Görebilmek için dua ediyorum, senin bana anlattıklarını görmeyi çok istiyorum.", Valentinus;
"Tanrı bizim için en iyi olanı yapar, yeter ki buna inanalım." Julia, yere diz çöker ve;
"Böylesine inanmak istiyorum, yardım et." Beraberce duaya başlarlar. Birden hücrenin içerisi altın renkli bir ışıkla aydınlanır ve Julia haykırır;
"Valentinus, görüyorum, görüyorum."
Valentinus duaya devam etmesini söyler.
Ertesi gün Valentinus'un ölüm emri gelir, Aziz Julia'ya son bir not yazar, Tanrı'ya hep yakın olmasını öğütler ve notun altını "Senin Valentine'ından" diye imzalar.
Mektup, ertesi gün Julia'ya ulaşır, o günün tarihi 14 Şubat 270'dir.
Valentinus, sonradan Papa I. Julius tarafından "Porta Valentini" adı verilen bir kemer kapısının altına gömülür (Şimdi orada yani Roma'da Praxedes Kilisesi vardır.)
Julia, mezarın yanına pembe çiçekler açan bir badem ağacı diker. Günümüzde sevginin ve dostluğun simgesinin badem ağacının olması buradan kaynaklanır.
Bu yazı toplam 575 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.