• BIST 88.830
  • Altın 144,131
  • Dolar 3,6361
  • Euro 3,8595
  • Kocaeli 6 °C

Sevgi, hoşgörü ve umut

Sevgi, hoşgörü ve umut
Bu gece,  aslında hepimize çok uzun gelen, hepimizin genellikle acı ve gözyaşını ağırlıklı olarak hissettiğimiz bir yılı, 2016’yı geride bırakıyoruz.

Biliyorum, yazılması gereken çok konu var. Ama adettendir, bugün gitmekte olan yıl ve gelmekte olan yeni yıl ile ilgili bir şeyler yazmamız gerekiyor. 

Ben 2017’ye girerken okurlarıma üç önemli ilkeye sıkı sıkı sarılmalarını tavsiye ediyorum. 

Birincisi SEVGİ. Birbirimizi sevmemiz gerekiyor. Bu sevgiden kastım, birlikte yatağa girmek, her an birlikte olmak anlamında değil. Herkesi insan olduğu için sevmemiz lazım. Herkese yüzde 100 güvenmek mümkün değil. Ama insan özünde iyi bir yaratıktı. Herkesin mutlaka iyi bir yanı vardır. Trafikte birbirimize saygılı olmalıyız. Ticarette birbirimize saygılı olmalıyız. İnsanlar birbirlerini severse, birbirlerine haksızlık yapmazlar. Buna özen göstermek zorundayız. Bu Dünya’da düşmanlığın bir anlamı yok. Birbirimizi ne kadar çok seversek, o kadar barış içinde yaşarız.
İkinci sarılmamız gereken kavram HOŞGÖRÜ. Birbirimizin yaşam biçimi, inançları, teninin rengi, dili, ırkı, mezhebi farklı olabilir. Ben yılbaşı gecesini eğlenerek geçiririm, siz ibadetle geçirirsiniz. Tatil zamanında siz Umre’de huzur bulursunuz, ben tatilimi KKTC’de Girne’de geçirmeyi tercih ederim. 

Çok farklılıklarımız olabilir. Siyasi görüşlerimiz tamamen birbirine zıt olabilir. Ama birimizin fikri ve eylemleri ötekisine fiili bir hasar vermiyorsa,  herkesin birbirine saygı göstermesi, hoşgörülü davranması esas olmalıdır. 

Eleştiriyi içimize sindirmemiz lazım. Birbirimizi “Bu bendendir”, “Bu benim muhalifimdir” diye ayırmamamız lazım. Özellikle bu ülkede hoşgörüyü mutlaka yaşam biçimi haline getirmek zorundayız. Fikir ayrılıkları, yaşam biçimi farklılıkları birbirimize düşman olmamızı gerektirmez. Tam tersine,  gerçek anlamda bir bütünü oluşturabilmemiz için birbirimize katlanmanın erdemine ulaşmak zorundayız. 

Sahiplenmemiz gereken bence üçüncü önemli kavram UMUT’tur. Hem ülkemiz, hem kendimiz için genellikle karamsar düşünen bir insanlar haline geldik. Bölünmekten korkuyoruz,  demokrasiyi kaybetmekten korkuyoruz. Ekonominin çökmesinden korkuyoruz. 

Korkular insanların üzerine gelir. Umutlar ise, korkunun panzehiridir. Önce kendimize güvenmemiz esas olmalıdır. Sonra ülkemize güveneceğiz. Bu halka, bu halkın seçtiği insanlara, bu halkın siyasi tercihlerinin sağduyusuna güveneceğiz. 

Herkes ülke ekonomisinin geleceğine güvense, emin olun çok hızla refaha ulaşırız. 
Herkes birbirini sevse, herkes farklılıklara, eleştirilere hoşgörü ile bakabilse, inanın Dünya’nın en huzurlu, en güzel ülkesi haline geliriz. 

Sevgi, hoşgörü, umut. Yeni yıla hepimiz bu ilkelere sarılarak başlayalım.  2017’nin iyi geçip geçmemesi önce bize bağlı. Sağlıklı, huzurlu, başarılı, her anı mutluluk dolu bir yeni yıl dilerim. 

Altyapıdaki eksiklerimiz ortaya çıktı 

Türkiye’ye 2003’den beri, Kocaeli’yi 2004’den buyana AK Parti kadroları yönetiyor. Eğer 2016 yılında bir musibet, bir olumsuzluk yaşanıyorsa, artık kimsenin geçmişi suçlama hakkı olamaz. 
Kış mevsiminin içindeyiz. Kar yağdı, yağmur yağdı. Evet belki biraz fazla yağdı. Ama bu bölgeye düşen yağışın mevsim normallerinin, alışılmışın çok üzerinde olduğunu da kimse söyleyemez. Belki İzmit merkezde çok fazla sıkıntı yaşamadık. Ama ilimizin pek çok ilçesinde kalınlığı üç parmağı bulmayan kar ve yağış nedeniyle hayat tamamen felç oldu. 

Çok iş yerinde önemli hasarlar var. Çok ev oturulamaz hale geldi. On binlerce insan saatlerce elektriksiz kaldı, soğukta titreşerek oturdu, hastalandı. 2016 yılının son günlerinde yaşanan olumsuzluklar, ilimizin alt yapı konusunda hala ne kadar çok eksikliğinin olduğunu ortaya oymuştur. 

Evet, eskiden olsa, şehir merkezi de batardı. Halkevi çevresi, Anıtpark, Leyla Atakan Caddesi sularla kaplanırdı. İzmit’in tepelerinden sel suları iner,  pek çok sokakta parkeler yerinden fırlar, Çocuk Parkı Meydanı yürünemez hale gelirdi. 

Özellikle İzmit merkezde alt yapı adına yapılan işleri inkâr etmek haksızlıktır. 

Ama bu şehir, yerel yönetimler eliyle 3 milyar TL’lik bir bütçeyi kullanan şehirdir. Hala Yahya Kaptan’ı su basıyorsa, hala İzmit Sanayi Mahallesi bu kadar yağmurla oturulamaz, yaşanamaz hale geliyorsa; hala Kartepe’de, Başiskele’de, Kandıra’da bu kadar yağmurla hayat felç oluyorsa, yapılması gereken, üstelik yapılması çok gecikmiş eksiklerimizin olduğu gerçeği ile de karşı karşıyayız demektir. 

Elektrik konusu tam bir rezalet. Yıl 2016. Türkiye Sanayisi’nin kalbi Kocaeli’de fabrikalar çalışmıyor, çarklar dönmüyor. Olacak şey değil. Bu şehirde 3 gün boyunca elektriksiz kalan bölgeler var. Bunu kabul edemeyiz. 

Dünya’da mevsimler değişti. Artık yağdığı zaman daha çok yağmur yağıyor. Önümüzdeki günlerde de kuvvetli yağışlar olacak. Bu son günlerde yaşananlar aslında anormal hava olayları değildi. 

İki yıl önce ilimizin büyük bir bölümü ciddi sel felaketi ile karşı karşıya kaldı. Eşme, Acısu perişan oldu. İki yıl sonra bu kadarcık yağışla aynı yerler sular altında kalıyorsa, burada bir yanlış var demektir. Hala Yahya Kaptan’ı, hala Sanayi Mahallesi’ni bu kadarcık bir kar ve yağmur perişan ediyorsa, burada bir yanlış var demektir. 

Ben özellikle ilçe belediyelerini eleştiriyorum. Bizim ilçe Belediyelerimiz, ilçe belediye başkanlarımız her konuda sırtlarını Büyükşehir’e dayamışlar. İlçe belediyeleri sadece kendi bölgelerinde sanayi kuruluşlarını, villa sitelerine yer gösterip,  her önüne gelene ruhsat vererek para toplamanın derdine düşmüşler. Kimisi kendi kendine gelin güvey oluyor, “Bak ben 7 yıldızlı ilçe oldum” diyor. Kimisi, sağdan soldan gelen arapları görünce, “Ben ilçemi turizm cenneti yaptım” diye hava basıyor. Ama alt yapı yok. Dere ıslahı yok. İSU’ya baskı yapmaları, Büyükşehir’in kapısının önünde yatmaları lazım. Kendi bölgelerindeki acil sorunlara çözüm talep etmeleri lazım. Ufak tefek işleri, en azından mazgallardaki tıkanıkları kendilerinin gidermesi lazım. Hiç bu taraklarda bezleri yok. 

İSU’nun başladığı işler bitmiyor. Benim gözümün önünde başlayan Derbent’te bir iş var. Ben diyeyim 3 yıldır, siz deyin 5 yıldır 250-300 metrelik alanda iş bitmedi. İlçe belediyelerinin bunları takip etmesi lazım.  Müteahhitleri zorlaması lazım. Hiç umurlarında değil. Büyükşehir’in başladığı işler de bitmeyince, işte size 2 parmak kar yağdığında yaşanan felaket. 

Resmi açıklama var: İlimizin 129 mahallesinde elektrikler kesilmiş. Kocaeli yaklaşık toplam 475 mahalle var. Neredeyse yarısı saatlerce, bir kısmı günlerce elektriksiz kalmış. Sanayi Mahallesi’nde orta ölçekli işyerlerinin zararları trilyonları buluyor. Yüzlerce konut oturulmaz hale geliyor. Hala Yahya Kaptan’da kapıcı dairelerini sel basıyor, Yukarı Hereke’de gaz bile kesiliyor. 

Bir tuhaflık var. Çok eksiklik var. Yıllık 3 milyar TL yerel bütçesine sahip bir şehre, bu kadar yağış sonrası bu kadar ıstırap çok, hem de çok ayıp oluyor.
 

 

Bu haber toplam 1699 defa okunmuştur
  • Yorumlar 3
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
  • Köseköy kavşağı, tramvay gibi olmamalı 14 Şubat 2017 Salı 00:05
  • Gazeteniz 1 TL oldu13 Şubat 2017 Pazartesi 09:22
  • Kimse bizi geçemez13 Şubat 2017 Pazartesi 00:00
  • Balıkçı’nın Pazarcı kadar kıymeti yok mu?13 Şubat 2017 Pazartesi 00:00
  • Bu yaz, bir şeyleri değiştirelim12 Şubat 2017 Pazar 00:18
  • Atakan’lar daha farklı anılmalı11 Şubat 2017 Cumartesi 00:00
  • Yardıma Var Mısın?11 Şubat 2017 Cumartesi 00:00
  • Adil hukuk, hepimize çok lazım10 Şubat 2017 Cuma 00:01
  • Uyuşturucu ile mücadele, terörle mücadele kadar önemlidir09 Şubat 2017 Perşembe 00:02
  • “Terörist “ söylemi ters tepiyor08 Şubat 2017 Çarşamba 00:15
  • ÖNE ÇIKANLAR
    • Belediyelerden çok şikayet var
    • Önce Sen Sev
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37