1. YAZARLAR

  2. İbrahim ELGİN

  3. SEVGİ VE SAMİMİYET GİTTİKTEN SONRA
İbrahim ELGİN

İbrahim ELGİN

Yazarın Tüm Yazıları >

SEVGİ VE SAMİMİYET GİTTİKTEN SONRA

A+A-

Rahmetli Mehmet Akif ERSOY karakteri bozuk insanlardan yılmış da demiş ki “iki yüzlüleri arıyorum meğer onlar ne iyi insanlarmış”. Akif’in sağlam karakterli olduğunu bilenler bu söze çok şaşırmışlar ve dolayısıyla nedenini sormuşlar. Merhum şairimizde şöyle cevap vermiş “Efendim şimdi çok yüzüler çıktı ortaya onlara bakınca iki yüzlüleri mumla aramaya başladım, iki yüzlüleri hiç olmazsa anlamak ve şerlerinden sakınmak mümkündü.

Ama çok yüzlüleri ne anlamak nede şerlerinden korunmak mümkün”. Rahmetli Akif bu gün sağ olup Fetö’cüleri tanısaydı çok yüzlüleri de hasretle aramaya başlardı. Çünkü şimdi ortaya yüzsüzler çıktı. İki yüzlü insanlar meğer ne kadar da çokmuş. Suratıma gülüp ardımdan konuştuklarını ya da o an içlerinden neler söylediklerini bilmek ne kadar da kötü. Oysa bende biliyorum ki tüm bunlar iyiler gibi hayatın içerisinde. Önceleri hayatı izliyordum, sonra bakmayı öğrendim, şimdi ise görmeyi ama  maalesef kimse canı yanmadan görmeyi öğrenemiyor. Belki de insan gerçekleri çoğu zaman kabullenemiyor. Belki de  çoğu zaman kendimizi kandırıyoruz. Bu gözler sadece kötüyü görmez hayata gerçekleriyle beraber bakmayı da öğretir insana. 

Aslında ne tarafta duracağınıza karar verdiğiniz ve bakmakla da görmenin farkını ayırt ettiğiniz an hayata hazırsınız demektir. Şunu iyi bilin ki insanın yaşamak için her zaman bir sebebi vardır. Sakın ha yaşamak için hiçbir sebebim kalmadı demeyin. Kendiniz için yaşayın ki bu en büyük sebeptir bence. Günümüzde herkes için demiyorum ama insanlarımızın bir kısmı  samimiyeti ve sevgiyi tamamen terk etmişler. Şu anda neredeyse her şey çıkar ilişkisine dayalı eğer bir insan başka bir insana sevgi ve hürmet gösteriyorsa insanlar hemen “acaba ondan ne çıkarı var diye” düşünüyor ve bu toplumda da gayet normal karşılanıyor. 

Bir kısım İnsanımız sevgi duyarlılığını hemen, hemen yitirmişler. En acısı da bu güzellikleri yitirdiklerinin farkında bile değiller. Ot gibi yaşamak denir ya işte tam öyle. Halbuki insanda sevgi ve samimiyet gittikten sonra geriye sadece ceset kalır. Oysa her şeyin başı samimiyettir, candan olmaktır, güzel huylu olmaktır. İnsanlarla sevgiyi ve gerçek dostluğu paylaşmaktır. İnsan bunları ruhunda hissetmez ise, çok yüzeysel yaşayan iç i boş çuval gibi olur. Biliyorsunuz boş çuvalda dik duramaz. Oysa toplumumuzda şu an tamamen materyalist suni ve yapmacık bir ahlak yerleşti.

Ve insanlar kendi bedenlerini kendi elleriyle öldürüyorlar. Kendi sevgilerini kendi elleriyle yok ediyorlar. Sonra da “neden bana sevgi gösterilmiyor neden hak ettiğim saygıyı göremiyorum. Benim hiç mi söylenecek veya görülecek güzel yönüm yok”. Diye dövünüp duruyorlar. İnsanlar bu noktaya kendileri geldiler. Kendi çıkarlarını gözeterek ve başkalarını ezerek kar ettik zannettiler. Fakat içlerine düştükleri bunalım o kadar büyük oldu ki şimdi kendi elleriyle yaptıklarının cezasını çekiyorlar. İnsanlarımız için çok kötü bir tablomu çizdim bilemiyorum ama maalesef bir siyasetçi olarak insanlarla iç içe yaşıyoruz. Olan biten her şeyi de az çok gözlüyoruz. Sizlerde her gün televizyon haberlerini izliyorsunuz kan ve göz yaşından başka ne var söyler misiniz bana Allah aşkına . Bir yerde bir eksiklik bir yanlışlık gördüğümüz zaman suçu hemen ya başkasının üzerine yada hükümete devlete atıyoruz. Kendimize bir dönüp bakarak acaba burada benim hiç mi suçum yok diye düşünmüyoruz bile.  

Oysa toplumdaki kişiliğimiz  ilişkilerimizin karşılığında oluşur. Başkaları ile olan ilişkilerimizde  kendimizi değiştiremezsek. Toplumu da  sistemi de değiştiremez ve dönüştüremeyiz. Geleneklerimiz  bile bize yedisinde ne isek yetmişinde de öyle olmamızı bekliyor bizden. Bu kalıpları kırabilen insanların oluşturduğu toplumlar çağa uyabilmekte ve ülkelerini değiştirebilmektedirler. İçimizde bunca acı ve hüzün varken. Değişebilmemiz dönüşebilmemiz vücudumuzda ki kanın değiştirilmesi kadar zordur. Ancak bunu anladığımızda bu değişim iradesini gösterebiliriz. 
      Bakın şimdi önümüze Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi Anayasa değişikliği geldi. Ben şimdi bakıyorum şu an idare edildiğimiz Anayasa 1980’de askeri bir darbeyle iktidara gelen Kenan Evren tarafından kendi Cumhurbaşkanlığını sağlama almak için ısmarlama bir kaç kişi tarafından yapılmış bir anayasadır. Yahu yıl 2017 Türkiye her konuda almış başını gitmiş dünya ile rekabet edecek hale gelmiş  biz hala darbe anayasalarıyla yönetiliyoruz. Türk insanına çok yazık ve ayıp. Bizler bunu hak etmiyoruz. 

Onun için bu ayıptan kurtulmanın yolu 16 Nisan’daki referandumdur. Bakın aslında bizler kendimizi oyluyoruz. Ya hayır deyip 1980 model, üstelik şoförü de  Kenan Evren olan bir arabada acaba ne zaman bir kaza yapacağız diye düşünerek yol alacaksınız. Ya da evet deyip 2017 model bir mercedesle üstelik şoförüde R.Tayyip Erdoğan olan araçla otoban ve duble yollardan giderek 2023’ lere  doğru güvenle yolculuk yapacaksın. Bizden söylemesi karar sizin.    
    Herkese iyi pazarlar.
 

Bu yazı toplam 2050 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
1 Yorum