1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. Seviye çok düştü
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

Seviye çok düştü

A+A-
Türkiye, 7 Haziran seçimlerine esenlik içinde ulaşmak zorundadır. Ancak görünen o ki, Türkiye siyaseti ve medyası ülkenin çok önemli seçimlere esenlik içinde ulaşmasını sağlayacak olgunluk ve erdeme sahip değil. Yaşadığımız olaylar, beni giderek daha fazla kaygılandırıyor.
Ülke gündeminde bir iç güvenlik yasası konusu var. İktidar, çok büyük hırs ve inatla, bu yasayı seçimden önce Meclis’ten geçirmek istiyor..Yasanın özellikle bazı maddelerinin demokrasi ve özgürlükler açısından çok sakıncalı olduğunu, sadece muhalefet değil, 11 nci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de söyledi.Ama belli ki hükümetin bir planı var. Belki de 
7 Haziran seçimlerinde anayasa değiştirecek çoğunluk elde edilirse, yeni anayasa üzerindeki tartışmalar alevlendiğinde, toplumsal muhalefet sindirilmek isteniyor. 
AKP, 7 Haziran seçimlerinde ortaya koyduğu kadar iddialıysa, 330’un üzerinde hatta Cumhurbaşkanı’nın dediği gibi 400 milletvekilliğine oynuyorsa, neden bu tartışılan yasayı şimdi geçirmek için inat ediyor?. Neden ülkeyi bu kadar geriyor?..
AKP,  yasayı meclisten bir an önce geçirmek için inat ederken, adeta bunu “Namus meselesi” haline getirmişken, muhalefet de Meclis’te engellemek adına, siyasi ahlak dışına çıkmayı göze alıyor. AKP’de yeniden aday olabilmek için parti büyüklerinin gözüne girmek isteyenler, direnen muhalefet milletvekillerinin başına, Meclis Başkanı’nın tokmağını vurmaktan çekinmiyor. TBMM’de dünyanın hayret içinde, belki de gülerek izlediği kavga görüntüleri yaşanıyor. 
Bu arada, siyasi çekişme, belden aşağı inmeye başlıyor. Cumhurbaşkanı’nın kızına yönelik suikast iddiaları yandaş medyada ortaya atılıyor. Cumhurbaşkanı’nın kızına yönelik suikast planlarından CHP’li milletvekilleri suçlanıyor. Devletin istihbarat örgütünün, iktidar partisinin güdümünde, muhalif liderlere kumpas kurduğu iddiaları var. 
Bakın yandaş gazete ve televizyonlara.. Akıllara zarar manşetler, akıllara zarar haberler var. Bakın muhalif gazetelere, televizyonlara; akıllara zarar iddialar, suçlamalar var..
Türkiye’de insanların siyasete de, medyaya da güveni dibe vurdu.. Bu tablo içinde, demokrasiyi nasıl yaşatabiliriz?.. Nasıl sonuçlarına herkesin güveneceği demokratik bir seçim yapabiliriz?..
……….
Türkiye halkı, hafta sonunda kucağında bir bebek daha buldu: “Şah Fırat Operasyonu”.. 
Hükümet ve yandaş medya, sanki deniz aşırı çok büyük bir askeri operasyon gerçekleştirilmiş de, büyük bir meydan muhaberesi ile yeni topraklar kazanılmış havasında. “Mehter marşı ile Suriye’ye girdik. Ecdadımızdan kalan emanetleri alıp, getirdik. Kimseden izin almadık. Eski türbedeki bayrak inmeden, Suriye toprakları içinde yeni türbeye bayrağımızı diktik” diyorlar. Dünyanın, bu operasyonu hayran kaldığını söylüyorlar.
Muhalefet, “Vay, sen Suriye içindeki vatan toprağını bırakıp, kaçtın. Türkiye’yi mahcup ettin. Utandırdın” naraları atıyor. 
Oysa, ortada ne çok büyük bir askeri operasyon, ne vatana, millete, bayrağa ihanet var..Belki birkaç ay önce sessiz sedasız yapılmış olması gereken, Türkiye’nin gücü dikkate alındığında çok basit bir operasyon var. Türkiye, sınırın 35 kilometre ilerisinde bulunan, terörist IŞİD’in giderek sıkıştırdığı, son olarak elektriklerini de kestiği, 37 askerimizin 8 aydır mahsur kaldığı, belki de yakında saldırıya uğrayacağı manevi değeri bulunan Süleyman Şah Türbesini boşaltıp, sınıra çok yakın, rahatlıkla korunabilecek bir bölgeye, 9 saatlik bir operasyonla taşıdı. Mesele bu..  Bu olayı, “Vatan toprağı teröristlerin korkusuyla terk edildi. Türkiye utandırıldı” diye değerlendirmek aymazlık. Bu olayı, yandaş medyanın manşetlerindeki gibi büyük bir kahramanlık destanı, siyasi iktidarın büyük bir başarısı olarak değerlendirmek de aynı biçimde aymazlık.
Halkın üzerinde algı operasyonları yapılmak isteniyor. Türk halkı, “Kuş beyinli insanlar” sürüsü olarak kabul ediliyor.. Siyaset yalan konuşuyor, şartlanmış tam anlamıyla taraf olup, varlığını ve geleceğini yanaştığı tarafın siyasi başarısına endekslemiş medya bu çirkinliğe çanak tutuyor. 
Demokrasiyi böyle koruyamayız. Önümüzdeki günlerde daha da keskinleşmesi kaçınılmaz bu gerilim ortamında, sağlıklı bir seçim yapamayız. Seçimi yapsak bile, seçimden sonra ortaya çıkacak yeni tabloyu sağlıklı ve istikrarlı bir düzene dönüştüremeyiz. Bu gerginlik ve kavga ortamında kadın cinayetlerinin önünü alamayız. Bütün ülke, bütün toplum, cinnet seviyesinde kendisini kaybetmiş insanlar topluluğu haline geliyor.. 
Siyasetin aklını başına alması lazım.  Her şey “Bembeyaz” ya da her şey “Kapkara” değildir. Dünyanın hiçbir ülkesinde, hiçbir toplamda “Sıfır sorun” yok.. Siyaset uzlaşmayı öğrenmelidir. İktidar muhalefete, muhalefet iktidara asgari ölçülerde de olsa saygı göstermek zorundadır.
Daha önemlisi, Türkiye’de medyanın, ulusal medyanın aşırı kirlenmişliği, çok belirgin ve çok çirkin biçimde bölünmüş, taraf olmuş halidir. İnsanlar üzerinde oyun oynanıyor. İnsanları aldatmak, yönlendirmek, birbirine düşman etmek hedefli manşetler atılıyor.. 
Türkiye’de siyasetin seviyesi, hep belli bir seviyenin altında kalmıştı. Ama şimdilerde tamamen dibe vurdu. İktidar, eleştiriye tahammülsüz. Sadece yandaşlarının verdiği gazı önemsiyor. Muhalefet yeni bir şey üretmiyor, sürekli bir gerginlik ortamı yaratma hevesi içinde. Böyle; bu şekilde, bu kafayla bu işi götüremeyiz. 7 Haziran seçimlerinden gerçekten büyük kaygı duyuyorum. Hepimiz aynı geminin içindeyiz ve birlikte yapay olarak yarattığımız tufanın içinde gemiyi batırmak üzereyiz. 
Bu yazı toplam 373 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum