• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kocaeli 15 °C

Sevmek

İlksen ÇAĞLAYAN
“Sevginin olduğu yerde hayat da vardır.”
Mahatma Gandhi
Şu dünyada en çok neyi seviyorsunuz? Kızınızı mı, oğlunuzu mu, annenizi mi, babanızı mı, eşinizi mi yoksa kardeşlerinizi mi? Kalbinizde ne kadar sevgiye yer var? Çok mu, az mı, biraz mı yoksa hiç mi? Sevme yeteneğinizi yıllar önce bir yerlerde mi bıraktınız yoksa yeniden kavuşmuş iki arkadaş gibi sevmenin tadını yeni mi çıkarmaya, yaşamaya başladınız? Ağaçları, çiçekleri, denizi daha doğrusu doğayı, yeşili, renkleri sever misiniz? Yoksa her gün, sabah ya da akşam fark etmez görüp de aslında görmezmiş gibi mi olursunuz bütün bunları? Peki ya çocukları sever misiniz? Küçük, minik elleriyle yanınıza gelip de sizi seven, bakan,  size şefkatli davranan o gözleri de sever misiniz? Size her defasında bir şeyler anlatmaya, göstermeye çalışan, bunu yaparken de en ufak bir zorlanma yaşamayan o çocukları? Peki ya hayatınızdaki deneyimleri, yaşadıklarınızı, tecrübelerinizi sever misiniz? Yaşanılan her bir olayın aslında insanı daha da güçlendirdiğini, insana bir şeyler öğrettiğini, büyüttüğünü görerek sever misiniz? Pişmanlık duymadan, suçlu aramadan, ön yargısız bir şekilde sever misiniz hatalarınızı, yaptığınız, düşündüğünüz negatif olan her şeyi. Kendinizi sever misiniz? Kusurlarınızla ya da mükemmel herhangi bir duygunuz ya da özelliğinizle, hepsi bir arada.. Gözünüzü, kulağınızı, saçınızı, ellerinizi, kalbinizi, ruhunuzu, yeteneklerinizi? Yapabildiğiniz ya da yapamadığınız her hangi bir şeyi? Kendiniz olarak, farklı bir duyguya yer vermeden.. Tüm eksiklerinizle, tüm yanlışlarınızla sever misiniz? Peki ya başkasını? Yetersizlikleriyle ya da tüm güzellikleriyle bir bütün olarak sever misiniz? Farkında olarak ama farkında değilmiş gibi davranarak sever misiniz onu? Kızmadan, kırılmadan, olduğu gibi kabul ederek tüm gönlünüzce, ruhunuzla sever misiniz? Tıpkı renkler gibi, kırmızı gibi, mavi gibi, yeşil gibi, mor gibi, turuncu gibi sarı gibi.. Gökkuşağı gibi, farklı, parlak ve canlı bir şekilde sever misiniz? Peki ya mevsimleri sever misiniz? Kışın soğuğunu, yazın sıcağını, baharın ayazını ya da ılımanlığını.. Her bir tezatta her bir farklılıkta aslında bir bütünlük olduğunu görür müsünüz, her birinin aslında bir bütünden oluştuğunu ve bu yüzden sevilmeye layık olduğunu? Ve elbette sevildikçe daha da güzelleştiğini her şeyin bilir misiniz? Güzelleştiğini ve basitleşip kolaylaştığını..
Peki ya hayatı sever misiniz? Yaşamayı, doya doya yaşamayı, gülmeyi, gülümsemeyi, birini  gülümsetmeyi.. Hayatı seviyorsanız, sevgi de oradadır işte, sevgi oradaysa hayat da vardır her zaman, her yerde..
Asla kaybetmeyin, sevmeyi, sevmenin gücünü, sevdiğiniz her hangi bir şeyi ve en önemlisi de sevginin her şeye bedel olduğu inancını.. Sevin..
Kartallar
Kartal, kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır.70 yıla kadar yaşayan kartallar vardır. Ancak bu yaşa ulaşmak için, 40 yaşındayken çok ciddi ve zor bir karar vermek zorundadır. Kartalın yaşı 40′a vardığında pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı 
avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir. Gagası uzar ve göğsüne doğru kıvrılır. Kanatları yaşlanır ve ağırlaşır. Tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır.
Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır. Dolayısıyla kartal burada iki seçimden birini yapmak zorundadır: 
- Ya ölümü seçecektir, 
- Ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir.
Bu yeniden doğuş süreci 150 gün kadar sürecektir.
Bu yönde karar verirse kartal bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, artık uçmasına gerek olmayan bir yerde, yuvasında kalır. Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya vurmaya başlar. 
En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer. Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker çıkarır. Yeni pençeleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar. 5 ay sonra kartal, kendisine 20 yıl veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur yeniden doğuş 
uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir.
Kendi yaşamımızda sık sık bir yeniden doğuş süreci yaşamak zorunda kalırız. 
Zafer uçuşunu sürdürmek için, bize acı veren eski alışkanlıklarımızdan, geleneklerimizden ve anılarımızdan kurtulmak zorundayız.
Ancak geçmişin gereksiz safrasından kurtulduğumuzda, deneyimlerimizin yeniden doğuşumuzun getireceği olağanüstü sonuçlarından tam olarak yararlanabiliriz.
National Geographic – ‘’ Kartallar ve İnsanlar ‘’
Bu yazı toplam 619 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
  • TUANA EVLERİ 3. ETAP
  • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
  • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37