• BIST 106.390
  • Altın 141,861
  • Dolar 3,5353
  • Euro 4,1152
  • Kocaeli 24 °C

Sezon bitiyor, Lüfer yiyemedik

İsmet ÇİĞİT
Balık av sezonu birkaç ay içinde bitecek. Bu sezon, Palamut erken çıktı. Çok bol olmadı ama, meraklıları çok lezzetli Palamut yeme ikanı buldu. Hamsi zaman zaman çok bollaştı, zaman zaman ortadan kayboldu. Bütün kurallara, bütün uyarılara rağmen, yine küçük çinakoplar avlandı, tezgahlarda satıldı. 
Ama geçen sezon çok bol olan, bazen tanesinin fiyatı 10 TL’ye kadar düşen Lüfer hala ortada yok. Balıksevenler için bütün balıklar bir yana, Lüfer bir yanadır. Ben yıllardır haftada en az iki gün balık tercih ederim. Ama yıllardır Çinakop avlayanları boykot ediyorum. Lüferleri Çinakop yaşındayken bol bol avlayıp, tüketiyoruz. Bu yıl sezonun bu vakitlerinde hala Lüfer olmaması, çok ciddi bir durumdur. Geçekten de denizlerimizin en lezzetli, en kıymetli balığının neslini tüketmek üzeriyiz. 

Mandalina çok lezzetli
Geçen yaz, özellikle kavunda adeta lezzet fışkırması yaşandı. Yaz sezonundan önce kavun piyasaya erken gelmişti. Nisan’dan itibaren bütün yaz boyunca her cins kavun olağanüstü lezzetliydi. Karpuz’dan aynı keyif alınamadı. Ama  bu yıl  kavunun en lezzetlilerini yeme şansına eriştik.
Şu sıralar mandalina zamanı. Şimdi de mandalinanın geçen yıllardan çok daha lezzetli olduğunu düşünüyorum. Eskiden iyi mandalinanın yanında, kötüsü de olurdu. Bu sene hangi cins mandalinayı alırsanız alın, hepsi çok lezzetli, mükemmel. Acaba diye düşünüyorum, eskiden bütün lezzetli, kaliteli mandalinalar Rusya’ya gidiyordu da, biz bu yüzden mi bulamıyorduk. Mandalina bu yıl hem çok iyi, hem 1.50 TL seviyesinde. Yakında bitecektir. Bol bol mandalina yemenizi tavsiye ederim.

Anayasal hakkın ihlali değil mi? 
Bugün, BAL 12 nci Grup lideri Kocaelispor, Babaeski deplasmanına gidiyor. Babaeski emniyeti bir karar almış. Bugünkü maça Kocaelispor taraftarı alınmayacakmış. 
Türkiye’de futbola da çok fazla müdahale yapıldı. Pasolig uygulamasıyla maçlara giden insanlar takip altına alınmak istendi. Derby maçlara misafir takım seyircisi alınmıyor. İl ya da ilçe emniyet müdürlükleri,  deplasman takımlarına seyirci yasağı koyabiliyor. 
Ben bir Kocaelisporluyum. Bugün canım, Babaeski’ye gitmek, oraya gitmişken Kocaelispor maçını izlemek isteyebilir. Ama emniyet karar almış: ”Yasak”.
Bütün ülkelerde olduğu gibi, ülkemizde de “Seyahat hakkı” bütün insanlar için en temel Anayasal haklardan biridir. Nasıl benim seyahat özgürlüğüm engellenebilir. Ne demek “Kocaelispor taraftarı Babaeski’ye gidemez.”
Çok fazla artan bu baskıcı ve yasakçı politikaları kınıyorum.
DUVAR YAZISI 
Birkaç yıl önce İsrail ile 
neredeyse savaşacaktık. 
Şimdi, yeniden kanka olduk. 
Merak etmeyin Rusya işi de böyle olur
Sedaş’taki olağanüstü gelişme 
Her yılın sonunda olduğu gibi, 2015 yılı biterken de,  geride kalan bir yılın arşivlerini tarıyor, 31 Aralık’ta yayınlanacak Yılbaşı Özel ÇINAR eki için hazırlık yapıyorum. 1 Ocak’tan itibaren gazetede yer alan bütün önemli haberleri gözden geçiriyorum.
Şehrimiz, 2015 yılına gerçek anlamda bir “Elektrik kabusu” ile başlamış.. Hatırlayın, çok yoğun ve uzun süreli kar yağışı vardı.  İzmit’in, Gölcük,  Başiskele ve Kartepe’nin bazı bölgelerinde yılbaşı gecesi elektrikler kesildi.  Akmeşe’de, Karatepe’de, günlerce elektrikler kesik kaldı. Bazı bölgelerde elektrik yüksek voltajla gidip geldi, insanların evlerindeki, işyerlerindeki  cihazlar patladı, yandı, bozuldu. 
O günlerde gazete olarak Sedaş’a çok yüklendiğimizi, benim de çok sert yazılar yazdığımı hatırlıyorum. Ama ne yapsak, ne yazsak haklıydık. Sedaş, bu kentte zaten sabıkalıydı. 2015 yılına girilmişken, Kocaeli gibi bir kentin herhangi bir yerleşim bölgesinde birkaç gün elektriksiz kalınması kabul edilemezdi. 
Özellikle Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık bu konuyla çok ilgilendi. Enerji Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulundu. Sedaş’ın üst düzey yetkilileri ile toplantılar yaptı, gözdağı verdi.  2015 yılının ilk günlerinde çok çektiğimiz Sedaş, düzeldi, toparlandı. Aman nazar değmesin ama, aylardır şehrimizde eskisi gibi elektrik kabusu yaşanmıyor. Elbette zaman zaman yine arızalar oluyor. Ama daha çabuk onarılıyor. Geçmişte, şehrin her yerinden yanmayan sokak lambaları sorunu gelirdi. Artık gelmiyor. Sedaş’ın fatura hazırlamadaki düzensizliği, bir faturayı ödemeyen aboneye uyguladığı katı kurallar eleştirilirdi. Neredeyse hiç biri kalmadı.
Geçen gün, Sedaş’ın Basın ve Halkla ilişkiler sorumlusu, değerli dost Ayhan Erkovan ziyarete geldi. Bu tabloyu anlattım. Erkovan, Sedaş bünyesinde önemli düzenlemeler yapıldığını, şirketin bu yıl içinde çalışma düzeni açısından büyük gelişme gösterdiğini anlattı.
Sedaş, Türkiye’de özelleştirilen ilk elektrik dağıtım şirketi.  11 Şubat 2009 tarihinde, ilimizle birlikte Sakarya, Bolu, Düzce’nin elektrik dağıtımını yapan Sedaş, Türk AK Holding ile, Çek Çez firmasının ortaklığında kurulan Ak-Çez şirketine devredilmiş. Özelleştirmenin süresi 30 yıl. Bunun 7 yılı şubat ayında geçmiş olacak. 
Ayhan Erkovan, Sedaş’ta “Karakaplı defter” uygulamasından, tamamen bilgisayar ortamına geçildiğini anlattı, şunları söyledi:
“- Kent genelinde hizmet veren araçlarımız bile eskiydi. Şimdi her sabah Sedaş’ın sorumluluk alanında 450 tane gıcır gıcır araç kontak açıyor. Arıza-bakım-onarım ekipleri bulundukları her bölgede takip ediliyor. Hizmet içi eğitimlere büyük önem veriliyor. Çağrı merkezinde bütün şikayetler kayda alınıyor. Skiden vatandaş şikayeti deftere kaydedilir, unutulurdu. Şimdi bilgisayara giriliyor. Belli zaman dilimi içinde belli bir bölgeden şikayet yoğunlaşmışsa, o bölge için özel projeler hazırlanıyor. Özellikle şirketin Çek ortağı,  İnsan Kaynakları ve halkla ilişkilere, işlerin hukuk sistemi içinde düzenle yapılmasına büyük önem veriyor.” 
Erkovan’ın anlattığına göre, Sedaş’ın hazırladığı 2010-2015 dönemine ilişkin yatırım programı bu yılın sonunda tamamlanıyor. Şimdi, ihtiyaçlar, vatandaş şikayetleri dikkate alınarak “2016-2020” dönemi için yatırım programı hazırlanıyormuş. Yatırımların yapılması için, Enerji Bakanlığı’nın onayı gerekiyor. Keşke ilimiz siyasetçileri, özellikle Bakan Işık bu konuda devreye girse.. Sedaş’ın hazırladığı yatırım programı için Bakanlık’tan gerekli onaylar alınabilse. Elektrik işi biraz düzene girdi ama, özellikle ilimizde hala pekçok yatırıma, şebeke yenileme işlerine ihtiyaç var. Bunlar da biran önce gerçekleşirse, bu yılın başına dek devam eden Elektrik kabuslarından tamamen kurtulur, “Kar yağdı, leylekler geldi, rüzgar biraz sert esti” gibi bahanelerden kurtulabiliriz. 
Savcılık böyle derse; dolandırıcılar azmaz mı? 
Türkiye’nin her yerinde ve ilimizde dolandırıcılık olaylara hem çok çeşitlendi, hem de çok yaygınlaştı. Pekçok kişinin canı yanıyor. Binbir türlü yöntemle insanlar dolandırılıyorlar.
Yetkililer, dolandırıcılara karşı halkı uyanık olmaya, şüphelendikleri durumları hemen ilgili makamlara bildirmeye çağırıyorlar. Sanırsınız ki, her ihbarda kolluk kuvvetleri ve yargı  harekete geçecek, küçücük bir delil bulsa, ipin ucunu takip edip, vatandaşı dolandıranların canına okuyacak. 
Acaba öyle mi.. Size bir örnek aktaracağım.. 
………..
Olayın kahramanı, tanıdığım, güvendiğim bir insan. İsmini yazmıyorum.  28 Ekim günü gecesi cep telefonu çalıyor. Açıyor. Karşısındaki kişi,  “Eşinizin kredi kartı kötü niyetli kişiler tarafından kopyalanmış.  Dolandırıcılık olayı ile karşı karşıya kalabilirsiniz. Biz sizin adınıza kartınız ve telefonunuz için bazı güvenlik kodlarını girdik”
Konuşma bu şekilde devam ederken,  alaın kahramanı arkadaşım, asıl telefonun öbür ucundaki kişinin kendisini dolandırmaya çalıştığını farkediyor. Çünkü, ulusal ve yerel medyada bu tür pekçok olayın örneğini duymuş, okumuş.. 
Tabii, telefonun öbür tarafındaki kişiye, hiçbir şey vermiyor. Hiçbir dediğini yapmıyor. Ama sorumlu bir vatandaş olarak, ertesi gün kendi işini aksatıp, Cumhuriyet Savcılığı’na bir ihbar dilekçesi yazıyor. Dilekçe’de kendi cep telefonu numarası, kendisini arayan telefonun numarası, görüşmenin saati, ayrıntıları var. Özetle, “Ben kanmadım, dolandırılmadım. Ama belli ki bu bir şebeke. Başkalarını kandırıp, dolandırabilirler. Size ihbar ediyorum” diyor.
Aradan bir ay geçiyor,. Cumhuriyet Savcılığı’ndan şikayetçi vatandaşa resmi yanıt geliyor. Mahkeme kağıdında, “Şüpheli” karşısında “Faili meçhul” yazıyor. ”Suç” hanesinin karşısında  “Dolandırıcılığa teşebbüs” yazıyor. 
Soruşturmayı üstlenen savcı, olayı özetleyip, “Ortada bir suç yoktur. Aktarılan şikayetleri değerlendirme imkanı yoktur” şeklindeki gerekçelerle  “Kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına” karar verildiğini bildiriyor. Üstelik Savcı’nın dolandırıcıları ihbar eden vatandaşa gönderdiği yazı; “Bak aklını topla. Bu karara itiraz edip, şikayetinde ısrar edersen, bütün yargı giderleri de senden alınır” anlamına gelen bir cümle ile tamamlanıyor.
Günümüz dünyasında, bir saç kılından, bir tükürük molekülünden suçlulara ulaşıldığını biliyoruz. Ortada dolandırılmak istenen, belli ki aklı başında bir vatandaş var.  Telefonunun ekranına düşen dolandırıcının aradığı numarayı, arandığı saati bildiriyor. Yani, bir dolandırıcılık teşebbüsü var. Üstelik elde delil var. Üstüne üstlük, bu tür olayların ülkemizde, bölgemizde çok arttığı, faillerin bulunamadığı biliniyor. Belki de ortada büyük bir şebeke var. Savcı’nın işi, “Bunu soruşturmaya gerek yoktur” diyerek kestirip, atmak mı olmalı.. En azından duyarlı vatandaşa, “Hassasiyetinize teşekkür ederiz. Verdiğiniz telefon numarasından hareketle soruşturmayı derinleştiriyoruz. Bir sonuç alırsak size de bildireceğiz” demek gerekmez mi?.. Bu ülkede dolandırıcılık girişimleri soruşturmaya değer bulunmuyorsa, dolandırıcıları önleyebilir misiniz?
Başardın Cengiz Kardeşim
Cuma gecesi, saat 22.00.. Aslında benim yatma saatim. Eski futbolcu Soner Boz ve eşi Nilgün geldiler. Onlar, bizim komşumuz, kardeşimiz.. ”Hayal Kahvesi’nde Sertab varmış. Hadi biraz dağıtalım” diyorlar. Bizim gençliğimizde,  İzmit’te gece geç vakit gidilecek tek yer, rahmetli İhsan Amca’nın Şato Pavyonu’ydu. Boz’ların teklifi, eşimin de çok hoşuna gitti. Yatak kıyafetlerini çıkartıp, Hayal Kahvesi’ne gittik. 
Türkiye’nin pekçok şehrinde eğlence yerlerine gitmişimdir. Allah nasip etti, dünyanın büyük kentlerinde (New York, Moskova, Berlin,. Lizbon vs)  edepli eğlence yerlerini görme imkanı buldum. Hayal Kahvesi Symbol’de açılmış. Sertab Erener konseri var. Tıklım tıklım. İçeriye  tek tek üst aramasından geçilerek giriyorsunuz. Giriş ücreti adam başı 80 TL. İçerisi tıklım tıklım. Saat 22.30 gibi Sertab sahneye çıktı. Müthiş bir ses. Ortalık yıkılıyor. Cuma gecesi ilimizi yöneten, bu kent halkının seçtiği büyüklerimiz Hayal Kahvesi’nde olsun da  hiç görmedikleri, bilmedikleri İzmit’i görsünler çok isterdim. İçeride adım atacak yer yok. Herkes hopluyor, zıplıyor, şarkılara eşlik ediyor. Yaş ortalamısını yükselten bir biz varız.
Saat 01.00 gibi çıktık Symbol’deki Hayal Kahvesi’nden.  7/24 açık çorbacılarda da izdiham var. Keyifli bir gece oldu.
…………..
İztop’un ucube binasının yıkıldığı, Symbol Yaşam Merkezi inşaatının başladığı günleri hatırladım. Cengiz Kavan beni şantiyeye götürmüştü. Nasıl bir heyecan.. Bomboş, kocaman arazide yer göstererek bana anlatıyordu:
“-Abi burada kocaman  Medicalpark Hastanesi olacak. Şurada  kocaman Hilton..Bu durduğumuz yer bölgenin en büyük AVM’si. İçinde Hayal Kahvesi de olacak”
Cuma gecesi Kavan, Hayal Kahvesi’nde locadan o oynayıp zıplayan, eğlenen muhteşem kalabalığı büyük bir keyifle izliyordu.
Kars’tan gelmiş, ufak tefek, kara kuru bir adam. Bir hayal kurdu. Büyük bir hayal.. Yüzlerce konut yaptı. Herkes hakkında bir şey söyledi, ama Symbol’ü de zamanında bitirdi. Hayallerinin ürünüydü Hayal Kahvesi.. Onu da yaptı, Sertab’ı sahneye çıkarttı.
Tebrikler Kardeşim Cengiz.. Hayallerini gerçekleştirdin. Kim ne derse desin, sen başardın.. 
CENGİZ KAVAN- Büyük hayallerin peşinden koştu. Hepsini gerçek yaptı 
Yumurta üzerine yazı mecburiyeti
Avrupa Birliği’ne gireceğiz ya.. Durun bakalım daha neler göreceğiz. Tarım Bakanlığı  bir karar almıştı. “Piyasada satılan bütün yumurtaların üzerine mutlaka tavuktan çıktığı günün tarihi yazılacak “ demişti. Bir yıl süre verdi. O bir yıllık süre, bugün doldu.
Bugünden itibaren  bütün yumurtaların üzerinde üretim tarihinin yazılı olması gerekiyor. Hani, “Üç-beş yumurtayı bir ambalaja koyayım da, o ambalajın üzerine üretim tarihi yazayım” yok. Tek tek, bütün yumurtaların üzerinde tarih yazacak. Yazmıyorsa, satan 10 bin TL para cezası ödeyecek.
Yumurtayı bilirsiniz. Dokunsanız kırılır. Üzerine yazı yazmak zor iş. Ama bu makinayı yapmışlar.. Yumurta üzerine tarih yazan makinanın fiyatı binlerce Euro..Türkiye’de büyük çiftlikler var. Zaten uzun süredir bu büyük firmalar piyasaya verdikleri yumurtanın üzerine tarih yazıyorlar. Ama bizim ülkemizde hala süt, yumurta gibi  hayvansal gıdaların üretimi ağırlıklı olarak küçük köylü üretici tarafından yapılır. Kümesinde 5-10 tavuk.. Her gün 7-8 yumurta alıp, bunları 70-80 Kuruş’tan pazarda satan köylü. Bu yumurtanın üzerine nasıl tarih basacak? Basamazsa, tarihsiz yumurtayı sattı diye 10 bin TL cezayı nasıl ödeyecek?.. Beş yumurtanın üzerine tarih yazmaya kalktığında, bunlardan 2’si kırılırsa, köylünün eline ne kalacak?
Yumurta üzerine tarih mecburiyeti bugünden itibaren başlıyor. Bu sürenin uzatılması isteniyor. 10 yıl uzatılsa ne olacak?.. Türkiye’de üretilen bütün yumurtaların üzerine tarih basılabileceğini düşünebiliyor musunuz?.. Biz bu Avrupa Birliği’ne zor gireriz. 
Bu yazı toplam 671 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
  • TUANA EVLERİ 3. ETAP
  • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
  • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37