1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Şifre Mifre Yok, Ben Tatmin Oldum
Şifre Mifre Yok, Ben Tatmin Oldum

Şifre Mifre Yok, Ben Tatmin Oldum

Bir kaşık suda koparılan fırtınaya bakar mısınız? Sair vakitlerde beyhude meşgalelerle kendisini avutan, kelaynak kuşları gibi nesli tükenmeye yüz tutan muhalifler YGS’de yapılan ufacık bir

A+A-

Bir kaşık suda koparılan fırtınaya bakar mısınız? Sair vakitlerde beyhude meşgalelerle kendisini avutan, kelaynak kuşları gibi nesli tükenmeye yüz tutan muhalifler YGS’de yapılan ufacık bir hatayı görünce, mal görmüş mağribi gibi hemen bu meselenin üzerine çullandılar. Maksatları gayet açık; hükümetimizi yıpratmak. Koskoca Reis-i Cumhurumuz bile ben fevkalade müsterihim dedi yine de bu bozguncu takımına yaranamadı. Yapılan güzellikleri de görmüyorlar. ÖSYM üşenmemiş, her aday için ayrı kitapçık hazırlamış, riyakarlar hiç utanmadan bunu bile tenkit ediyorlar.

Efendim bunlar gençlerin de zihnini bulandırıyor. Şimdi bütün talebeler şifre çözme telaşına kapılacak. İş daha da karışacak. Kendimden biliyorum, yirmi sene önce Cine-5’in şifresini çözeceğim diye her çareye başvurmuş, bir muska yazdırmadığım kalmıştı.

Bakınız, ilk defa bu YGS’de, on yedi ayrı yerde sınava girmeleri için hanım kızlarımıza özel okullar tahsis edildi. Allah sizden bin kere razı olsun. İnşallah bir dahaki sınavda bu hususi uygulamayı bütün memleket sathına yayarsınız da, Allah’ın izniyle hanım kızlarımızın muvaffakiyetleri bir kat daha artar.  Dikkat buyurunuz, sınavda şifre olduğu yaygarasını koparanların kahir ekseriyetinin çocukları son derece başarısızdır. Ama hükümetimizin birbirinden değerli üyelerinin çocukları öyle mi ya… Allah ya yürü kulum demiş bir kere. Ama onlar Allah’ın sevgili kulu olmak nedir, bunu bile idrak edecek kapasitede değiller. İşte gördünüz, oy pusulasında kaçıncı sırada yer alacakları kurayla tayin edildi. Ak Partimiz milletimizin gönlünde birinci sırada yer aldığı gibi oy pusulasında da ilk sırada yer aldı… Utanmasalar bunda da hile, hurda var diyecekler.

İtfaiye Eri Kadrosu İçin Felsefe Mezunu Eleman Aranıyor, Başkan’ın Oğlu Olmak Tercih Sebebidir

AK Partili Adilcevaz Belediyesi iki kişilik itfaiye kadrosu için ilan vermiş. İlgili ilanda, adayların felsefe veyahut iktisat mezunu olmaları şartının arandığı belirtilmiş. Bir tesadüf olsa gerek, Belediye Başkanı Adnan Göksoy’un oğlu da felsefe mezunu imiş ve bu kadroya girmiş. Hak etmiş ki girmiş. Öküz altında buzağı arayanlar, hemen yaygarayı koparmışlar, “felsefe mezunu itfaiye eri olur muymuş?” İşte cehaletleri sordukları bu soruda gizli.

Efendim, esasen itfaiye erliği kat’i bir ruh bütünlüğü ister… Felsefe tahsili yapmış bir kişinin hissiyatı yüksek olur. İlim irfan sahibi bir kişi olaylar karşısında iradesini kolay kolay yitirmez. Vazifeye gitmediği dönemlerde inşadını artırır, derin derin tefekkür eder. İşte itfaiyecilik böyle böyle kalkınır.

Bunu bilmeyen cühela takımı sormuş: “felsefe mezunu bir elemanı itfaiye eri olarak hangi hizmette kullanacaksınız?” Fakat başkanımız son derece mütevazı bir insan olduğu için (elbetteki hadiseden haberdar bile değil) “onu ben bilemiyorum. Arkadaşlar karar vermişler. Sanırım o meslek grubundan elemana ihtiyaç vardı” şeklinde nazik bir cevap vermiş.

Görüyorsunuz işte, bir taraftan gençlerimiz işsiz diye feveran edenler bir gencimiz iş sahibi olduğunda ortalığı boş yere bulandırmakta beis görmüyorlar.

Bakanlarımızdan İnciler

Efendim hükümetimizde birbirinden değerli bakanlarımız görev icra ediyorlar. Hiçbirini diğerinden ayıramayız. Şöyle bir liste yapmam gerekirse, benim gönül telimi en çok eski Maliye Bakanımız Kemal Unakıtan titretmiştir. Her şeyi satmak istemekteki kararlığını hatırladınız mı, ne demişti, “gece yarısı gelsinler çıkıp pijamayla satarım.”

Pek kadri kıymeti bilinmeyen bakanlarımızdan biri de Atilla Koç idi. Kültür Bakanlığı kendisine ne kadar da yakışmış, hükümetimizin kültür politikasını ne de güzel temsil etmişti. Kendisi uykusunda bile vazifesini ifa edecek kadar iş müptelası bir insandı.

Geçmişinde komünistlik cereyanına maruz kalmış şimdiki Kültür Bakanımız Ertuğrul Günay, İnönü Stadı’nın yıkılması gerektiği kanaatini paylaşırken gözlerimin önünde otel, AVM gibi medeniyetin gereği şahane eserler beliriverdi. Ne dedi değerli bakanımız, “Onlar da (Beşiktaş seyircisi) hoplayıp zıplayarak Dolmabahçe Sarayı’nı denize doğru kaydırıyorlar.” Bir de, hükümetimizin kültürel değerlere sahip çıkmadığını söylerler.

Hatırlarsanız, maden facialarında hayatını kaybeden işçilerin ardından Başbakanımız, “ne yaparsınız bu mesleğin kaderinde bu var” diyerek bizi rahatlatmış, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Ömer Dinçer ise hayatını kaybeden madenciler için, “Güzel öldüler. O konuda ben acı çekmediklerini ve fizik olarak da güzel öldüklerini buradan rahatlıkla söyleyebilirim” sözleriyle adeta gönlümüze su serpmişti.

Eee Sağlık Bakanımız durur mu? O da geçenlerde dahiyane bir fikir ileri sürdü. Diyor ki, şişmanlara bundan sonra obez değil, şişko diyelim. Utanırlar, böylece rejim yapmaya başlarlar. İşte muhteşem bir fikir daha!

“Şu okullar olmasa Maarif’i ne güzel idare ederdim” diyen Bakanımız yerinizde rahat uyuyunuz. Bayrağınız emin ellerde…

Bu haber toplam 768 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.