1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Sigortalı sayısı sekiz yılda 6,5 milyondan 16 milyona çıktı
Sigortalı sayısı sekiz yılda 6,5 milyondan 16 milyona çıktı

Sigortalı sayısı sekiz yılda 6,5 milyondan 16 milyona çıktı

Yunanistan'da yaşanan krizin giderek derinleşmesi, yeni bir kriz dalgası mı başlayacak endişelerini artırırken, bazı basın organlarında yurtdışı kaynaklı dile getirilen iddialar dikkatleri

A+A-

Yunanistan'da yaşanan krizin giderek derinleşmesi, yeni bir kriz dalgası mı başlayacak endişelerini artırırken, bazı basın organlarında yurtdışı kaynaklı dile getirilen iddialar dikkatleri Türkiye'ye çevirdi. Ancak; Hazine, Merkez Bankası, İstatistik Kurumu ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin açıkladığı veriler, Türkiye ile ilgili endişelerin yersiz olduğunu ortaya koyuyor.

Kamunun ve özel sektörün açıkladığı verilere göre bu yılın ilk dört ayında 21 bine yakın şirket kuruldu. Oysa 2001'de kriz patlak vermeden kurulan toplam şirket sayısı 39 bin idi. 2010’da kurulan toplam şirket sayısı ise 50 bine ulaşmıştı. Benzer şekilde 2002'de 6,5 milyon olan sigortalı çalışan sayısı da 2011'da 16 milyonu geçti. Emekli maaşları 5 kat artış kaydetti. Uluslararası Para Fonu IMF'ye olan 23,5 milyar dolarlık borç 5 kat azalarak 5,1 milyar dolara düştü. Bu arada Merkez Bankası'nın döviz rezervi 26,8 milyar dolardan 82,6 milyar dolara yükseldi.

2002'de tarihinin en ağır krizlerinden birini yaşayan Türkiye, aynı yıl yapılan milletvekili seçimlerinden sonra kurulan hükümetle yakaladığı siyasi ve ekonomik istikrar sayesinde önemli başarılara imza attı. Oluşan güven ortamı; kurulan şirket sayısından, merkez bankası döviz rezervine, enflasyondan, büyümeye imrenilen rakamlara ulaşılmasını sağladı. Odalar Birliği'nin verilerine göre kurulan şirket sayısı, 2011 yılının ilk dört ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 14,5 oranında artışla 20 bin 707 oldu. Geçen yılın tamamında 50 bin 423 şirket kurulurken, 2001'de açılan yeni ekmek kapısı sayısı 39 bin idi.

2001 bankacılık kriziyle büyük bir sarsıntı geçiren Türkiye ve ekonomisi, son 8,5 yılda büyük bir dönüşüm yaşadı. Paradaki 6 sıfır atılarak Türk Lirası'na itibar kazandırıldı. Ekonomi 2001 yılında yüzde 9,5 küçülürken, 2002 yılının ardından 22 çeyrek üst üste büyüme rekoru kırdı. Küresel kriz sebebiyle 2009 yılında daralan Türkiye ekonomisi 2010 yılında da yüzde 8,9 büyüyerek Avrupa’da en çok büyüyen ekonomi unvanına sahip oldu.

2011 yılına gelindiğinde istikrar adacığı haline gelen Türkiye, 2008'de başlayan ve artçı sarsıntıları devam eden küresel ekonomik krize rağmen 2010'da dünyada en hızlı büyüyen ilk 3 ekonomi arasına girmeyi başardı. Bu süre zarfında gerçekleştirilen reformlar meyvesini vermeye başladı ve 2002'de 3 bin 492 dolar olan kişi başına milli gelir, bu yıl itibariyle 12 bin dolar seviyesine ulaştı. 2002'de 6,5 milyon olan sigortalı çalışan sayısı 2011'da 16 milyonu geçti. TÜİK verilerine göre kayıtlı kayıtsız iş sahibi olduğunu belirtenlerin sayısı ise 22 milyon 461 bin kişiye çıktı.

Uygulamaya konulan komşu ve çevre ülkeler stratejisi ve iş dünyasının gayretleriyle çeşitlenen ihracat, rekorlar kırdı. 2002'de 36 milyar dolar seviyesinde bulunan ihracat, 4 katlık artışla 114 milyar dolara ulaştı. 2008'den bu yana krize rağmen bulunduğu yeri korumayı başardı.

ENFLASYON TARİHİ DİPLERİ GÖRDÜ

2001'de yüzde 88,6'ya ulaşan enflasyon, güdülen politikalar sayesinde Mayıs 2011 itibarıyla yüzde 7 seviyelerine geriledi. Enflasyon canavarındaki küçülme vatandaşın cebine olumlu yansıdı. Harcamalar neredeyse 8,5 yıl öncesiyle aynı seviyelerde kaldı.

Ekonomideki bu iyileşme asgari ücret ve emekli maaşlarına da yansıyor. 2002'de 376 lira olan en düşük emekli maaşı 2011 itibarıyla 872 liraya yükseldi. 2002'de 392 lira olan en düşük memur maaşı da bu yıl bin 460 liraya çıktı.

Çiftçi, esnaf, iş adamının belini büken faiz oranlarında da büyük mesafe kat edildi. 2002'de yüzde 44 seviyesinde bulunan Merkez Bankası gecelik faiz oranı yüzde 1,50’lere geriledi. 2002 yılında devletin topladığı 100 liralık verginin 86 lirası faiz borçlarının ödenmesine giderken, bu yıl 100 liralık vergi gelirinin 20 lirası borç ödemesine ayrılıyor. Geriye kalan 80 lira yatırım bütçesine aktarılıyor. Bu sayede Türkiye'nin dört bir yanına duble yollar inşa edilmeye, hızlı tren projeleri hayata geçirilmeye devam ediyor.

IMF KAPILARINDAN, BORÇ VEREN ÜLKE KONUMUNA

Düştüğü ekonomik bunalımlar yüzünden her seferinde Uluslararası Para Fonu (IMF)'nun kapısını çalan Türkiye, yapılan reformlar sayesinde fona borçlu ülke konumundan fona katkı sağlayan ve yönetimde etkin olan bir ülke haline geldi. Krizde fondan alınan 23,5 milyar dolarlık borç 5 kat azalarak bu yıl itibariyle 5,1 milyar dolara düştü. Hazine, kalan borcu 2012 yılında ödeyecek.

Bu arada alınan tedbirler sayesinde Türkiye’nin küresel krizde IMF'den kaynak istememesi dünyada büyük takdir topladı. 8,5 yıl öncesine kadar fon kaynaklarıyla ayakta durmaya çalışan Türkiye ekonomisi, geçen yıl komşu ve çevre ülkelere 1 milyar dolar yardımda bulundu.

230 milyar dolar olan milli gelirle 26. sıradaki Türkiye ekonomisi 8,5 yılda yakaladığı performans ile 736 milyar dolara ulaştı. Dünyanın en büyük 16. ekonomisi arasına girdi. Yakalanan ekonomik büyümede iş dünyasına yönelik açıklanan teşvik paketleri önemli rol oynadı. Sosyal güvenlik priminden 5 puanlık indirime gidilirken, 2001'de yüzde 33 olan Kurumlar Vergisi yükü, işvereni rahatlatacak şekilde yüzde 20’ye çekildi. Kriz döneminde uygulanan kısa çalışma ödeneği, şirketleri rahatlatırken, önemli ölçüde istihdam kaybının önüne geçti.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.