Şike

Şike

Yaşanan olaylar, tepeden organize ve planlama ile önce hukukun temel ilkesi olan masumiyet karinesi adeta katledilerek ardından devletin ve toplumun ne kadar saygın kurumu varsa, bir bir siyasal yandaş

A+A-

Yaşanan olaylar, tepeden organize ve planlama ile önce hukukun temel ilkesi olan masumiyet karinesi adeta katledilerek ardından devletin ve toplumun ne kadar saygın kurumu varsa, bir bir siyasal yandaşların önüne sanki linç edilmek üzere atıldığı şüphesini yaratıyor ve bu, olayların soruşturma yetkisinde yarattığı suç şüphesi kadar güçlü.

Son örnek ise, sporda şiddetin, şike ve teşviğin önlenmesi amacıyla çıkartılan ve 14 Nisan 2011 tarihinde yürürlüğe giren 6222 sayılı yasanın uygulanış maksat ve yöntemi.

Ve kullanımda ilk denek ve hatta kurban olarakta  Fenerbahçe kulübünün seçildiği, diğerlerinin ise “kast”ın kamuflajı için kullanıldığı ayan beyan ortaya çıkmış değil mi?

Toplumsal değerlendirmede tüm temel öğeler “ana” olarak nitelenirken yalnız “devlet” baba olarak nitelenir. Çünkü, devlet gücüyle öncelikle cezalandırıcı değil “esirgeyici”dir.

İşte bu bağlamda, Hukukun ve devletin kitabında suçun işlenişini izleyipte fiilin tamamlanmasını beklemek diye bir şey yoktur ve olamazda.

Şike yada teşvik diye bir olay gerçekleşmişse şayet (ki bu şimdilik iddiadan ibaret) hepsi yasanın yürürlüğe girmesinden sonra cerayan etmiştir ve 6 maçı kapsayan süreç, anbean ve yasadışı dinleme ile izlenmiştir. İddia edilen suç, tek hareket ve davranışla olup biten bir suç değildir.

Yasanın amacı ve devlet (baba’ya) yüklediği görev öncelikle suçun işlenmesini önlemektir. Ceza ise bir sonuçtur ve hertürlü önleme karşın işlenmesi önlenemeyen suça ve buna işleyene verilir.

Bir baba, evladının kendisine ceza ve ailesine leke getirecek bir suçu işlemesini izleyipte, “Suçun işlenmesini sonuçlandırsın da şuna ibreti alem için bir ceza vereyim” der mi?

Ortada bir kasıt yoksa şayet, neden beklendi arkadaş!

Bunun makul bir açıklaması var mı?

Gelelim uygulanan soruşturma yöntemine:

Delillerden suça ve suçluya ulaşma yöntemi yerine, potansiyel suçlu varsayımıyla delillere ulaşma yöntemi uygulanmıştır. İnsanların suçlu olduklarına dair güçlü şüphe vardıysa şayet neden hala deliller toplanıyorken birileri cezaevinde tutuklu?

Ceza yasasının uygulanması yargı kurumlarına aittir. Sporun kurallarını uygulamak ise özerk sivil toplum örgütü olan kuruma aittir.

Spor yapmaktan men cezaları ile yargının verdiği cezalar, nitelik olarak birbirinden farklı şeylerdir.

TFF kendi inisiyatifi ile soruşturmayı yapıp sonucuna göre cezayı vermesi gerekirken, şüphelilerin savunmasını alamadığını gerekçe göstererek adli soruşturmanın sonuçlanmasını bekleyeceğini ilan etmişken, sonra UEFA’yı Türk yargı kurumunun önüne alıp ve onu kalkan olarak kullanıp yargısız infazı gerçekleştiriyor. Bundan daha vahim olanı ise yargı kurumunun “gizlilik” hukuk kuralını yetkilerini aşarak ihlal etmiş olmasıdır.

Sonuç: Fenerbahçe, siyasal yalaka ve yardakçıların önüne atılarak linç edilmiştir.

Şike varsa eğer, bu danışıklı dövüş TFF ile UEFA arasında gerçekleştirilmiştir. Savunmaya zaman ve fırsat tanınmadan.

Bundan sonrasında ise artık her kurum bir taraftır.

Gücü yeten kazanacaktır. Ve gerçeği zaman ve tarih ancak ortaya çıkarabilecektir.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.