1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Sıkıysa yık!
Sıkıysa yık!

Sıkıysa yık!

İzmit Belediye Başkanı Nevzat Doğan, Kültür Tepesi projesine büyük önem veriyor. Bu kapsamda, o güzel tepenin önünde bir ucube gibi duran Metropol İş Merkezi’nin üstten iki katının yıkılması isteniyor.

A+A-

İzmit Belediye Başkanı Nevzat Doğan, Kültür Tepesi projesine büyük önem veriyor. Bu kapsamda, o güzel tepenin önünde bir ucube gibi duran Metropol İş Merkezi’nin üstten iki katının yıkılması isteniyor. Bu kamulaştırmayı yapma görevi ise Büyükşehir Belediyesi’nde.

Bu kente yapılmış en büyük kötülüklerden biri de Metropol İş Merkezi ile Merkez Bankası’nın kentin en güzel yerinde çirkin beton bloklar olarak inşa edilmesine izin verilmesiydi. Ancak her şeyin telafisi mümkündür. Ne var ki, cesaret ister. Garibanın evini kamulaştırma adı altında kolayca yıkabilen Belediye, çirkin binaları da kime ait olduğuna bakmaksızın kamulaştırma adı altında pekala yıkabilir.

Bu kamulaştırma konusu benim içinde kapanmayan yaradır.

Düşünün, bir eviniz var. Yıllardır aynı evde oturuyorsunuz. Komşularınız, o bölgede bir çevreniz, dostlarınız var. Bakkalınız, kasabınız, manavınız, berberiniz belli. Yıllardır aynı kahvehaneye gidiyor, aynı camide ibadet ediyor, sünnetinde altın taktığınız çocuğun büyüyüp evlendiği gün çiftetelli oynuyor, dünyadan göçüp giden sevdiklerinizin cenazesinde el bağlıyorsunuz..

Siz o muhitin insanısınız.

Kapınız çalsa; ya komşudur, ya postacı...

Hiç aklınıza gelmez bir gün kapınızı çalan kişinin belediye görevlisi olacağı ve "Bu evi yıkacağız, çabuk boşaltın" diyeceği...

Evin yıkılacak olması mı?

Peki neden?

-Kamulaştırma var!

Tutuştururlar elinize birkaç kuruş...

Dünyaya gözünüzü açtığınız, bahçesinde oynadığınız, acı tatlı anılarla dolu evinizin belediye dozeri tarafından yerle bir edilişini yaşlı gözlerle izlersiniz. Her kepçe darbesi, içinizden kanlı bir parça koparır alır...

Artık orası geniş bir yol olmuştur.

Üzerinden geçip gidenler, basıp geçtikleri bu yerin bir zamanlar kimin malı olduğunu bilmezler. Onlar buradan daha rahat geçip gitsinler diye sizin kırk yıllık adresiniz kazınmıştır.

Siz artık emektar postacınızın "Adresinde bulunamamıştır" listesine girmişsinizdir...

Bundan böyle nerede yaşadığınızı kimse bilmez..

Eski mahallenize geldiğinizde sanki bir kabahat işlemiş gibi ezik, başınız hep öndedir.

"Şimdi nerede oturuyorsun" sorusuna yanıt vermek, oturduğunuz yeri tarif etmeye çalışmak büyük bir ıstıraptır sizin için.

Eski dostlarla bir çay içimlik sohbet büyük keyiftir, ama eski evinizin bulunduğu yerde park halindeki bir kamyona bakıp kederlenmek de var..

En iyisi, oralara hiç gitmemektir...

Zordur evinizden barkınızdan olmak, zor...

Durduk yerde evinizin elinizden alınması, başka diyarlara göçmek..

Başına gelmeyen bilmez...

Bu acıyı yaşamayana kuru bir gazete haberi gelir kamulaştırma..

Kimi "Zaten şarttı canım" diye savunur da yapılan işi..

Oysa yıkılan ev onun evi değildir. Sönen ocak, onun ocağı değildir..

Komşu değiştirmenin; bakkal, manav, berber değiştirmenin; kahvehane, cami değiştirmenin ne demek olduğunu bilmez..

Ya çocuklar?... Onlar için çok daha zordur. Arkadaşlarından ayrılmak, okulunun değişmesi...

İnsanların evini yıkıp bir başka yerde ev verseniz de, cebine git başka yerde ev yap diye milyarlar koysanız da, onların yüreğindeki tahribatı gideremezsiniz.

Bir aileyi kırk yıllık adresinden silip atmak, kağıt üzerinde çok basit bir iş gibi görünebilir. Ama siz gelin bu olayı benim gibi üç kuruşluk kamulaştırma bedeli karşılığında evinden barkından olmuş insanlara sorun.

Kamulaştırma vicdani bir sorumluluk gerektirir.

Boş bir araziyi kamulaştırsınız, ona lafım olmaz.

Ama bir evi, içinde yıllardır insanların yaşadığı bir ocağı silip atmak başka bir şey..

Bunun nasıl bir duygu olduğunu anlamak için, yıllardır oturduğunuz tek evin elinizden alındığını düşünmeniz yeterlidir.

İşte böylesi öfke dolu birisi olarak ucube binaların da gerektiğinde yıkılması, hem de derhal yıkılmasından yanayım.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.