1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Şili'de insanlık kazandı…
Şili'de insanlık kazandı…

Şili'de insanlık kazandı…

Konuyu herkes yakından biliyor. Ben de defalarca yazdım. Şili'deki bir maden ocağında yerin yaklaşık 700 metre altında 33 madenci mahsur kalmıştı. 5 Ağustos'ta meydana gelen kazanın ardından

A+A-

Konuyu herkes yakından biliyor. Ben de defalarca yazdım. Şili'deki bir maden ocağında yerin yaklaşık 700 metre altında 33 madenci mahsur kalmıştı. 5 Ağustos'ta meydana gelen kazanın ardından madencilerin yaşadığı haberi 17 gün sonra geldi. O tarihten sonra bütün dünya bu 33 insanı kurtarma operasyonunu takip etti.

Şili bir maden ülkesi. Maden kazalarıyla ilgili önemli tecrübesi var. Ama bu özel durum karşısında kendi tecrübeleriyle yetinmediler. Dünyanın dört bir yanındaki uzmanlara danıştılar. Japonya'dan iş makineleri getirildi. ABD'de Nasa uzmanlarından uzun süre küçük bir alanda yaşam ile ilgili bilgiler alındı.

Geceli gündüzlü çalışıldı. 33 madenciye öngörülen zamandan önce ulaşıldı. Çarşamba günü Türkiye'de sabah saatlerinde ilk madenci yerüstüne çıktığında tüm dünyada internet ve televizyon aracılığıyla 4 milyar insan sevinci paylaşıyordu.

Canlı yayını izlerken bu olayı çok önemsedim. Bu sevincin sadece madenci ailelerinin ya da sadece Şilililerin değil, tüm insanlığın sevinci olduğunu düşündüm.

Onbinlerce kilometre uzakta, farklı kültürden, farklı dilden insanlarla beraber seviniyorduk… Yerin 700 metre dibinden sadece 33 madenci değil içimizdeki insanlık da çıkmıştı…

 

Bizim Bakan Çalışmaları Beğenmemiş

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Ömer Çelik Şili'deki kurtarma operasyonu ile ilgili sevinci paylaşmamış. Bir televizyon kanalında yaptığı konuşmada “Bu kaza bizde olsa madencileri üç günde çıkartırdık” demiş.

17 Mayıs 2010 tarihinde Zonguldak'ta Karadon Maden Ocağı'nda bir grizu patlaması meydana gelmiş 30 kişi yaşamını yitirmişti. 28 kişinin cesedine ulaşıldı. 5 ay önceki kazada yaşamını yitirdiği varsayılan iki kişinin cesedi hâlâ yer üstüne çıkartılmış değil. Sayın Bakan konuya el atsa bu işçilerin cesedine ulaşılsa pek iyi bir iş olur…

 

“Kart basıp, maaş alan yok”

Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, geçen sabah Bekirdere Mahallesi'nde kahvaltılı toplantıya katılmış. Kalabalık vatandaş topluluğu ile kahvaltı eden, bu arada partideki iki kavgalı Nevzat Doğan ile Nedim Arsal'ı yanına çekip poz veren Başkan Karaosmanoğlu, buradaki konuşmasında iddialı bir söz söylemiş. Başkan “Büyükşehir Belediyesi ile övünebilirsiniz. Bizim dönemimizde, belediyede (Ban Partiliyim) diye kart basıp giden, aydan aya bankadan maaşını alan insanlar kalmadı” demiş.

Başkan doğru söylüyor. Büyükşehir'de ve diğer belediyelerde CHP'li Başkanların döneminde hiç iş yapmadan aydan aya maaş alan, belediyede kartını bastıktan sonra bütün gün kendi işi ile ilgilenen ya da sağda solda laklak yapıp vakit geçiren pek çok insan vardı.

Şimdi Başkan Karaosmanoğlu, böylelerine asla prim vermiyor.

Ama çalışıyor görünenler ne kadar çalışıyorlar, bir de buna bakmak lazım. Bütün gün Belediye'de masa başında oturuyor olmak ya da saatler süren toplantılarda hiçbir şey üretmeden geyik muhabbeti yapmak, hiçbir şey üretmemek çalışmış olmak mıdır?

Herkes biliyor ki, Büyükşehir’de Türkiye ortalamasının çok üzerinde maaş alıp, bu parayı hiç hak etmeyen pek çok insan var.

Çalışanlar, iş üretenler, ya müteahhit işçileri ya da karın tokluğuna alınan geçici işçiler.

Başkan Karaosmanoğlu'nun “Bizim dönemimizde kart basıp giden, hiç iş yapmadan aydan aya maaşını alan partililer kalmadı” derken, geçmişe yönelik doğru bir tespit yapmış.

Ama bu dönemde de çalışıyor gözükenlerin içinde aldığı maaşı hak edecek bir üretim ve faydalılık içinde olmayanlar var. Bütün işler müteahhitlere, geçici işçilere devredilmiş, çark ağır aksak döndürülüyor. Başkan'ın çalışan bütün elemanların verimlilik kapasitesini de yükseltmesi gerekiyor.

 

Kılıçdaroğlu açılımı…

AKP sekiz yıldır tek başına iktidarda. Önümüzdeki yıl yapılacak seçimlerden de galip ayrıldığı takdirde çok partili demokrasi tarihimizin en uzun süre iktidarda kalma rekorunu da kırmış olacak.

AKP ilk seçim zaferini 2002 yılı Kasım ayında kazanmıştı. Bu seçimler öncesinde vatandaş ülkeyi krizlere sürükleyen DSP-ANAP-MHP koalisyonunu kafasında bitirmişti. Aynı şekilde Tansu Çiller'in DYP'si de çok gerilerdeydi. Meydan bir önceki dönemi meclis dışında geçiren CHP ile henüz bir yıllık bir parti olan AKP'ye kalmıştı.

AKP Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde büyük bir başarı kazandı. Deniz Baykal'ın CHP'si şartlar çok uygun olduğu hâlde gerilerde kaldı.

İlerleyen süreçte Deniz Baykal nerede eksik yaptığını çözemedi. AKP karşısında seçim mağlubiyetleri almaya, ikinci parti olarak kalmaya devam etti.

Kılıçdaroğlu CHP Genel Başkanı olduktan sonra partisini klasik söylemlerin dışına çıkartmaya çalışıyor. Bugüne kadar söylenmeyenleri söylüyor. AKP'nin Kızılcahamam toplantılarına benzer bir Abant toplantısı düzenledi. Şimdi de gazete genel yayın müdürleri ve sanatçılarla ayrı ayrı toplantı yapmaya hazırlanıyor.

Bence Kılıçdaroğlu doğru yolda ilerliyor. Önünde seçimde üst üste başarılar kazanmış bir AKP modeli duruyor. Bu modeli inceleyip, belli bölümlerini kopyalamak seçim başarısı getirebilir...

Bu haber toplam 790 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.