1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. Silivri’den gelen bir mektup
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

Silivri’den gelen bir mektup

A+A-

Öncelikle belirtmek isterim ki, 15 Temmuz hain darbe kalkışmasının içinde, ucunda, kenarında, köşesinde kim varsa; 15 Temmuz darbe girişimi sırasında hiç ortalıkta görünmemiş, ama bu hain FETÖ yapılanması içinde hala potansiyel birer hain olarak bekleyen kim varsa, hepsinin, hak ettikleri cezanın en ağırına ve en kısa sürede çarptırılması gerektiğine gönülden inanan biriyim.

Ama 15 Temmuz sonrasında, bu işin içinde uzun yıllar var oldukları halde bir şekilde hala aramızda dolaşanların bulunduğunu da, bu suçlamalarla hiç hak etmedikleri muamelelere maruz kalanların da bulunduğunu biliyoruz.

Geçen gün, Silivri Cezaevi’nde yatan bir İzmitli gencin yazdığı mektubu, İzmitli yakını bana elden getirip teslim etti. Mektubu yazan İzmitli genç, isminin açıklanmasını istemiyor. Adı bende saklı. Aslında bu ve benzeri mektupları, 15 Temmuz’da birer rütbesiz er olup, yüzde yüz suçsuz olduklarını bilen ve inanan gençler pek çok ulusal basın kuruluşuna, adli makamlara defalarca yazmışlar. Son bir umutla, ÖZGÜR KOCAELİ Gazetesi’ne, bana bir örneğini göndermişler. Bu mektubu yazan İzmitli askerin yakınları, mektubun bir kopyasını da bugünlerde İzmit’te yürüyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na sunmayı hedefliyorlar.

……………..

Silivri’den, cezaevinden gelen mektubun tamamını değil ama önemli bir bölümünü sizinle paylaşacağım. İnanın, okurken benim de gözlerim doldu:

“11 aydır dört duvar arasında çırpınan, geceleri uyuyamayan,  ailemizin ne halde olduğunu düşünmekten bunalıma girmiş, psikolojisi fazlasıyla bozulmuş ve çaresizlikten artık dayanacak güçleri kalmamış “ER”leriz. Bizler, anamızı, babamızı ve sevdiklerimizi arkamızda bırakarak vatani görevimizi yapmaya geldik. 15 Temmuz gecesi hainler (Tatbikat yapılacak) diyerek bizi kışlalarımızdan dışarı çıkarttılar. Ne olup bittiğini hiç bilmiyorduk. Kendimizi büyük bir oyunun ve hainliğin içinde bulduk. Biz darbe nedir bilmeyiz. Ama 11 aydır gözlerden uzak, Silivri’de dört duvar arasında (Vatan haini) damgasıyla tutuluyoruz. “

Mektup uzun. Dert yüklü, acı yüklü, haksızlıklara çaresizliğe isyan yüklü. Aralarında henüz birkaç günlük askerlerin, tezkeresi için gün sayan, tezkere sonrası nikah için gün alıp, davetiyesini bastıran askerlerin olduğundan söz ediyor. Cezaevindeyken babasını, sevdiklerini kaybeden askerlerin cenazeye katılmalarına bile izin verilmediğini anlatıyor. Mektup şöyle devam ediyor:

“Bizim tek suçumuz, devletin başımıza koyduğu komutanların emirlerini dinleyip, kışladan dışarı çıkmaktı. Biz asker ocağında komutanların emirlerine uyacağımız konusunda bayrak üzerine el basarak yemin etmiştik. Şimdi, bu genç yaşımızda bizleri ölmeden mezara koydular.”

Silivri’de 11 aydır yatan İzmitli Er’in kamuoyuna da sitemi var:

“Çukura düşen kediler köpekler, zeytin ağaçları, gazetelerde bizden daha fazla yer alıyor. Televizyonlar evlendirme programlarına ayırdıkları sürenin milyonda biri kadar süreyi bizim için ayırmıyor. Bu ülkedeki tertemiz vatansever gençlerin değeri hep şehit olduklarında anlaşıldı. Biz her yere, her makama durumumuzu, yaşadığımız haksızlığı anlatmaya çırpınıyoruz. Ama hiçbir makamdan geri dönüş alamıyoruz.”

FETÖ’den tutuklu İzmitli genç asker, “Henüz deliller toplanmadı” gerekçesiyle bir yıldır dört duvar arasında tutuklu olduklarını da belirterek “Siz büyüklerimizden yardım istiyoruz” sesleriyle mektubu bitiyor.

15 Temmuz sonrası, Türkiye’de bu tür trajediler gerçekten yaşandı ve yaşanıyor sevgili okurlar. Yeniden tekrarlıyorum, kim ucundan kenarından bile olsa 15 Temmuz’a bulaşmışsa, kim bu örgütün hain emellerini bilerek, hissederek bu örgüte destek vermişse, kim bu örgütün şifreli haberleşme sisteminin içinde yer aldıysa, en ağır cezayı alsın. Allah onların müstahakını versin.

Ama bu çocuklar. Hepimizin çocukları olabilirdi. Vatan görevine gitmiş. Omuzunda bir tane bile pırpır yok. En fazla kendi alt tertibindeki askere, “Benim postalımı getir, bana temiz kaşık ver” şeklinde emir verebilir. Bu adamlar 15 Temmuz gecesi, komutanlarının emriyle sokağa çıkmış Silah kullanmamış. Bir oyunun içine düşürüldüklerini anladıklarında polise teslim olmuş. Bir yıldır yatıyorlar. Üstelik çok sevdikleri bu vatanda “Vatan haini” damgasıyla yatıyorlar.

İşte CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da bu ve bunun gibi haksızlığa, adaletsizliğe uğramış insanların sesi olmak için yürüyor. Doğrusu, birilerinin de bunu yapması gerekir.

Kartepe Teleferik yeni proje

Bu memlekette ite kaka tramvay bile yaptık da, bir türlü teleferik yapamadık. Oysa İzmit’te şehir merkezi ile üst kesimlerdeki yerleşim yerleri, Üniversite arasındaki en uygun ulaşım aracı teleferik.

Bırakın İzmit’i bir kenara. Kartepe zirvesinde kış turizm tesisimiz var diye övünüyoruz. Dünya’da, teleferiği olmadan sadece kara yolu ile ulaşılabilen tek kış turizm merkezi bizim Kartepe. Kartepe Belediye Başkanı Hüseyin Üzülmez, Sapanca Gölü üzerinden uçup gelecek, Derbent’te inip, sonra buradan zirveye çıkacak bir teleferik projesi üzerinde uzun süredir çalışıyordu. Aslında şimdiye kadar ihalenin yapılmış, teleferik ayaklarının inşaatı başlamış olmalıydı.

Geçen hafta eski Vali Güzeloğlu’nun Diyarbakır’a uğurlanış töreninde Başkan Üzülmez ile ayak üstü konuşma imkanı buldum. Teleferik konusunda Başkan benden daha dertli şunları söyledi:

“10-12 kişilik küçük kabinlerle teleferik projesini bitirdik. İhaleye çıkmak üzereydik. Bu küçük kabinli teleferik için güvenli iniş noktaları yapmak gerekiyor. Ama güzergahta ağaç kesilmesi lazım. Orman Bakanlığı projeyi reddetti. Ağaç kesemezsiniz dediler. Şimdi, ağaç kesilmesine gerek olmayacak 50-60 kişilik kabinlerle hizmet verecek yeni teleferik projesini hazırladık. İnşallah buna onay gelecek, ihaleye çıkacağız.”

Bakalım, Kartepe zirvesine ne zaman teleferikle çıkabileceğiz?

Tramvay durakları bir gün içinde mi konulacak?

Ak Partili yerel yönetim, İzmit Tramvayı konusunda çok mahcup oldu. 550 günde bitecek, hiç şehri rahatsız etmeyecek demişlerdi. 700 günde bitmedi. Şehrin de anasını ağlattı. Büyükşehir Belediyesi, mahcubiyetin etkisi, eleştirilerin bunalımı ile apar topar tramvayı Seka Park-Otogar arasında yürütmeye başladı. Ama hala güzergahta bir tane durak yok.

Tramvayın güzergahta 11 veya 12 durak yerinin olması lazım. Tramvaya binen, inen yolcular kent kartlarını bu turnikeli duraklarda okutacaklar. Yani duraklar olmadan, tramvayı ücretli hale getirmek de mümkün değil. Durak kabinlerinin yerleri de belli. Ama durak yapımı için en küçük bir çalışma yok.

Merak ediyorum, acaba bir yerlere sipariş verildi de bu tramvay durakları topluca mı yapılıyor. Kabinler bitince hepsi getirilecek. Bir gün içinde yerlerine mi konulacak.

Yok öyle değilse duraklar tek tek yapılmayacaksa, önümüzdeki Kurban Bayramı da geçer, bu tramvay işi bitmez. Oysa bir an önce durakların belli olması lazım. İnsanların, tramvay hangi duraktan saat tam kaçta geçecek bilmesi lazım. Sal otogardan, git Sekapark’a böyle tramvay olur mu?

Bu yazı toplam 35890 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
5 Yorum