• BIST 89.270
  • Altın 146,921
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • Kocaeli 0 °C

Şimdi değilse ne zaman?

İsmet ÇİĞİT
Yaşı 60’lara dayanan benim kuşağım, çok zorluklar, çok büyük sıkıntılar, kabus gibi dönemler geçirdi bu ülkede. 
Bir paket Sana yağına, bir paket sigaraya, 100 gram kahveye, sobayı yakmak için bir şişe gazyağına hasret kaldığımız, arabanın deposuna biraz benzin koymak için saatlerce kuyruklarda beklediğimiz günler.. 
Kuşkusuz bizden önceki kuşaklar, Kurtuluş Savaşı, 2 nci Dünya Savaşı dönemlerinde yaşayanlar daha büyük sıkıntılar çekmişler.. 
Bizim kuşak anarşi dönemini yaşadı. Ülkeyi sarsan suikastlar, gençlerin topluca öldürülmesi, 1 Mayıs’ta Taksim Meydanında  yaşananlar.. 
Dönem oldu, “komünizm geliyor” diye korktuk.. Gün geldi, “Şeriat geliyor” diye korkuttular bu ülkeyi.. Darbeler oldu. Askerler demokrasiyi askıya alıp, halkın seçtiği liderleri hapse attı.. Bunlardan en büyüğünün de bugün yıldönümüdür.. 
Askeri yönetimlerin baskısı altında yaşadığımız günler oldu.. 
Deprem gördük, felaketleri yaşadık biz… 
………
Ama hiçbir zaman kardeş kavgasının, çok açık biçimde bölünmenin eşiğine gelmemiştik. 
Şimdi sözün bittiği yerdeyiz.. 
Bir akıl tutulması var.. Ne güzeldi 7 Haziran öncesinde her şey.. 40 yıldır devam eden terörün, artık “Barış süreci” ile bittiği, ya da durulma noktasına geldiği görülüyordu. Sonra, bir yerden düğmeye basıldı. Terör, bugüne dek görülmemiş boyutlara ulaştı.. 
Şehit haberleri içimizi yakıyor.. Dağlıca’da 16 asker, Iğdır’da 13 polis.. Yüreğimizin neresine sığdıracağız?..
Türkiye ayağa kalkmış.. Basın kuruluşları hedef alınıyor, saldırılar yapılıyor. Halk öfkeli.. Bir de bu öfkeyi istismar etmek isteyenler var.. Bir siyasi partinin genel merkezi kundaklanıyor.. Ülkenin pek çok yerinde “Kürt kökenli” olduğu bilinen insanların işyerleri yağmalanıyor, kundaklanıyor.. 
Bir büyük akıl tutulması içindeyiz. Ülkenin bazı bölgelerinde “Sokağa çıkma yasağı” var.  Oralarda ne olup bittiğini tam olarak bilemiyoruz..
……….
Biz, Allah’a şükür, Türkiye’nin en huzurlu kentinde yaşıyoruz. Çok küçük çaplı birkaç münferit olay dışında bizim şehrimizde aklıselim şimdilik hakim.. Ama sokaklarda beni ürküten bir sessizlik var. Herkes barut fıçısı. Türkiye’nin diğer illerinde yaşananlar çok vahim.
Televizyonda izledim. İzmir Aliağa’da, “terörü lanet” için toplananlar, Kürt olduğunu bildikleri bir esnafın işyerini yakmışlar. Aynı gün, o Kürt diye dükkanı yakılan esnafın oğlu, Suriye sınırında muhtemelen IŞİD militanlarının açtığı ateş sonucu şehit olmuş. Terhisine iki ay kala şehit olan Kürt Mehmet’in dükkanı “Kürt” diye yakılan amcası kamera önünde ağlıyor. “Biz Kürt’üz ama kalleş değiliz” diyor.. 
İçim burkuldu. Kendi kendime sordum: Benim ülkem nereye gidiyor. Bu kardeş savaşı büyürse, Türkiye bir Suriye, bir mısır haline gelirse, bunun altından nasıl kalkarız?.. 
………..
7 Haziran seçimleriyle ben çok umutlanmıştım.. Türkiye’nin yeni ve daha ileri demokrasiye yöneleceği bir döneme gireceğini sanmıştım.. AKP-CHP koalisyonu kurulması gerektiğini şiddetle savundum. Olmadı.. AKP-MHP de olmadı. Olmalıydı.. Anayasa devreye girdi. Anayasa’ya uygun seçim hükümeti kurulması aşamasına gelindi. CHP ve MHP pürüzlük ettiler. Seçim hükümetine bakan vermediler. Şimdi görevdeki hükümette Deniz Baykal, Meral Akşener bulunsa kötü mü olurdu?.. 
Herkes “birlik-beraberlik-kardeşlik” diyor. Ama siyaset ülke tarihinin bu en zor döneminde hala kendi çıkarlarının hesabını yapıyor. 
Nasıl yapacağız 1 Kasım’da seçimi.. Hadi buralarda yaptık diyelim.. Güneydoğu’da nasıl yapacağız. Sokağa çıkma yasağının uygulandığı, silahlı teröristlerin  “Burası benim toprağım” diyerek devlet otoritesini dışladığı yerlerde nasıl yapacağız?
7 Haziran seçimlerinin sonuçları en azından “Hile yapıldı” diye tartışılmadı. 1 Kasım seçimlerinin en azından terör bölgesindeki sonuçlarına nasıl güveneceğiz. 
Seçim sonuçları üzerinde şaibe olursa, 7 Haziran’da bir siyasi partiye %100 oy çıkan  sandıklarda, bu kez başka partiye aynı oranda oy çıkarsa ne yapacağız?..
Daha kaç askerimizi, daha kaç polisimizi şehit vereceğiz?.. Daha kaç  “Kürt Mehmet” dükkanı yakılacak, gazete binası basılacak?.. 
……
Her şeyi, ama her şeyi yeni baştan ele almanın, herkesin elini taşın altına koymasının zamanıdır. Şimdi değilse, başka ne zamandır. 1 Kasım seçimlerinin önümüzdeki Bahar’a, Nisan veya mayıs ayına ötelendiğini açıklamak, 7 Haziran’da oluşmuş meşru TBMM içinden  “Ulusal ittifak” hükümetini kurmak ve Türkiye’de kardeş kavgasına, iç savaşa doğru yürüyen bu gidişatı durdurmak gerekiyor. 
Bugün, bu ülkenin geleceği için Cumhurbaşkanı’nın, Başbakan’ın, muhalefet partileri liderlerinin tarihi sorumlulukla karşı karşıya bulunduğu gündür. Bir iç savaş başlarsa, kardeş kardeşi düşman kabul edip, kırmaya kalkarsa,  hiçbir şeyin anlamı kalmayacaktır.. 
“Şehitler ölmez, vatan bölünmez” kuru bir slogandır. Şehitler olmasın, vatan bölünmesin istiyorsak, bugün her türlü siyasi görüş farkını, her türlü iktidar hırsını bir kenara bırakmak,  ülkenin birliği,  halkların kardeşliği için  bir araya gelmek zamanıdır..
Türkiye siyaseti ne zaman aklını başına alacak?.. 
Bunun vakti şimdi  değilse, ne zamandır?..
Bu yazı toplam 291 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 3
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37