1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Şimdi ne olacak?
Şimdi ne olacak?

Şimdi ne olacak?

Geçerdi geçmezdi derken hem yüksek yargı ile ilgili yasal düzenleme hem de Torba Yasa denilen ucube(!) Meclis’ten gece yarısı geçiverdi. Üzülerek söylüyorum ki işçisi, memuru ile tüm çalışanların

A+A-

Geçerdi geçmezdi derken hem yüksek yargı ile ilgili yasal düzenleme hem de Torba Yasa denilen ucube(!) Meclis’ten gece yarısı geçiverdi.

Üzülerek söylüyorum ki işçisi, memuru ile tüm çalışanların kazanılmış haklarını ellerinden alan düzenlemeler, başta en büyük işçi konfederasyonu olan Türk-İş olmak üzere tüm sendika ve konfederasyonların gereken tepkiyi zamanında gösterememiş olmaları nedeniyle Meclis’ten jet hızıyla geçti.

Açıklıkla ifade etmek gerekirse Türk-İş, her zamanki teslimiyetçi tavrını biraz olsun terk edebilse, üyelerini Türkiye’nin 3-5 ilinde sokağa çıkarabilse, AKP iktidarı seçim öncesi kargaşayı göze alamaz ve bu yasayı çıkaramazdı.

Ama iktidar ile al gülüm-ver gülüm ilişkisi içerisinde olan bu en büyük sendikal örgütün tepe yöneticileri ne sayesinde adam oldukları, ekmek yedikleri işçileri düşünüyorlar ne de olaya sınıfsal bakabiliyorlar. Böyle olunca da bir seçim öncesi bile çalışanların canını acıtan yasalar, hiçbir ciddi direnişle karşılaşmadan Meclis’ten güle oynaya geçebiliyor.

Düşünebiliyor musunuz böyle hassas bir dönemde bu tür yasaları geçiren bir siyasi iktidar, yeniden iktidar olduğunda hiç kimsenin gözünün yaşına bakmadan neler neler yapabilir?

Tarih, hem emek karşıtı bu iktidardan hem de üyelerinin çıkarlarını korumak bir yana iktidarla kol kola giren sarı sendikacılardan hesap soracaktır!

GÜL’DEN NİYE DÖNSÜN Kİ?

Bazıları saf saf umutlandılar, acaba Cumhurbaşkanı Gül, Danıştay ve Yargıtay’la ilgili yasal değişiklikleri veto edip geri gönderir mi?

Niye göndersin ki?

AKP iktidarının ilk başbakanı olan ve bugüne kadar hiçbir önemli konuda tarafsız kalamayan Sayın Cumhurbaşkanı, böylesine ideolojik ve geçmişle hesaplaşma, intikam alma duygusu içerisinde yasalaşan yüksek yargıyı tamamıyla ele geçirmeye yönelik değişiklikleri onaylamayacak ta geri mi gönderecek?

Yakın bir gelecekte Tayyip Bey’le yer değiştirme olasılığı yüzde yüz olan biri neden, partisi ve lideri ile ters düşsün ki?

Ayrıca ben adım gibi eminim ki Sayın Gül, yüksek yargıya Tayyip Bey nasıl bakıyorsa, AKP’liler nasıl bakıyorsa o da öyle bakıyor ve değerlendiriyor.

Esasında Çankaya, şerefli kamu hizmetinin son durağıdır. O yüce koltukta, geçmişle siyasi bağını kesmiş ve geleceğe yönelik bir hesabın içinde olmayan kişi, gereği neyse onu yapar. Veto etmesi gerekiyorsa da gereğini hiç tereddütsüz gereğini yapar.

Ama ne yazık ki bugün Çankaya’da anayasamızın tarafsız olmasını emrettiği bir cumhurbaşkanı bulunmuyor. Bunun sorumlusu da AKP’den daha çok, Abdullah Gül’ün seçilmesinin önünü açan MHP ve onun lideri Sayın Bahçeli’dir.

BAROLAR NE DİYOR?

Bakın Kocaeli Barosu’nun da içinde olduğu birçok baronun, yasalaşan Yargıtay ve Danıştay ile ilgili yeni düzenlemeler hakkındaki çekince ve eleştirileri hangi noktalarda:

1- Sivil toplumu oluşturan hiçbir kesimle uzlaşılmadan alelacele yapılan Anayasa değişikliği sonrasında, HSYK, adeta Adalet Bakanlığı’nın bir dairesi haline getirilmiştir. Şimdi de Yargıtay ve Danıştay yürütme organına bağımlı kılınmak istenmektedir.

2- HSYK’nın açıklandığı şekilde yapılandırılmasından sonra, bu iki yüksek mahkemenin üye sayısının bir anda, daha önce Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir şekilde arttırılmasının nedeni, siyasi iktidara bağımlı bir yüksek yargı yaratmaktır.

3- Bilindiği üzere Yargıtay ve Danıştay’a üye seçimi, siyasi iktidara bağımlı hale getirilmiş bu HSYK tarafından yapılacaktır.

4- Yargıtay ve Danıştay’ın üye sayısının arttırılmasına gerekçe olarak gösterilen iş yükünün sebebinin, öncelikle, ilk derece mahkemelerindeki ve soruşturma evresindeki yapısal sorunlar olduğu açıktır. Buna rağmen kamuoyu, yanlış bilgilendirilmekte ve yüksek mahkemelerin üye ve daire sayısının arttırılmasının tek çözüm olduğuna inandırılmak istenmektedir. Oysa yapılan, Yargıtay ve Danıştay’ı, iş yükü bahane edilerek, yürütme organına bağımlı hale getirmektir. Yüksek yargının yürütme organına bağımlı kılınması sonucunda, demokrasinin vazgeçilmez şartı olan kuvvetler ayrılığı ortadan kalkmaktadır.

5- Haklı kaygılarımız, oluşturulmak istenen sisteme yöneliktir. Çünkü hukuk devletinin ve demokrasinin güvencesi, kişiler değil, kurulan sistemdir. Anayasa Mahkemesi ve HSYK’nın bu şekilde yeniden yapılandırılması ve siyasi iktidara bağımlı hale getirilmesinden sonra bu kez aynı yapının Yargıtay ve Danıştay için öngörülmesi, hukuk güvenliğini tamamen ortadan kaldıracak ve telafisi mümkün olmayacak bir tahribat yaratacaktır.

6- Hukukun özgürlükleri güvence altına almadığı bir sisteme demokrasi adını vermek mümkün değildir. Bu yapı gerçekleştirildiği takdirde, siyasi iktidara yakın olunmadığı sürece hak aramak ve hak almak mümkün olmayacaktır. Bu düzenleme ile artık iktidarın, yani üstünlerin hukuku ve yargısı yaratılacaktır.

7- Yargıtay ve Danıştay’da yapılan bu düzenlemeler sonrası Türkiye, bir hukuk devleti olmaktan tamamen çıkacak, totaliter bir rejime doğru hızla kayacaktır.

8- Demokrasi adına yapıldığı ileri sürülen bu düzenlemelerle demokrasimiz telafisi zor zararlara uğrayacak ve kişi özgürlüklerimiz tamamen güvencesiz bırakılacaktır.

12 Eylül referandumunda “yetmez ama evet” diyen sözde solcularla, liberaller bakalım bundan sonra nasıl bir gerekçe ile AKP’ye omuz vermeye devam edecekler?

Bekleyip göreceğiz!

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.