• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Kocaeli 30 °C

SİYASET İRTİFA KAYBEDİYOR!

M.Zeki CANŞİ

Siyaset, “seyese” kökünden türetilmiştir. “At terbiyeciliği” manasına gelir. Neticede hamurunda, mayasında “terbiye” vardır. Dolayısıyla terbiyeye en çok riayet etmesi gereken insanların başında siyasetçiler gelmesi lazım. Bu, ister sağcı olsun, ister solcu… Bu, siyasi yelpazenin her noktası için geçerlidir. Dolayısıyla siyasetçiler bir birlerinin rakibi olabilirler, bir birlerini eleştirebilirler. Kusur ve gediklerini kollayıp punduna getirdiklerinde, elense edip birbirlerini “tuş” da edebilirler. Hatta eleştirinin dozunu o kadar çok kaçırabilirler ki, dışarıdan seyredenler büyük rahatsızlık da duyabilirler. Ama iş kişilik haklarına saldırmaya gelince işte orada “dur” demek, her kes için bir insanlık görevidir. 
Şu an yaşadığımız süreçte siyaset müessesesi o kadar çok irtifa kaybediyor ki, insanlar kendi parti liderlerinin gaflarını, kırdıkları potları ve kadın-erkek ayırımı yapmadan belden aşağı vurmaları kesinlikle göremiyorlar. Özellikle siyasi aktörlerin hanımların “kişiliklerini” bir kenara bırakarak “dişiliklerini” öne çıkartıp belden aşağı vurmaları insanlığın vicdanında derin yaralar açıyor. Bu yara, aile masumiyetini tarumar ettiği gibi, kadınların manevi hükmü şahsiyetlerini de zedeliyor. Bu bile, eğer rahatsız etmiyorsa, siyaseten sözün bittiği noktadayız.
Bakınız, bu bir haftadır, kamuoyu CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun sözün şehvetine kapılarak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu için sarf ettiği o yakışıksız sözünü tartışıyor. Bu söze karşı partidaşları tavır takınmaları gerekirken, alkış tufanıyla Kılıçdaroğlu’nun gaflarına ortak olmaları tarafgirlik hastalığının boyutlarını gözler önüne seriyor. Aynı şekilde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu’nun Karaman’daki o iğrenç olay karşısında yanlış anlaşılmalara sebebiyet verebilecek sarf etmemesi gereken o sözleri karşısında da kimi partidaşları tarafgirlik hastalığına yakalanarak işin özünü gözlerden kaçırma telaşına girmeleri de, o derece yanlıştır. Kamuoyu bir film şeridi gibi her şeyi seyrediyor. Onun için, yanlışa yanlış demek gerekir. Böylesi bir yaklaşım, kamu vicdanını da rahatlatır.  
Bana sorarsanız, her iki ifade de sorunlu ve sarf edilmemesi gereken ifadelerdir.  Lakin Kılıçdaroğlu’nun ifadeleri yenilir yutulur ifadeler değildir. Kaldı ki, konuya ilişkin soruşturma açılmış, hukuki süreç başlamış. Cinsi sapık yakalanmış, adalete teslim edilmiş ve hakkında hazırlanan iddianamede savcı kendisi hakkında yüzlerce yıl hapis cezası istemiştir. Bu, biliniyor olmasına rağmen, gerçekler göz ardı edilerek olayın saptırılması kamu vicdanını yaralıyor. Yanlışa yanlış demek erdemliliktir. İnsanı küçültmez; büyütür. 

Bu yazı toplam 1808 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 3. ETAP
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37