• BIST 97.533
  • Altın 145,647
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kocaeli 13 °C

Siyaset itibar kaybediyor

İsmet ÇİĞİT
Demokrasi, belli günlerde insanların sandık başına gitmesi, kapalı bir kabinde özgürce tercih ettiği parti veya adaya oy vermesi, daha sonra bu oyların açık, şeffaf biçimde sayılması ve en fazla oyu alanların yönetimi üstlenmesinden ibaret bir sistem değildir. 
Demokrasi, çok komplike bir olaydır. İçinde pek çok unsuru barındıran bir kültürdür. 
……..
Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek, hepimizin, doğmamış çocuklarımızın, torunlarımızın nasıl bir ülkede yaşayacağını şekillendirecek çok önemli bir genel seçime doğru gidiyoruz. Emin olun, bu seçimlerde hangi partinin iktidar olacağı, bu seçimlerin sonuçlarına göre Türkiye’nin kim ya da kimler tarafından yönetileceği çok fazla önemli değildir. Önemli olan,  gerçekten bu milleti temsil etmeyi hak edecek özelliklere sahip kaliteli, nitelikli 550 insanın seçilmesi ve TBMM’yi oluşturmasıdır. Eğer seçilenler kalitesiz, niteliksiz, demokrasi kültüründen uzak cahil cühela insanlar kitlesi olursa, ülke zarar görür. Hepimiz zarar görürüz. 
………..
Demokraside esas olan, halkın kendisini yönetecek kişileri seçmesidir. Ama bizim ülkemizdeki sistemde, halkın böyle bir yetkisi yok. Zaten bütün diğer sakıncalar da buradan kaynaklanıyor. Halkın seçeceği kişileri, liderler belirliyorlar. Üstelik, bu belirlemede belli kriterler de bulunmuyor. 
Hal böyle olunca, herkes aday adaylığını kendisinde hak görüyor.. Şu sıralar, AKP’de aday adaylığı başvuruları var. 20 Şubat’a kadar sürecek.. Gece rüyasında kendisini milletvekili olarak gören, sokağa atsa da üzülmeyeceği, kolay kazanılmış 7.500 TL parası olan, dosyayı dolduruyor, gidip aday adaylığı başvurusu yapıyor. 
Bu tablo, sadece AKP’nin sorunu değil. Önümüzdeki hafta CHP’de aday adaylığı başvuruları başlayacak. Benzer tabloyu göreceğiz. 12 Mart’ta MHP’de aday adaylığı başvuruları başlayacak, yine benzer tabloyu göreceğiz.  Milletvekilliğinin en havalısının orada olduğu,  hala uzak ara siyasi partilerin hepsinin önünde gözüktüğü için AKP’ye itibar daha fazla. Bu eleştirmeye çalıştığım tablo AKP’nin sorunu değil. Türkiye siyasetinin, Türkiye’de adına demokrasi denilen, ama gerçek demokrasiyle ilgisi bulunmayan ucube sistemin sorunudur. 
…………
Aday adayları içinden adaları partilerin üyeleri seçse,  ya da doğrudan seçenle seçileni karşı karşıya getiren gerçek demokrasiye uygun bir sistemimiz olsa, bu tablolar yaşanmazdı. 
Demokrasiyi gerçekten özümsemişseniz,  “Benim oyumla dağdaki çobanın oyu eşit olur mu?” diye soramazsınız. Yine demokrasiyi özümsemişseniz, aday olacak kişilerin tahsilini, kariyerini de sorgulayamazsınız.  Elbette TC vatandaşı olan, okuma yazma bilen, siyasetten men edilmesine gerektirecek suç işlememiş herkesin, her makam ve mevki için aday olmaya hakkı vardır. 
Ama belli bir seviyeyi tutturmak da gerekir. 
Şimdi, önüne gelen, sokağa atılacak kolay kazanılmış parası olan gidip istediği partiyi aday adaylığı başvurusu yapıyor.  7 Nisan’da partiler aday listelerini açıklayana kadar hayaller kuracaklar. Hatta bazıları, bırakın milletvekilliğini, 7 Haziran’dan sonra kendisini Bakan gibi görmeye başlayacak. Rüyasında kendisini çok önemli insanmış gibi görecek..
Oysa bu tablo, sıradan insanların, seçmenlerin gözünde siyasetin itibarını her geçen gün biraz daha düşürüyor.
Milletvekili olmak, çok büyük bir kariyerdir. Ülkemizde milletvekili olanın 7 sülalesi kurtulur. Geleceği garanti altına alınır. Herhangi bir seçimde, herhangi bir partiden “Aday adayı” olmak da bir kariyerdir. Zaten ülkemizde, içinden geçtiğimiz süreçte pek çok kişi de kendisinin aday gösterilmeyeceğini bilerek, Nasrettin Hoca misali göle maya çalmak adına ve ileride hayatı boyunca kendisini “Ben 7 Haziran 2015 seçimlerinde falanca partinin aday adayıydım” diyebilmek için başvuru yapıyor. 
Aday adaylığı da bir payedir. Bir kariyer sıfatıdır. Bizim gibi ülkelerde, sıradan bir insan,  seçim sonrası iktidara gelecek bir siyasi partiden milletvekili aday adayı olmuşsa, seçim sonrası bu sıfatı kendi çıkarları için kullanabileceğini, devletin pek çok kurumunda kapıların kendisi için açılabileceğine inanır ki, haklıdır.
İktidar partisinden-ya da iktidara gelecek partiden- aday adayı olup, bunun için memuriyet görevinden istifa edenler bilirler ki, seçim sonrası mensubu ve gönüllüsü olduğunu kanıtladığı o siyasi iktidar, kendisini daha yüksek maaşlı, daha itibarlı bir kamu görevi ile ödüllendirecektir.  Oyunun kuralı budur. 
………
Halk enayi değil.. Herkes bu tabloyu görüyor.. Meraklılar, hevesliler; kimisi macera olsun diye, kimisi geleceğe yatırım olsun diye dosyaları koltuklarının altına sıkıştırıp, aday adayı oluyorlar.  7 Nisan’da aday listeleri açıklanana kadar çevremizde yüzlerce aday adayı olacak. 
Bu tablo, siyasetin kirliliktir. Türkiye’nin birinci sorunu, demokrasiyi gerçek manada işletmek olmalıdır. Mutlaka seçimle gelinecek her görev için adayların ön seçimle belirlenmesi sağlanmalıdır. Seçim barajları kalkmalı, mümkünse dar bölge sistemine geçilmelidir. 
O zaman kaliteli bir meclisimiz olur. O zaman kaliteli meclis kaliteli bir Anayasa yapabilir. Kaliteli meclis, gerçek hukuk devletini kurabilir. Özgürlükler o zaman çağdaş demokrasiler standartlarına yükseltilir. Polis, asker, hakim, savcı, Başbakan, Bakan, Cumhurbaşkanı o zaman sistem içindeki gerçek yerini bilir, buna göre hareket eder. O zaman herkes devlet kapısında eşit muamele görür.. 
Önüne gelenin hiç haddini bilmeden milletvekilliğine soyunduğu, kendisinde aday adayı olma hakkını gördüğü bir sistemde, demokrasinin kalitesini, siyasetin itibarını yükseltemezsiniz.
Hiçbir şey yapılamıyorsa, ÖSS, LYS veya KPSS gibi sınavlar düzenlenebilir. Genel kültür, insan ahlakı, demokrasi gerçekleri gibi konularda sorulardan oluşacak bir merkezi sistemli sınavda belli puana ulaşamayanların, aday adayı olması engellenebilir.  Bu model, siyaseti çok kirletiyor. Bu model, siyasetin vatandaş nezdindeki itibarını çok düşürüyor. “Hadi gideyim, ben de başvurayım. Belki piyango bana çıkar da milletvekili olurum” mantığı var. Böyle demokrasi olmaz. Türkiye bu kafayla, gerçek demokrasiye hiçbir zaman ulaşamaz. 
Bence ülkemizin ve demokrasimizin birinci sorunu bu “Hadsizlik”tir ki, böyle bir ortamda gerçek demokrasiyi kurmak da mümkün değildir.
Bu yazı toplam 225 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 3
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 3. ETAP
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37