• BIST 107.324
  • Altın 143,294
  • Dolar 3,5602
  • Euro 4,1499
  • Kocaeli 27 °C

Siyaset, kendi mecrasında akarsa faydalı olur

Alaattin KÖKSAL
Siyaset nehir gibidir, kendi mecrasında, kendi değerleriyle akamıyorsa,  yabancısı olduğu mecralarda, yabancıların değerlerin değerleriyle, kıvranarak yol alıyorsa, o vatan toprağında,  istenilen manada huzur, barış ve istikrar olmayacak demektir.  Acı olsa da, gerçekleri konuşmaya mecburuz. Millettin manevi değerleriyle uyumlu olmayan siyasetten hayır gelmez. Dünyevilikler için yarışan böyle bir siyasetin ruhunda barış, kardeşlik ve adalet olmaz. Şahsi ikbal ve menfaatlere kavuşmak uğruna, alabildiğine kin, nefret, haset ve hakaretler yer alır.
Milli Siyasetimizi mecrasından çıkarıp, kirleten ve çirkinleştiren, sadece batılıların ahlak dışı değerleri değildir. Bu kirli değerlere sahip çıkan, kendi milli ve manevi değerlerine sırt çeviren Müslümanların da en az batılılar kadar suçlu olduklarını unutmamalıyız.  Şer güçlerin pis eleriyle dokunan ve içteki maşaları tarafından milletimize zorla giydirilen bu kirli gömlek, milletimizi rahatsız etmiyorsa, hiçbirimizin ağlamaya, sızlamaya hakkı yoktur.
Nehir kendi yatağında huzurlu ve istikrarlı bir şekilde yol alırken, etrafına zarar vermez, coğrafi dengeleri bozmadan, çevreye ve insanlara faydalı olur. Nehri kendi yatağından çıkarıp, yabancısı olduğu bir mecraya yönlendirilirse, çevresine tahmin edilemeyeceği kadar zarar verir. Yer üstü ve yer altı dengeleri bozar. Benzer şekilde, siyasette kendi yatağından çıkartılırsa, milletin imanına, ameline, manevi değerlerine, örf ve geleneklerine büyük tahribatlar yaparak, önlenmesi zor olan mezhep ve ırk çatışmalarına yol açmak suretiyle ümmettin dengesini, sosyal barışını ve inanç denkleminin bozulmasına sebep olur. Milli ve manevi değerlerle donatılmış tarihi siyasetimize sahip çıkarak, yeniden kendi mecrasında koyarsak, inanın şeytanlaşmış hiçbir beşeri güç, İslam ümmetinin karşısında duramayacaktır. 
 Çok partili sisteme geçtikten sonra, yerli ve milli siyaset için adım atan ve bedel ödeyen, siyasi liderlerimizi hatırlamazsak ve haklarını vermezsek, kul hakkını girmiş oluruz. Merhum menderes, ülkenin milli siyasetinin rotasını belirlemiş, merhum Özal, bu rota üzerine hareket etmiş, merhum Erbakan hoca, milli siyaset çizgisini daha ileriye taşıyarak, dış şer güçlere karşı, dalga kıran olmuştu. Muhterem Tayyip Erdoğan, bu yolun kapanmaması için, başkanlık sistemiyle siyasetimizi kendi mecrasına sokmaya çalışan bir lider olarak, diğer liderle birlikte tarihin altın sayfalarında yerlerini alacaklardır.
 Sözünü ettiğimiz siyasi liderlerimiz; dıştan ve içten yapılan, çirkin, ahlaksız ve hukuksuz baskılara karşı yüreklerini ortaya koyarak ve ağır bedeller ödeyerek, ülkenin huzuru ve barışı, milletin refahı ve mutluluğu için, milli ve yerli siyaseten başka çarenin olmadığını, her şart altında, yılmadan ve yorulmadan milletimize anlatmışlardır. Bu cefakâr, vefakâr ve çilekeş liderlerin, yüreklerindeki dertleri bilmeden, hedeflerini anlamadan, sadece kuru bir sevgi ve şahsi menfaatleri için siyaset yapanların, milli siyasette katkılarının olamayacağını da bilmeliyiz.
Siyaset çok farklı bir meslek olduğundan, her akademisyen, aydın, yazar, iş adamı siyaset yapamaz. Siyaset yapma melekelerine ve kabiliyetine sahip olmayan insanları, siyaset alanında değerlendirmek doğru bir hareket olmadığı gibi, siyaset ilmine de saygısızlıktır. İsim vermek adedim olmadığı için,  bazı AK partili yetkililer, mülakat esnasında, aday adaylarının ifade ettikleri bazı cümleleri, kamuoyuna açıklamaları, siyaset öz değerleriyle doğru orantılı olmamıştır.
 Birkaç örnek vermek gerekirse, bir yetkili basına şöyle bir açıklama yapıyor   "Adaylık surecinde, bazı milletvekili aday adayları, Erdoğan'ı referans vermiş. 'Nereden tanıyorsun diyoruz'  açılışta selam verdi diyor." Aday adayının bu şekildeki referansını kamuoyuna açık eden, kişi kendini iyi bir akademisyen görebilir. Lakin iyi bir siyasetçi olmadığını bilmelidir.  İyi bir siyasetçi, partisinin aday adayı olan kardeşlerinin konuşmalarını siyasi bir mahremiyet olarak kabul ederek, kamuoyu ile paylaşmazdı. Ayrıca kendi partisinden aday adayı olan insanları hafife alırken kendi partisini hafife aldığını da anlamış olurdu.
Ak partisinin bir başka yetkilisi de şöyle diyor: " Aday tespiti yaparken,  mümkün olduğunca, AK parti ilkeleriyle, parti geçmişi ile ilişkili olmayan vitrin ve flaş adaylardan uzak durduk, zira konser ya da futbol maçına çıkmıyoruz. " açıklamasını yapmıştır.  Bu gibi açıklamayı yapan kişi veya kişiler,  siyasetin insan merkezli hassas bir konu olduğunu bildikleri halde, bilerek veya bilmeyerek yapılan bazı hataları örtme bahasına, heyecana gelip, 6223 aday adayı içinden seçtikleri 550 adayın haricindeki insanları, vitrin ve flaş isimler olduğunu, AK partisinin ilkeleriyle parti geçmişiyle alakalı isimler olmadığını söyleyemezlerdi.  
 Aday adaylarını nicelikli, başka bir ifadeyle çoğunluk görüp, aralarından seçilen adayları, nitelikli yanı kaliteli göstermek, siyasetin hiç bir ilkesiyle bağdaşmaz. Siyaset; heyecan ve moralin yanında, ülkenin siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel ve diğer alanlarda, bilgi birikime sahip olan insanlarla, birlikte harekete geçirilmesi gereken bir aktivitedir.  Aday tanıdım toplantısında, Sayın Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun üçüncü döneme takılan milletvekillerini, salondakileri ayağa kaldırıp alkışlattırarak onurlandırması, ayrıca aday adayları için " Allah şahittir ki hiçbir aday adayı kardeşimiz liste dışı değildir. Her bir aday adayı, adaylar gibi gönlümüze yazılmıştır" ifadeleriyle,  yanlış açıklamalarda bulunan kişilerin yanlışlarını da düzelterek, büyük bir vefa örneği göstermiştir.
Faydalı olduğunu düşündüğüm, öz eleştirilerimizi yaptıktan sonra, AK parti il ve ilce teşkilat kadrolarına ve milletvekili adaylarına şöyle bir tavsiyem olacaktır. Adaylar; halkın karşısına çıkarlarken, "YENİ TÜRKİYE SÖZLEŞMESİNİ"  çok iyi anlayarak,  kendilerinden emin bir şekilde sahaya inmelidirler. İl teşkilatları, sadece AK partisinin sayısal gücüne ve Sayın T. Erdoğan'ın karizmatik liderliğine güvenmemelidirler. Seçilen adaylarla birlikte, aday adayı olan arkadaşlardan istifade etme yoluna gitmelidirler. Benden söylemesi zorla güzellik olmaz. Sonraki pişmanlıklar, keşkeler, eyvahlar para etmez.
Bilelim ki, yerli ve milli siyasette dönüşün sinyallerini alan organizeli dış şer güçler ve onların uzantısı olan iç güçler rahat durmayacaklardır.  Organize güçler, bugüne kadar, ülke siyasetini ahlak dışı kasetlerle, planlanmış yolsuzluk operasyonlarıyla, paralelci yapılanmalarla, terör olaylarıyla siyasi ve ekonomik krizlerle, savaş çığlıklarıyla engel olmaya çalıştılar. Bundan sonra, Türkiye'nin önünü açacak, yeni bir anayasa ve başkanlık sistemine engel olmak için, bildiğimiz ve bilemediğimiz, alçakça planlarını devreye sokmak suretiyle AK partisin sayısal gücünü kırarak, siyaseti yeniden şekillendirmeye çalışacaklardır. Bundan dolayı diyoruz ki, AK partili  adaylar ve teşkilatlar, 07-Haziran-2015 seçimlerinde en az 340 sayısının üzerinde vekil çıkartmanın hesabını yapmalıdırlar..  
Organize güçler, planlı bir şekilde,  tünelin ortasında açtıkları bir pencereden sızdırdıkları ışıkla,  tünelin sonuna geldiklerinin havasını vererek, siyasi tecrübesi az olan siyasilerimizi aldatmak suretiyle,  hainlere karşı tedbir almalarına engel oldular. Bu hususta başarılı olan organize güçler, tünelin ortasından açtıkları pencereyi, kapatırız tehditleriyle siyasileri istedikleri gibi hizaya getirmeye, bazı kerede aniden kapatarak, siyasetçilerin morallerini bozarak milletin de ümitlerini kırarak, saltanatlarına göre yeni bir yapılanmaya gideceklerini söylemekten çekinmezler.
Sizlere yeni bir senaryo anlatmıyorum, bugüne kadar hep böyle olmuştur. Bundan sonra farklı senaryo ve planlarla aynı oyunu oynamaya çalışacaklardır. Bu oyunu bozacak olan, yerli ve milli medya, yerli ve milli sermaye, yerli ve milli düşünen aydın ve yazarlar, yerli ve milli ordu,  yerli ve milli ve siyasettir. Özetle yerli ve milli güçlerdir. Tüm engellemelere rağmen, düne göre, bugün çok daha iyi bir noktaya geldiğimizi çekinmeden söylemeliyiz. Aynı şekilde geldiğimiz noktanın yeterli olmadığını, henüz başlangıç noktasında olduğumuzu da bilmeliyiz.
Hâsılı kelam, organizeli şer güçlerin planlarını bozmak için, meclis içi ve meclis dışı siyasi partilerin Genel Başkanları, zaman, zaman bir araya gelerek, ülke meselelerini karşılıklı oturup konuşmalı ve siyasi gerilimlere engel olmalıdırlar. Partililer, Genel Başkanlarını, Genel Başkanlar, siyasi danışmanlarını, Milletvekili ve Belediye başkan adaylarını seçerlerken çok dikkatli olmalıdırlar. 
Genel Başkanlara yardımcı olamayan, yapıcı eleştiri yapamayan, fikir üretemeyen,  alkışlamaktan başka bir kabiliyeti olmayan kişilere itibar edilmemelidir.  Seçildikleri halde başarılı olamayanlar,  olmuş gibi yapanlar, siyasetin dört mevsim olduğunu idrak edemeyen, bukalemun tipi menfaatperestlere, siyaset alanında yer verilmemelidir bilmem anlatabildim mi?    
Bu yazı toplam 273 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 3. ETAP
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37