1. YAZARLAR

  2. M.Zeki CANŞİ

  3. SİYASET REKABET VESAYET!
M.Zeki CANŞİ

M.Zeki CANŞİ

Yazarın Tüm Yazıları >

SİYASET REKABET VESAYET!

A+A-

31 Mart 2019 tarihinde bir seçim yaşadık, ardından tartışmalar bir türlü bitmek tükenmek bilmedi. Özellikle YSK tarafından yenilenme kararı alınan İstanbul seçimleri öncesi ve seçim sath-ı mailinde çok sert tartışmalara sahne oldu/oluyor. Olması gereken tatlı rekabet; yerini hamasete ve neredeyse husumete dayalı kin ve nefrete bırakıyor. Bu salvoların dozu zaman zaman artıyor, ipin ucu kaçıyor ve insani değerler hiyerarşisi alt üst oluyor. Bu seviyesizlik tabana yayıldığında, telafisi mümkün olmayan yaralar açılıyor. Özellikle içinde bulunduğumuz ortamda sosyal medya gibi bir afyonun olması da, karşılıklı olası bir takım kin ve nefretleri tetikliyor. Tavandaki kavgaların yansıması, tabanda daha bir hissedilir derecede yankılanıyor ve tahribat her tarafa yayılıyor. Dolayısıyla, sorumluluk makamında olan insanların toplumu rahatlatıcı, ıslah edici, birleştirici ve kaynaştırıcı söylemlerde bulunmaları son derece önem arz etmektedir.

Siyasette tatlı rekabet işin doğası gereğidir. Denetim mekanizmasını harekete geçirir. Daha iyiye ulaşmada lokomotif rol alır. Neticede daha iyi yapanın halk nezdinde karşılık bulması ve varlığını idame ancak mümkün olabilir. Dolayısıyla siyasetin hangi yelpazesinde olursa olsun, halk kendisi için faydalı olanına prim veriyor ve onu tedricen de olsa yüceltiyor ve yaşatıyor. Yozlaşma ve çürüme olduğunda da, aynı derecede irtifa kaybediyor ve önü alınmaz yıkılmalar mukadder oluyor. Tarih sayısız örnekleriyle doludur.

Siyasette vesayet ise, her ne hikmetse bunun ne menem bir şey olduğu tüm siyasi aktörler tarafından dillendiriliyor olmasına rağmen iş icraata geldiğinde, sağda olsun solda olsun hemen herkesin başvurduğu bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor. Böylesi bir durum da, siyasetin kurumsallaşmasının önündeki en önemli barikat biteviye (kendiliğinden) beliriveriyor. Böylelikle, insanların siyasete olan güveni azalıyor, siyasetçi ve siyaset kurumu irtifa kaybederek sorgulanır hale geliyor. Siyasetin hangi yelpazesinde olursa olsun, hemen hemen hepsi üstü örtülü siyasi vesayet kurmak için fetvalar aradıklarını ve kendilerine özgü şartların bunu gerekli kıldığı vehmine kapıldıklarını gözlemliyoruz. Hele ki, meşveret müessesesi de devre dışı kalması halinde, layüs’el siyasi aktörlere daha rahat hareket etme alanları doğuyor. Öyle olunca da, siyaset kurumu filin tahribatına maruz kalan zücaciye dükkânına dönüveriyor. Bundan kurtulmanın tek yolu, ilkelerle mücehhez, lider sultasından arındırılmış bir yapılanma ve buna bağlı olarak kurumsallaşma. Tüm bunlar ivedilikle sağlamalıdır ki, tıpkı kanın damarlarda dolaşması gibi siyaset kurumu da mecrasında salimen yürüyebilsin. Başka da çıkış yolu yoktur.

 

“BİZİ ALDATAN BİZDEN DEĞİLDİR!”

Değerli dostlar, genelde tanıdığım tezgâhlardan alışveriş yaparım. Pazarlarda da sayıları çok azdır aldatmayan bu tezgâhların. Bazen de görüntüye aldanıyoruz.

Sosyal medyadaki hesabımda da paylaştığım başımdan geçen bir olayı sizlerle paylaşayım. Muhtemelen sizlerin de başına gelmiştir benzer vakalar.

Evet,

Bir gün, pazarda dağ gibi yığılmış üzerinde "Boncuk Ayşe" fasulye yazan bir tezgâha yaklaştım. Fasulye hakikaten güzel görünüyordu ama arkasını görmek mümkün değildi. Şüphelenmeme rağmen bir kilo aldım, eve geldim, bir de ne göreyim, hiç alakası yok, odun gibi fasulye. Tabirimi mazur görün affınıza sığınarak söylüyorum tezgâhın önündeki fasulye "Boncuk Ayşe"; arkası "kancık Ayşe" fasulyesi.

Buradan belediye yetkililerine sesleniyorum. Aldatmacaya dayalı dizilmiş tezgâhlara ceza-i müeyyide uygulayın. Hiç kimsenin, kimseyi aldatmaya hakkı yoktur. Tezgâha olduğu gibi malı boşaltmaları ve öylece satışa sunmaları sağlanmalıdır. Bile bile tüketici aldatılıyor. Buna mani olunmalıdır.

Değerli okurlarım, bu manzarayı görünce aklıma peygamberimizin yaşadığı şu olay geldi;

Bir gün Allah’ın Resûlü (s.a.v.) pazarda bir buğday sergisine uğradı. Elini buğday yığınının içine daldırınca parmakları ıslandı. Bunun üzerine satıcıya; “Bu ıslaklık ne?” diye sordu. Adam; ‘Ey Allah’ın Resûlü! Yağmur ıslattı’, dedi. Kutlu Nebî; “İnsanların görüp aldanmaması için o ıslak kısmı ekinin üstüne çıkarsaydın ya!” karşılığını verdi. Ardından da; “Men ğeşşana, fe leyse minna” Türkçesi: “Bizi aldatan, bizden değildir.” buyurdu. [Müslim, Îmân 164]

Bu yazı toplam 773 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.