1. YAZARLAR

  2. M.Zeki CANŞİ

  3. SİYASETTE SATRANÇ BİR BAŞKA OLUYOR!
M.Zeki CANŞİ

M.Zeki CANŞİ

Yazarın Tüm Yazıları >

SİYASETTE SATRANÇ BİR BAŞKA OLUYOR!

A+A-

Siyaset kazanı fokur fokur… Dün yazdığınız bir yazı, bugün anlamsızlaşabiliyor. Olaylar o kadar hızlı gelişiyor ki, cuma gününden hazırlayıp gazeteye yolladığım yazının hiçbir esprisi kalmayınca, gazete yönetiminden bizim Metin Karan Bey’den rica ettim ve dedim ki, pazartesiyi bekleyelim, bakarsınız yeni gelişmeler olur ve yazdığımız yazı güme gider. Dolayısıyla, size attığım yazıyı şimdilik yayına koymayalım dedim. Nitekim öyle de oldu ve daha önce yazdığım yazı kenarda işlevsiz bir şekilde duruyor. 
Gelelim gündemimize,

Evet değerli dostlar, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi, ittifakları zorunlu hale getirdi. Zira, çıta yüksek ve bu yüksek çıtaya bir partinin tek başına ulaşması mümkün gözükmüyor. Dolayısıyla, siyasi partilerimiz zorunlu olarak birlikteliklere ve çeşitli ittifaklara başvurmak zorunda kalıyorlar. İşte bu ittifakların ilk fitilini ateşleyen, MHP Lideri Sayın Bahçeli oldu. Sayın Bahçeli, Ak Parti ile ittifakı dillendirdikten sonra, grup toplantısında Ağustos 2018 tarihini işaret ederek erken seçim talebini yüksek perdeden dile getirdi. Ardından Sayın cumhurbaşkanı ile yaptıkları ikili görüşmeden sonra Sayın cumhurbaşkanı bir adım daha ileriye giderek seçimi 24 Haziran 2018 tarihinde yapılmasına karar verildiğini açıkladı. Durum böyle olunca, muhalefet cephesinde ciddi kıpırdanmalar başladı. Tabi, bir de İyi Parti’nin seçime girme, ya da girememe söylentileri çıkınca ve Yüksek Seçim Kurulu da buna dair sözünü zamanında söylemeyince, muhalefet cephesinde bir panik havası oluştu ve onlar da yeni hamleler geliştirdiler. 
22 Nisan 2018 tarihinde CHP’li kurmaylar, yanlarına aldıkları 15 milletvekilleri ile birlikte kamera karşısına çıkarak Sayın genel başkanlarının talimatı ve icazetiyle kendi partilerinden 15 milletvekilinin İyi Parti’ye geçtiklerini açıklamaları siyaset arenasında bomba etkisi yarattı. Tabi, bu hamle hiç beklenmiyordu ve iktidar kanadında şok etkisi yarattı. Doğrusu, bu hamleyi görünce, ne yalan söyleyeyim, ilk aklıma gelen Ecevit’in Güneş Motel pazarlıklarıydı. 
Gelelim günümüze,

Peki, bu ittifaklar nasıl okunmalı?

Öncelikle, tarafsız gözlemcilerin yaptıkları değerlendirmelerde, Ak Parti ile MHP’nin ittifak yapması ne kadar ahlaki ve ne kadar meşru ise, CHP ile İyi Parti’nin yaptıkları ittifak da o kadar ahlaki ve o kadar meşrudur şeklinde. Keza, Sayın Baykal’ın genel başkanlığı zamanında Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın önünü açan girişimi de o derece ahlaki ve o derece meşru olduğu gibi… Neticede siyaset bir satranç oyunu gibidir. Rakipler vardır ve bu rakipler birbirlerine karşı çeşitli hamleler yapabilirler. Bu da doğaldır. İşte yapılan bu hamle de o istikametteki hamlelerden biridir.
Ak Parti ve MHP cephesinden olaya bakıldığında, Bu, Güneş Motel desisesinin ayrı bir versiyonudur, ahlaki değildir, ittifaktan çok kirli bir beraberliği yansıtıyor. Zoraki bir izdivaçtır. Feto oyunudur, falan, filan…

CHP ve İyi Parti cephesinden olaya bakıldığında, AK Parti ile MHP’nin ittifakı, ahlaki ve meşru oluyor da; muhalefet cephesi olarak bizlerin ittifak etmesi neden ahlak dışı olsun ki? Mademki, siz İyi Parti’nin önünü kesmek ve onu seçime sokmamak için yol ve yöntemler arıyorsunuz, biz de buna karşı, dalgakıran vazifesi görecek yol ve yöntemler aradık ve bulduk şeklinde… Yaptıklarının meşruluğunu kamuoyuna bildiriyorlar.

Bu yazıyı kaleme aldığımda, Saadet Partisi cephesinden henüz atraksiyon gözükmüyordu. Onların da diğer muhalefet partileriyle yapacakları görüşmeler neticesinde ortak bir kararın çıkıp çıkmayacağı şu saat itibariyle henüz net olmamakla beraber, edindiğim intibaha göre, üçlü ittifak kuvvetle muhtemel. Eğer böyle bir ittifak olursa ve tek aday üzerinde anlaşırlarsa, seçimin bir hayli çekişmeli geçeceği görülüyor. Tabi, bu ittifakta aday çok önemli ve eğer Ak Parti ve MHP’den oy alabilecek bir aday olabilirse, neticenin bıçak sırtı gibi olma ihtimali dillendiriliyor. 
Tabi, muhalefet cephesinden HDP’nin tutumu da önemli ve kilit bir rol üstleniyor. Onlara dair herhangi bir emare şimdilik gözükmüyor, ileriki günlerde o da netleşirse, ciddi bir siyasi analiz yapmak mümkün.  

Kenarda oturup olup-bitenleri pürdikkat seyreden Sayın Abdullah Gül, dört gözle muhalefetten kendi ismi üzerinde bir konsensüsün sağlanmasını bekliyor gibi… Onun dışındaki aday ismi, muhalefetin elini zayıflatacağı kesin. Şayet Abdullah Gül, bir açıklama yapar ve her hangi bir şekilde Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısına rakip olarak çıkmayacağını deklare ederse, kanaatimce muhalefetin yaptıkları tüm çabalar boşa çıkacaktır ve toplumun kahir ekseriyetinden karşılık bulmayacaktır.  

Sayın Abdullah Gül’ün Sayın Erdoğan’ın karşısına aday olarak çıkması, özellikle mütedeyyin kesim tarafından hüsnü kabul ile karşılanması mümkün değildir. Çünkü, Sayın Gül’ün siyasi serüvenine bakıldığında, bu günlere gelmesinde Sayın Erdoğan’ın başat rol üstlendiğini ve hatta Sayın Erdoğan’ın O’nun uğurunda kendisini feda ettiğini bilmeyen yoktur. Şöyle kısaca bir hatırlayalım, kendisi yasaklıyken Sayın Gül’ü partinin başına getiren, O’nu milletvekili ve Dış İşleri Bakanı yapan, Başbakan yapan ve en netameli bir süreçte kendisi olması gerekirken, altın tepsi içerisinde Sayın Gül’e cumhurbaşkanlığı makamını sunan Sayın Erdoğan’dır. Bu tablo karşısında doğrusu âcizane Sayın Gül’ün yerinde ben olsam, Sayın Erdoğan’ın karşısına rakip olarak ebediyen çıkmam, hatta ölümüne destekçisi olurum.  Ahde vefa bunu gerektirir. Siyasette bir kimse bana yol açsa, şahsen ömür billah kendisine minnettar olacağımı söylemeden edemeyeceğim. Adamlık bunu gerektirir. Bu da, benim fikrim ve duruşum. 
Sayın Gül’ün karşısına Sayın Erdoğan değil de herhangi biri çıksaydı, o zaman durum değişirdi ve Sayın Gül’ün ittifak ile birlikte kazanma şansı çok daha yüksek olabilirdi. Birçok kimse gönül rahatlığı içerisinde kendisine oy verebilirdi. Evet, kıymetli okurlarım, önümüzdeki süreç daha çok farklı değerlendirme yapmamıza gebe… Bakalım Mevla’m neyler, ne eylerse güzel eyler.
 

Bu yazı toplam 1055 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.