1. YAZARLAR

  2. M.Zeki CANŞİ

  3. Siyasi ittifaklar
M.Zeki CANŞİ

M.Zeki CANŞİ

Yazarın Tüm Yazıları >

Siyasi ittifaklar

A+A-

Seçim ittifaklarının artılarının yanında kuşkusuz eksileri de vardır. Lakin, mevcut sistem içerisinde artılarının eksilerinden fazla olduğunu söyleyebilirim. Özellikle siyasetin farklı yelpazelerinde bulunan partilerin bir araya gelmeleri, söylemleri ve parti programları farklı da olsa, aynı çatı altında birleşmeleri ötekini anlama ve empati yapma adına faydalı olduğu kanaatini taşıyorum.

Özellikle cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle birlikte, giderek zaruret haline gelen bu birleşmeler, ileride olası partner değişimine vesile olabileceğinden, dünün muhalifi bu günün paydaşı; dünün paydaşı bu günün muhalifi olabiliyor. Dolayısıyla, siyasi parti yöneticileri bu gerçeği bilerek hareket etmeleri gerekir diye düşünüyorum. Nitekim, çözüm sürecinde Ak Parti’nin HDP ile olan dirsek teması ileri boyutlara taşınmıştı. Bu gün Ak Parti açısından HDP’nin durduğu noktayı o gün MHP alıyordu. Yani dünün partneri, bu günün muhalifi ya da tam tersi olabiliyor. Nitekim öyle de oldu. Bir farkla, şu an Saadet Partisi dışındaki hemen hemen tüm partiler HDP’yi dışlamada aynı safta birleşiyorlar. Her ne kadar CHP buna kerhen teşne oluyorsa da, o da neticede HDP ile aynı kulvarda yarışmayı göze alamamaktadır. Ezcümle, hepsi HDP’ye karşı rezervli.

Geçmişte Ak Parti ile MHP arasında esen sert rüzgâra bakıldığında, bu iki partinin bir araya gelebileceğine kimse inanmazdı. Özellikle Sayın Bahçeli’nin sert söylemleri siyasetin nabzını hızlı atmasına sebebiyet veriyordu. Keza, Sayın Erdoğan’ın da aynı derecede MHP’ye yüklenmesi ve karşılıklı restleşmeler tabana da yansıyordu ve tabanda karşılıklı ciddi bir ayrışmayı ve restleşmeyi beraberinde getiriyordu. Ne zaman ki, Sayın Bahçeli Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine yeşil ışık yaktı, beklenmedik bir yakınlaşma gerçekleşti. Adına cumhur ittifakı konulan bu birliktelik, yerel yönetim seçimleri arifesinde kısa süreliğine bir “af” türbülansına girse de, daha sonra yine yerini siyasi halvete bıraktı. Şu an için bu cephede bir sorun gözükmüyor, zaman zaman türbülanslar yaşansa da “tatlı bir meltem esintisi” devam ediyor. Zaten Sayın Erdoğan’ın tabanına hâkimiyeti tartışılmaz. Geçen seçim gösterdi ki, Sayın Bahçeli de hemen hemen aynı derecede tabanına hâkim ve taban da Sayın Bahçeli’nin siyasi tasarruflarına tabi olduğunu gösterdi. En azından görüntü bu şekilde. İçlerinde ne tür fırtınaların koptuğunu bilemeyiz.

Mamafih; Önümüzdeki yerel yönetimler seçimlerinde, bu ikili arasında herhangi bir sorunun çıkabileceğini tahmin etmiyorum. Münferit bir takım olaylar yaşansa da, durum böyle…

CHP İYİ Parti ittifakına gelince;

Bu iki parti arasında varılan mutabakat açıklandıktan sonra, özellikle CHP kanadında ciddi homurdanmalar yükseldi ve bazı teşkilatlar itirazlarını yüksek perdeden dile getirdiler. En azından şu an itibariyle İYİ Parti’de CHP kadar bir itiraz sesine şahit olmadık. Siyasetin farklı yelpazesinde bulunan bu iki partinin kan uyumu sürer mi, bu uyum uzun süre devam eder mi? doğrusu pek kestiremiyorum. Zira, müzmin CHP’liler, MHP’den neş’et etmiş bir İyi Parti’ye ve onun söylem ve eylemlerine ne kadar tahammül edebileceğini zaman gösterecek. Tepe noktadaki karşılıklı adaptasyon, tabanda da karşılık bulur mu? Bekleyip göreceğiz.

Geçmiş zamanlarda milliyetçi cephe hükümetlerinin yanında, CHP+MSP koalisyonu, keza, RP+DYP koalisyonu bu tür birliktelikler için ciddi bir örnek gibi gözükse de, esasen koalisyon süreçleri hep netameli süreçler olarak tarihe geçmiştir. Lakin önemli bir fark var, o dönemlerdeki koalisyonlar karşılıklı hoşgörü ve kabullenme koalisyonunu bir türlü gerçekleştiremiyorlardı. Geçen süre zarfında insanların siyasete olan bakış açısı kör dövüşü örselemiş; yerine hoşgörüyü, kabullenmeyi, empatiyi ve birlikte çözüm odaklı çalışmayı gerekli hale getirmiştir. Bu da, doğrusu hayra alamet bir gelişme.

Saadet Partisi’ne gelince: O her zamanki gibi, darı ambarındaki tutumunu devam ettiriyor. Mütedeyyin kesimin kendilerine olan siyasi desteğin Ak Parti’ye kaydığı gerçeğini bir türlü kabullenmek istemiyor. Dolayısıyla hala tatlı rüyalarla hayal âleminde yaşıyor. Seçim sonuçlarına teviller getirerek kendini avutmaya devam ediyor. Özellikle Fatih Erbakan’ın RP adı altında yeni bir parti kurması ve Saadet partisinin genel merkezine baskın düzenleyerek mallarını haczetmesi Saadet Partisi açısından geldiği son noktayı gözler önüne seriyor. Kanaatimce, her fani gibi Saadet Partisi de, bir daha tekraren dirilirler mi bilinmez ama, DSP ve ANAP gibi temerrüte düşüp misyonunu tamamlayarak siyaseten dar’ül bekaya irtihal edecektir.

Seçimlerin ve ittifakların barışa, kardeşliğe ve toplumsal huzura vesile olmasını temenni ederim.

Bu yazı toplam 825 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
1 Yorum