1. YAZARLAR

  2. İbrahim ELGİN

  3. SOFRAMIZDA SEVGİ VAR MI?
İbrahim ELGİN

İbrahim ELGİN

Yazarın Tüm Yazıları >

SOFRAMIZDA SEVGİ VAR MI?

A+A-

Okyanusta yol alan bir gemi kaza geçirerek batar. Gemiden sağ kurtulan adamı, dalgalar küçük, ıssız bir adaya kadar sürükler.

Adam ilk günler kendisini kurtarması için Allah’a yalvarır ve yardım bulurum umuduyla ufka bakar. Ama ne gelen olur, ne giden…

Daha sonra rüzgardan, yağmurdan ve zararlı hayvanlardan korunmak… için ağaç dallarından ve yapraklardan bir kulübe yapar. Sahilde bulduğu, gemiden arta kalan konserve, pusula gibi eşyaları bu kulübeye koyar.

Günler hep aynı şekilde geçmeye başlar. Balık avlar, pişirip yer ve ufku gözler, Kendisini kurtarması için Allah’a dua eder. Bir gün tatlı su getirmek için yürüyüşe çıkar. Geri döndüğünde kulübesinin alevler içinde yandığını görür. Dumanlar, göğe yükselir. Başına gelebilecek en kötü şeydir bu.

Keder ve öfke içinde donakalır. Şimdi bu ıssız adada, başını sokabileceği bir kulübesi bile kalmamıştır. “Allah’ım, bunu bana nasıl yapabildin?” diye feryat eder. O geceyi keder ve üzüntü içinde geçirir. O kadar dua ettiği halde, başına bu olay geldiği için sitemler eder.

Ertesi sabah erken saatlerde, adaya yaklaşmakta olan bir geminin düdük sesiyle uyanır!
Gemi adaya yanaşır. Bitkin adam kendisini kurtarmaya gelenlere sorar;
“Benim burada olduğumu nasıl anladınız?”
Cevap onu hem şaşırtır, hem de utandırır:
“Dumanla verdiğiniz işareti gördük!”

Canımızı sıkan gözyaşlarımızı inci gibi döken olaylar sessiz bir kurtuluş çağrısı, bir mutluluk davetiyesi belki de..
İlk bakışta dayanılmaz gelen en acı anlar, sonrasında kalbimizi kuş gibi hafifleten, ruhumuzu ısıtan tecrübelere dönüşebiliyor. Güneşli bir havada seçemeyeceğimiz bir ışık, hava kararınca fenerimiz olabiliyor.
Keyfimiz yerindeyken burun kıvırdığımız tavsiyeler, hüzünlü anlarımızda hemen imdadımıza yetişiyor.

İyilik hallerinde sırt çevirdiklerimiz, zor anlarımızda sırtımızı dayayabileceğimiz dayanak oluyor.

Hikayede  yanan kulübenin dumanıyla kurtuluş umudunun yeşermesi gibi, yaşamımızdaki kırık dökükler, yıkıntı ve ziyanlar, kayıp ettiklerimiz ve yenilgiler, bilmiyoruz belki de  yenilenmenin, yeniden doğuşumuzun tohumlarını ekiyor yaşantımıza.   

Bir çoğumuz bu hikayeyi okurken hakikaten benimde başıma böyle bir şey gelmişti. O anlarda çok üzüldüm ama daha sonra yahu neden kendimi boşuna üzmüşüm diyenleriniz vardır aranızda . Hayat mevsimler gibidir. Bazen güneşli, bazen yağmurlu, bazen rüzgarlı, bazen de soğuk bir kış günü gibi yüreğimizi üşütebiliyor. Ama şunu bilin ki baharda açan o güzel çiçekler, o güzel otlar, kışın soğuğuna ve karını katlanmadan açmıyor.

Belki de çoğu zaman elimizdeki nimetlerin elimizden gitmeden  kadrini  kıymetini  bilemiyoruz.

Varsın çorbanın tuzu az gelmiş olsun.
Varsın pilav birazcık lapa olmuş olsun.

Varsın masamızda en sevmediğiniz yemek kereviz olsun

Sofranızda sevgi var mı, ondan haber verin ..
Gece  evinde  dostların  olsun.

Tadına  var  hayatın.

Arkadaşım, hayat bu. Daha ne olsun?

Ama en önce ve illa ki sağlık olsun!

Onun için ;

"Evin varsa bir sıfır koymalısın varlık hanene,
İşin varsa bir sıfır daha koymalısın,
İş seninse üç sıfır daha koymalısın,
İşin iyi gidiyorsa üç sıfır daha,
Araban varsa bir sıfır,
Yazlığın varsa bir sıfır daha,
Daha sıralanabilir sıfırlar hanesi...
Ancak, Sağlığın varsa bir koyarsın başına,
o zaman bütün koyduğun sıfırlar anlamlı bir değere ulaşır.
Yoksa sonuç sıfırdır, hiç uğraşmayasın boş yere..."

Herkese iyi pazarlar…

Bu yazı toplam 1103 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum